Nazar, sihir ve büyü gibi hususların hakikati olmakla beraber, bu gibi durumlardan her daim Allah'a sığınmak ve dua etmek gerekmektedir. Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de nazarın gerçekliğini şu âyet ile belirtmektedir.
Doğrusu inkâr edenler Kur'ân'ı dinlediklerinde, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi ve (hasedlerinden): “Şüphesiz ki o, gerçekten bir mecnundur!” diyorlar.1
Hadis kaynaklarında Ümmü Seleme r.anha'dan rivayete göre, kendisine nazar değmiş bir çocuğu şu şekilde tespit etmiştir:
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi evinde, yüzünde bir sarılık bulunan (ya da yüzünün rengi değişmiş) bir kız çocuğu gördü. Bunun üzerine: “Buna rukye yapılmasını söyleyiniz. Çünkü buna bir nazar değmiş bulunuyor.” buyurdu.2
Bununla birlikte, nazar değmesinin sahih kaynaklarda veya tıbbî anlamda teşhis edilmiş, sabit ve herkesi kapsayacak bütüncül belirtileri olduğu söylenemez. Zira her insanın üzerinde farklı hâllerle kendisini gösterebilir.
Lakin kesinlik ifade etmese de genel anlamda, biyolojik veya psikolojik olarak teşhis edilmiş bir sebebi olmaksızın;
Aniden gelen halsizlik ve ağırlık hissi
Sebepsiz bir moral bozukluğu, iç sıkıntısı
Baş ağrısı, omuz ve ense ağrıları
Uykusuzluk ya da sürekli uyuma hâli
Günlük rutin işlerin ters gitmesi
Bebeklerde, hiçbir sebep yokken meydana gelen huzursuzluk, sürekli ağlama ve emmek istememe gibi durumlar nazar belirtisi olabilir. Lâkin bütün bu hâller, biyolojik bir sorun veya psikolojik yorgunluk sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu sebeple, öncelikle bu hususu değerlendirmek gerekir.
Öte yandan, sihir ve büyü gibi hâllerin belirtileri de hangi maksatla yapıldığına göre değişkenlik gösterebilir. Ani kişilik değişimi ve eşler arasında şiddetli geçimsizlik gibi durumlar, sihrin hangi amaçla ve nasıl yapıldığına göre farklılık gösterebilir. Lâkin bütün bunlar elbette hakikî tesir sahibi değildir. Rabbimizin gücü ve kudreti her şeyden üstündür.
Bu sebeple, bunlardan Allah’a sığınmak ve mânevî hâli güçlendirmek en tesirli korunmadır. Ayrıca nazar ve sihir konusunda sürekli vesvese ve evham içinde olmak da doğru değildir.
Kalem, 68/51.
Buhari, Tıb, 5739.

