Burada anlatılan hakikat, bilinen meşhur bir rivayet ve izahtır. Ayrıca bu manayı ifade eden, destekleyen farklı rivayetler de mevcuttur. Bu sözün Hz. Ali’ye nispet edilen kısmı ise “Ben, b harfinin altındaki noktayım.” ibaresidir. Nitekim Hz. Ali’ye (r.a.) nispet edilen “İlim bir nokta idi, insanlar onu çoğalttı.” ifadesi bu rivayeti kuvvetlendirmiştir. Fahreddin er-Râzî Hazretleri şöyle buyurmuştur:
كُلُّ الْعُلُومِ مُنْدَرِجٌ فِي الْكُتُبِ الْأَرْبَعَةِ وَعُلُومُهَا فِي الْقُرْآنِ وَعُلُومُ الْقُرْآنِ فِي الْفَاتِحَةِ وَعُلُومُ الْفَاتِحَةِ فِي بِسْم اللّٰهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَعُلُومُهَا فِي الْبَاءِ مِنْ بِسْمِ اللّٰهِ.
″İlimlerin hepsi dört kitapta toplanmıştır ve bu ilimler Kur’an’dadır.1
Kur’an’daki ilimler Fâtiha’dadır. Fâtiha’daki ilimler de Bismillâhirrahmânirrahîm’dedir. Bundaki ilim de besmelenin başındaki B’dedir.″2
İşte Kur’ân-ı Kerîm’deki manaların hepsi, besmelenin B harfindedir. Hikmet ilmi de bu B’nin altındaki noktadadır. Bu hususta Hz. Ali Efendimiz şöyle demiştir:
أَنَا اَلنُّقْطَةُ تَحْتَ الْبَاءِ مَنْ عَلَّمَنِي حَرْفًا صِرْتُ لَهُ عَبْدًا
″B harfinin altındaki nokta benim. Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.″3
Burada ifade edilen harften maksat, besmeledeki B harfidir.
Ashâb-ı Güzîn ve alimler, Halife Efendilerimizden bahsederken onları özellikle şu sıfatlarıyla övmüşlerdir:
Hz. Ebû Bekir (r.a.) için ″es-Sıddîk″, Hz. Ömer (r.a.) için ″el-Fâruk″, Hz. Osman (r.a.) için ″Zinnûreyn″ ve Hz. Ali (r.a.) için ″Bâbü Medîneti’l-İlm ve noktatülletî tahte’l-bâ″ denilmiştir. Burada Hz. Ali (r.a.) için ″İlim şehrinin kapısı ve B’nin altındaki nokta″ diye söylenmiştir.4
Bunu destekleyen başka rivayetler de mevcuttur. Hz. Ali Efendimiz hakkında Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
أَنَا مَدِينَةُ الْعِلْمِ وَعَلِيٌّ بَابُهَا فَمَنْ أَرَادَ الْمَدِينَةَ فَلْيَأْتِ الْبَابَ.
″Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. İlim isteyen, o kapıya müracaat etsin.″5
Başka bir rivayette ise Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
قُسِمَتِ الْحِكْمَةُ عَشْرَةُ أَجْزَاءٍ فَأُعْطِيَ عَلِيٌّ تِسْعَةَ أَجْزَاءٍ وَالنَّاسُ جُزْءًا وَاحِدًا وَعَلِيٌّ أَعْلَمُ بِالْوَاحِدِ مِنْهُمْ.
″Hikmet ona ayrıldı. Dokuzu Ali’ye, biri diğer insanlara dağıtıldı. O, bu birini de diğer insanlardan iyi biliyordu.″6
Bu hususta Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ″Allah’u Teala es-Seb’ut-Tivali (yedi uzun sureyi) Tevrat’ın yerine, el-Miun’u (ayet sayısı yüzden fazla olan sureleri) İncil’in yerine, et-Tavasin’i (Ta, Sin ile başlayan sureleri) Zebur’un yerine vermiş ve beni Havamim (Ha, Mim ile başlayan sureler) ve el-Mufassal (kısa) sureler ile üstün kılmıştır. Benden önce bunları hiçbir peygamber okumuş değildir.″ (İmam Kurtubi, el-Cami’u li-Ahkam’il-Kur’an, c. 13, s. 87; Taberani, Mu’cem’ul-Kebir, Hadis No: 7929)
Fahreddin er-Razi, Tefsir-i Kebir, c. 1, s. 89.
Bakınız: Berika, c. 5, s. 61.
Muhammed Bilal Nadir, Tefsir-i Nadiri, c.1, Fatiha suresi 1. Ayet, s.1
Sünen-i Tirmizi, Menakib 20; Taberani, Mu’cem’ul-Kebir, Hadis No: 10898.
Ramuz’ul-Ehadis, s. 335/1; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 32982.

