Kabir üzerine bina inşa edilmesi hususunda ûlema, şeyhler, evliya istisna tutulmuştur. Bu konuda İbn Abidin şöyle demektedir.
Yani kabrin üzerine bina yapmak süsleme maksadıyla olursa haramdır. Definden sonra kabri sağlamlaştırmak için yapılırsa mekruhtur. Definden önce ise orası zaten kabir değildir. İmdâd. el-İhkâm’da Câmi’u’l-Fetâvâ’dan şöyle nakledilir: “Denildi ki, meyyit, meşayıhtan, ulemadan ve sadattan olursa mekruh değildir.” Ancak bu hüküm, meyyitin vakıf kabristandan başka bir yere gömülmesi durumu için geçerlidir. Nitekim bu husus açıktır.1
İbn Âbidîn’in bu ifadelerinden anlaşılan odur ki, vakıf olmayan kabristana defnedilmesi halinde ulemanın, meşayıhın, sadatın kabirleri üzerine bina (türbe) yapmanın mekruh olmadığı anlaşılmaktadır.
İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, III, 143-4.

