Nur talebelerinden genç bir hafız, kendisinde unutkanlık başladığını söyleyerek bunun sebebini ve ne yapması gerektiğini Bediüzzaman Hazretlerine sorar. Üstad Hazretleri ise meseleyi özellikle harama bakmak üzerinden değerlendirerek şu önemli izahı yapar:
Ehl-i İslamda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su’-i isti‘malat ile israfa girer. Haftada birkaç def‘a gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hafızasına zaaf gelir. Evet, bu asırda açık-saçıklık yüzünden, hususan bu memalik-i harrede o su’-i nazardan su’-i isti‘malat, umumi bir unutkanlık hastalığını netice vermeye başlıyor. Herkes, cüz’i külli o şekvadadır.1
Burada kastedilen, harama bakmanın şehevi duyguları harekete geçirerek insanı meşru olmayan davranışlara sevk etmesidir. Bu ifade yalnız bekarlara değil, harama bakan herkese yöneliktir. Ancak metindeki "haftada birkaç defa gusle mecbur olur" ifadesi, daha çok şehvetin tahrik edilmesi sonucu meni gelmesine yol açan gayrimeşru hallerin neticesine işaret etmektedir.
Üstad Hazretleri, "su-i istimal ile israfa girer" buyurarak asıl üzerinde durulması gereken noktayı ortaya koymaktadır. Buradaki israf, su israfı veya sadece guslün fazlalığı değildir. Kastedilen; Allah'ın insana verdiği beden, duygu ve cinsel kuvvetin yaratılış gayesinin dışında kullanılması, şehvetin kontrolsüz şekilde tahrik edilmesi ve bedeni enerjinin ölçüsüz tüketilmesidir. Yani insanın maddi ve manevi güçlerini nefsani arzular uğruna yanlış yerde harcamasıdır.
Metinde geçen "tıbben kuvve-i hafızasına zaaf gelir" ifadesi de bu yanlış kullanımın zihin ve hafıza üzerinde olumsuz etkiler bırakabileceğini haber vermektedir. Çünkü harama bakmak alışkanlık haline geldikçe insanın zihni sürekli bu görüntülerle meşgul olur, dikkati dağılır ve yeni bilgileri öğrenmesi zorlaşabilir.
Nitekim İmam-ı Şafii de, "Haram nazar unutkanlık verir." diyerek aynı hakikate dikkat çekmiştir. Çünkü ilim bir nurdur. Haram ise bu nurun kalpte yerleşmesine engel olur. Kişi, zihnini sürekli gayrimeşru görüntü ve hayallerle meşgul ettiğinde ilimden, hakikatten ve manevi bereketten mahrum kalmaya başlar. Haram; kalbe, ilme, rızka ve hayatın birçok alanına olumsuz tesir edebilir.
Bu mesele günümüz psikolojisi açısından da anlaşılabilir. Sürekli haram içeriklere maruz kalmak veya bunları alışkanlık haline getirmek, beynin dikkat ve ödül sistemini olumsuz etkileyebilir. Bunun başlıca sebepleri şunlardır:
Ödül sistemi: Yoğun cinsel içerikler beynin ödül mekanizmasını sürekli uyarır. Bu durum zamanla kitap okumak, ders çalışmak ve ibadet gibi daha sakin faaliyetlere odaklanmayı zorlaştırabilir.
Dikkatin dağılması: Güçlü duygusal ve cinsel içerikler zihinde daha kalıcı iz bırakır. Bu görüntüler istemsiz şekilde tekrar hatırlanarak çalışma sırasında dikkati bölebilir ve öğrenmeyi güçleştirebilir.
Stres ve suçluluk duygusu: Haram alışkanlığı devam ettikçe kişi vicdan azabı yaşayabilir. Bağımlılık oluştuğunda ise bu durum bir kısır döngüye dönüşebilir; hem ruh sağlığını hem de zihinsel performansı olumsuz etkileyebilir.
Sonuç olarak Bediüzzaman Hazretlerinin burada dikkat çektiği husus, yalnızca harama bakmanın günah olması değildir. Asıl mesele, haram bakışın insanın bedenine, zihnine ve ruhuna zarar vermesi; Allah'ın verdiği nimetleri yaratılış gayesinin dışında kullanmaya sevk etmesidir. Bu yüzden harama bakış arttıkça hem manevi hayat hem de dikkat, hafıza ve zihinsel verim olumsuz etkilenebilmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 89.

