Lahikaya Parlak Bir Zeyl eserinde Hüsrev Efendi'nin yazmış olduğu bir mektupta aynen bu ifade geçmektedir:
Şarkta Japonların mağlub olmasıyla, dünyanın salah u selamete ve emn u emana kavuşması beklenirken, deccalâne bir hareket şimalde kendini gösterdiği görülüyor.1
Japonya'nın tarihinde mağlup olduğu en büyük ve belirleyici savaş, (başta ABD olmak üzere) Müttefik Devletler'e karşı kaybettiği II. Dünya Savaşı'dır (1939–1945).
Şimalde (kuzeyde) kendini gösteren deccalâne hareket ise SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) döneminde daha belirgin bir şekilde ortaya çıkan ve dünyayı kasıp kavuran dinsizlik cereyanıdır. Bunu ifade yerlerden birisi şöyledir:
Deccâlın mühim bir kuvveti Yahûdîdir, yani komiteleridir. Ve ye’cûc ve me’cûc ise, Çin-i Maçin’de bulunan Mançur ve Moğol ve Kırgız ve her tarafta bulunan anarşistler ve sosyalistlerin müfritleri olan komünistlerdir.2
Burada deccâlın mühim bir kuvvetinin Yahudi komiteleri olduğu ve bu komiteler içerisinde sosyalistlerin en tehlikelisi komünistler olduğu ifade edilmiş. Komünistlerin de o dönemde daha çok Türkiye'nin kuzeyinde yer alan Rusya'da faaliyet gösterdiği malumdur.
Yahûdîler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için komünist komitesinin te’sîsinde mühim rol oynayarak, yahûdî milletinden olan Troçki nâmında dehşetli bir adamı, Rusya’nın başkumandanlığına ve terbiye-gerdeleri olan meşhûr Lenin’den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek, Rusya’nın başını patlatıp bin senelik mahsûlâtını yaktırdılar. Büyük Deccâl’ın komitesini ve bir kısım icrââtını gösterdiler. Ve sâir hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.3
Burada ise Rusya'daki komünist komitenin kurucularının Yahudiler olduğu ve Rusya'nın başına geçerek deccâlane bir icraat ortaya koydukları açıkça beyan edilmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lahikaya Parlak Bir Zeyl, Hayrat Neşriyat, Isparta 2026, s. 168
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 81

