Hadis, benzerleriyle beraber çok kaynakta geçmektedir. Hâkim, Müstedrek, Munzirî, Terğib ve’t-Terhib, Taberi, Begavi, Razi, Ebu Hayyan/el-Bahru’l-Muhit, İbn Kesir, Kurtubi, Suyutî gibi birçok muhadis ve müfessir eserinde yer vermektedir.1
Hz. Üstad, "Arz öküz ve balık üzerindedir" hadisini Lemalar Mecmuası On Dördüncü Lema'da üç temel esasla açıklamıştır. Kısa bir özeti şu şekildedir;
Birinci esas: Yahudi alimlerinden bir kısmı Müslüman olunca, eski kitaplarındaki öküz ve balığa dair halk hikâyelerini bu hadise uygulamışlardır. Bu yüzden hadis hakkındaki garip anlatılar İslam'a değil, o eski kaynaklara aittir.
İkinci esas: İlim dilindeki benzetmeler halkın diline geçtikçe zamanla gerçekmiş gibi anlaşılmaya başlar. Sevr (öküz) ve hût (balık) hadisesi de böyledir. Asıl manası bir benzetmeyken zamanla gerçek bir öküz ve balık sanılmıştır.
Üçüncü esas: Nasıl Kur'an'da derin hakikatler benzetmelerle anlatılıyorsa, hadislerde de böyle anlatımlar vardır. Bunlar mecazi manayı taşır, lafzi olarak yorumlanamaz.
Bu esasları ifadeden sonra Hz. Üstad hadise üç farklı yorum getirir.
Birincisine göre Allah, yeryüzüne iki melek tayin etmiştir; bunların adları Sevr ve Hût'tur. Yerin kara kısmını öküz, deniz kısmını balık ihya ettiğinden bu melekler o adlarla anılmıştır.
İkincisine göre "Devlet kılıç ve kalem üzerinde durur" denildiği gibi, yeryüzünün düzeni de öküzün omzundaki tarıma ve balıkçılığa dayandığından "öküz ve balık üzerinde" ifadesi kullanılmıştır. Bu yorum, insanlığın geçiminin hayvanlara ne kadar bağlı olduğuna dair büyük bir gerçeği iki kelimeyle özetler.
Üçüncüsüne göre ise soru iki ayrı zamanda sorulmuştur; birinde yerküre Sevr burcunun hizasındaydı, diğerinde Hût burcunun. Hz. Üstad'a göre bu cevap, yerin kendi yörüngesinde hareket ettiğine ve gökteki burçların yerin yörüngesinde tecelli ettiğine dair asırlar sonra anlaşılacak bir hakikate işaret etmektedir.2
Hâkim, Müstedrek, Beyrut, 1411/1990, 4/636; el-Munzirî, et-Terğib ve’t-Terhib, Beyrut, 1417, 4/257.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 92.

