Hulusi Ağabey, Barla Lahikası'nda bulunan mektubunda Üstad Bediüzzaman Hazretlerine sorduğu suali şu şekilde ifade etmektedir.
Sâlisen: Esmâ-yı Hüsnâ’dan Rahmân ve Rahîm isimleri en a‘zam mertebede olduklarından mı, yoksa başka sebep ve hikmetle mi بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ kelimesi içine dâhil olmuşlardır? Bu da şu mektûbu yazarken kalbime geldi, ben de soruyorum. 1
Hulusi Ağabey burada Rahmân ve Rahîm isimlerinin besmele içerisinde geçmesinin hikmetini sormaktadır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, konu hakkında daha önceden telif ettiği İşaratü'l-İ'caz isimli eserinde şunları söylemektedir.
اَلرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ Bu iki sıfatın Lafza-i Celâl'den sonra zikirlerini îcâb eden münâsebetlerden birisi şudur ki: Lafza-i Celâl'den celâl silsilesi tecellî ettiği gibi, bu iki sıfattan dahi cemâl silsilesi tecellî ediyor. Evet, her bir âlemde emir ve nehiy, sevâb ve azâb, terğîb ve terhîb, tesbîh ve tahmîd, havf ve recâ gibi pek çok fürûât, celâl ve cemâlin tecellîsiyle teselsül edegelmektedir.2
Bediüzzaman Hazretleri, Rahmân ve Rahîm isimlerinin besmele içerisinde bulunup Lafza-i Celâl olan Allah lafzından sonra kullanılmasının bir hikmetini, kâinatta var olan bir dengenin gereği olarak görmektedir. Zira kâinatta her daim bir celâl-cemâl dengesi söz konusudur. Üstadın da ifade ettiği gibi sevap varsa azap da vardır. Korku varsa ümit de vardır, teşvik varsa yasak da vardır. Âlemin her yerinde bu kural görülmektedir. İşte burada sevap, ümit, teşvik ve ihsanlar cemâlin bir göstergesidir. Yine aynı şekilde azap, korku, yasak ise celâlin bir göstergesidir. Üstad Hazretleri, âlemde cârî olan bu celâl-cemâl dengesinin besmele içerisinde de var olduğunu ve bunun insanlara bir işaret olduğunu vurgulamaktadır. Besmele içerisindeki Allah lafzı celâlie, Rahmân ve Rahîm isimleri ise cemâle işaret etmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 16.
Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 12.

