Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

02.11.2026

Bediüzzaman Hazretleri Mustafa Kemal’e Hücumat-ı Sitte’deki Hangi Temsili Söylemiştir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

“... Hem Hucumat-ı Sitte'de yazılı bir temsil ile tezyif ettiğiniz...” (Lahikaya Parlak Bir Zeyl, s. 186)

  1. Bu parçada geçen temsil, Hücumat-ı Sitte’deki hangi temsildir? İzah eder misiniz?

  2. Bu parçaya göre Bediüzzaman Hazretleri, mezkur temsil ile Divan-ı Riyaset’te Mustafa Kemal’i mi tezyif etmiştir? Eğer öyleyse bu hadise nasıl cereyan etmiştir? İzah eder misiniz?

02.11.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Burada kastedilen Ayasofya örneğidir. Nitekim Emirdağ Lahikası’nda bu husus şöyle aktarılmaktadır:

Hücumat-ı Sitte’nin birinci desisesi içinde bulunan, mesela, Ayasofya Camii ehl-i fazl ve kemalden ila ahir... cümlesinden başlayan, ta İkinci Desise’ye kadar, bir saat tamamen ona söyledim.1

Bu kıssa şöyle gerçekleşmiştir:

Bediüzzaman Hazretleri’nin ibadet ve namaza dair kaleme aldığı beyannameyi okuyan milletvekillerinden 60 tanesi hemen namaza başladı. Namazların cemaatle kılınmaya başlanması ve sayının da iki katına çıkması sebebiyle, önceki namazgah olan küçücük oda dar geldi ve büyük bir odaya tebdil edildi.
Hz. Üstad’ın bütün vekilleri ve komutanları bu şekilde ibadete, namaza ve Kur’an’a sarılmaya davet etmesi, M. Kemal ile aralarında şiddetli bir münakaşanın cereyan etmesine sebebiyet verdi. Başkanlık Divanı’nda M. Kemal, elli altmış milletvekilinin huzurunda Bediüzzaman Hazretleri’ne hitaben:
“Sizin gibi kahraman bir hoca bize lazımdır. Sizi, yüksek fikirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız, aramıza ihtilaf verdiniz.” dedi.

Bu sözler üzerine Bediüzzaman Hazretleri, gayet sakin bir şekilde namazın kıymet ve ehemmiyetini anlatmaya başladı. Konuşma uzadıkça M. Kemal’in üslubu sertleşti. Bunun üzerine Hz. Üstad da şiddet ve hiddetle iki parmağını ileri uzatarak, “Paşa! Paşa! İslamiyette, imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur.” diyerek sert bir cevapla Başkanlık Divanı’nı terk etti.
Türkiye Cumhuriyeti ilk devir Siverek Milletvekilliği yapmış Yüzbaşı Abdülgani Ensari, Hz. Üstad’ın M. Kemal ile münakaşasını şöyle anlatıyor:
“Bediüzzaman Hazretleri İstanbul’dan Ankara’ya ilk geldiği günlerde, daha önceleri de birbirimizi tanıdığımız için sık sık görüşüyorduk. Ankara’ya geldikten bir müddet sonra meb’usları (vekilleri) namaza davet etti. Bir beyanname yazıp neşretmişti. Bu mevzu’da M. Kemal ile münakaşaları esnasında ben hazır idim. M. Kemal’in hiddetli bağırmasına karşı, Bediüzzaman daha çok şiddetli ve hiddetli bir şekilde bağırarak ona karşı namazı ve İslam şeairini müdafaa etti. Münakaşanın tam ortasında, yani ikisi karşılıklı sert konuşurken, Sultan Abdülhamid’in meşhur müezzini Hafız Hüseyin Efendi meclis mescidinde Allahü Ekber, Allahü Ekber diye Ezan-ı Muhammediye başlar başlamaz, Bediüzzaman o şiddetli münakaşayı dakikasında bırakarak namaz yerine koştu.”

Bu münakaşadan Bediüzzaman şöyle bahseder:
“Ankara’da divan riyasetinde pek çok meb’uslar varken Mustafa Kemal şiddetli bir hiddet ile divan riyasetine girip bana karşı bağırarak: Seni buraya çağırdık ki bize yüksek fikir beyan edesin. Sen geldin, namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin, dedi. Ben de onun hiddetine karşı dedim: Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur. Dehşetli bir pot kırdım. Hazır meb’us dostlarım telaş ettikleri ve herhalde beni ezeceklerini tahmin ettikleri sırada, bana karşı bir nevi tarziye (özür) verip o mecliste hiddetini geri alması, adeta dehşetli bir kuvveti ve hakikati hissedip geri çekilmesi, ikinci gün hususi riyaset odasında: Hücumat-ı Sitte’nin Birinci Desise içinde bulunan “Mesela: Ayasofya Camii ehl-i fazl u kemalden ila ahir...” cümlesinden başlayan, ta İkinci Desise’ye kadar, bir saat tamamen ona söyledim. Bütün hissiyatını ve prensibini rencide ettiğim halde bana ilişmemesi, hatta taltifime çok çalışması, kat’iyyen bu üç cebbar fevkalade kumandanların bu üç acib haletleri, adeta Eski Said’den korkmaları, şüphesiz ki Risale-i Nur’un, ileride kahraman şakirdlerin şahs-ı manevisinin harika bir kuvveti ve Risale-i Nur’un parlak bir kerametidir.”2

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, c.3, s. 268.

  2. Heyet, Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s. 246

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız