Celcelûtiye, Hazreti Ali (ra)’a nispet edilen bir kaside olup islâm geleneğinde kıymetli kabul edilen bir münacattır. Risale-i Nur’da Celcelûtiye’nin içinde doğrudan İsm-i Âzam’ın bulunduğuna dair açık bir ifadeye rastlanmamaktadır. Bununla birlikte, Celcelûtiye’nin ruhu ve muhtevası itibarıyla İsm-i Âzam hakikatini taşıdığı ve bu esasa dayandığı söylenebilir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:
Ma‘lûm olsun ki, Celcelûtiye’nin esası ve rûhu olan (اَلْقَسَمُ الْجَامِعُ) (وَالدَّعْوَةُ الشَّرٖیفَةُ) (وَالْاِسْمُ الْاَعْظَمُ) ...1
Ayrıca Hazreti Ali (ra)’ın Ercüze adlı diğer kasidesinde ise İsm-i Âzam olarak “Ferd, Hay, Kayyum, Hakem, Adl, Kudüs” isimlerini zikredilmektedir.2
İsm-i Âzam, Allah Teâlâ’nın öyle bir ismidir ki, onunla yapılan dua reddedilmez. Ancak reddedilmez ifadesi, yapılan duanın mutlaka istenilen şekliyle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Zira duanın kabulü sadece telaffuz edilen lafızlara bağlı değildir; kulun hâline, niyetine, ihlasına ve Allah’a olan teslimiyetine de bağlıdır. Duanın kabulü bazen istenenin aynen verilmesi şeklinde olur; bazen daha hayırlısının verilmesiyle tecelli eder; bazen de kulun talep ettiği şey onun için hayırlı olmadığından verilmez. Bazen de dua vesilesiyle bir bela ondan uzaklaştırılır. Bunların tamamı, dua için birer kabul şeklidir.
Netice itibarıyla Celcelûtiye ve Ercüze kasideleri faziletli dua ve münacat metinleridir. Ercüze’de, İsm-i Âzam olan Allah'ın isimleri açıkça zikredilmektedir. Bu isimlerle dua eden kimse, duasının kabulü adına büyük bir rahmet kapısının önüne gelmiş olur. Ancak bu kapının açılması kesin değil; edep, ihlas ve samimi bir teslimiyetle mümkündür.
Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 106
Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 132

