Evet, ene mahluktur. Çünkü ene, insanın yaratılışına konulmuş bir ölçü âletidir. Hakikî ve bağımsız bir varlığa sahip değildir; insana emanet edilmiş mânevî bir anahtar hükmündedir.1
“Ene” denilince kastedilen şey, insanın “ben” demesidir. Bu “benlik”, insana Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını bir derece anlaması için verilmiştir. Meselâ insan, “Ben bir şeye sahip oluyorum.” der; buradan hareketle bütün mülkün hakikî sahibinin Allah olduğunu anlar. “Ben biliyorum, yapıyorum, istiyorum.” der; sonra bilir ki ilim, kudret ve iradenin hakikî ve sonsuz sahibi Cenâb-ı Hak’tır. Yani ene, hakikati göstermek için verilmiş bir kıyas ve ölçü âletidir.2
Bu sebeple ene, ezelî ve kadîm değildir. Sonradan yaratılmıştır, vazifelidir ve sınırlıdır. İnsanın mahiyetine dercedilmiş bir emanet olduğu için mahluktur.
Fakat burada mühim bir nokta vardır: Ene doğru kullanılırsa marifetullaha, yani Allah’ı bilmeye vesile olur; yanlış kullanılırsa gurur, hodfüruşluk ve dalâlete sebep olur. Çünkü ene aslında “mânâ-yı harfî” ile, yani kendine değil Hâlık’ına bakan bir anahtardır. Eğer insan ene’ye “mânâ-yı ismî” ile bakar, onu müstakil ve hakikî bir sahip zannederse, o vakit benlik büyür ve hakikatten uzaklaştırır.
“Ene, kendisi bir harf iken, mânâ-yı harfî ile başkasını gösterdiği hâlde; mânâ-yı ismî ile kendine baksa, firavunlaşır.”3
Netice olarak ene, insanda yaratılmış bir “benlik duygusu”dur. Vazifesi, Allah’ın esmâ ve sıfâtını tanıtmaktır. Onun için ene mahluktur; ilâhî bir sıfat değil, insan mahiyetine verilmiş bir ölçü ve emanettir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri de Ene Risalesi'nde enenin yaratılmış ve mahluk olduğuna dikkatleri çekmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.219
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.220
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.221

