Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

21.10.2026

Bediüzzaman Hazretleri’nin Hüsrev Efendi’ye Dişini Hediye Etmesinin Hikmeti Nedir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

21.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin hayatı boyunca defalarca maruz kaldığı ağır zehirlenmeler ve esaret/hapis yıllarının getirdiği şiddetli sıkıntılar, vücudunda büyük tahribatlara yol açmış ve dişlerinin dökülmesine sebep olmuştur. Nitekim kendisi bir mektubunda bu durumu şöyle ifade eder:

Dokuzuncu sene-i esâretimde sıkıntıdan o sene dokuz dişim düştüler. o münâsebetle Isparta’ya me’zûniyetle gitmek, o senede oldu. .1

Bediüzzaman Hazretleri dökülen dişlerinden bir tanesini Husrev Efendiye hediye etmiştir. Husrev Efendi bu manidar hediye karşısında sevincini şu şekilde dile getirmiştir.

Hususuyla bu çok kusurlu Hüsrev'in en büyük sevinçlerinden birisi: Cenab-ı Hakk'ın perişaniyet sinesine çökmüş olan şu asır insanlık deryasının korkunç dalgalar içerisinde cehennemî bir ölümle pençeleşen zavallı beşeriyeti sahil-i selamete isale vesile ettiği Risale-i Nur'un mazharı olan sevgili Üstadımız'ın kalb-i mübareklerinden fışkıran feyizlerin fem-i saadetine akmasına yardım ettiği mübarek dişlerinden birisini hiç de layık olmayan talebesi Hüsrev'e, mübarek sevgili Üstadı ihda ediyorlar ki, iman ve İslam'dan sonra Risale-i Nur'a ve siz sevgili Üstadıma intisab ile iftihar eder. Hakikaten çok kusurlu talebeniz Hüsrev, bu mübarek dişe mazhariyetten dolayı cihan dolu bir süruru kalbinde bulmuştur.2

Görüldüğü üzere Hüsrev Efendi, Üstadının diş hediyesine karşı memnuniyetini ifade etmekedir. Ayrıca çok büyük bir şeref ve sevinç duyduğunu ve bu hediyeyi, yalnız şahsi bir hatıra değil; Risale-i Nur hizmetine intisabının, Hz. Üstad’a muhabbet ve bağlılığının çok kıymetli bir nişanesi olarak gördüğünü ifade etmektedir.

Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretleri’yle tanıştıktan sonra çalışmakta olduğu memuriyetten ayrılarak kendisini Risale-i Nur’un neşrine adamıştı. Adetâ bu hizmet için mânen seçilmiş ve ona göre hazırlanmış gibi büyük bir hızla ilerlemeye başladı. O sıralarda gayet mânidar bazı rüyalar gördü. Bu rüyalardan birisinde Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretlerinin dişlerini görür. Hüsrev Efendinin gördüğü rüyanın dişle alakalı kısmı şu şekildedir.

Bir gün bir vakıada (rüyada) sevgili Üstad’ım sizi görüyorum. Yanınızda

beş altı kişi vardı... Sevgili Üstad’ım, boyunuz benden yüksek olduğu için konuşurken ağzınızı görüyordum. Ağzınızın içinde ve üst çenede birbiri içinde üç sıra dişiniz vardı. Uyandım; gece vakti idi, tekrar uyudum.3

Bediüzzaman Hazretleri bu manidar rüyaya şu şekilde cevap verir:

Hakikatli, sıddık kardeşim Ahmed Hüsrev!

Yazdığın Kur’ân cüzleri bizlere kanaat verdi ki, senin kalemin Kur’ân’a hizmet için memurdur. Sizi tebrik ediyoruz… Sen Üstad’ının ağzında gördüğün üç sıra diş ise, o ağzın mecrasıyla çıkan Sözler’de üç sıra hâsiyet vardır ki hem şeriata, hem tarikata, hem hakikate hizmet ettiği gibi; hem marifetullaha, hem i’caz-ı Kur’âniye’ye, hem risalet-i Ahmediye’ye dair burhanları nesceden (dokuyan) ve tahlil eden mânevî dişler var olduğuna işarettir...

El-Bâkî Hüve’l-Bâkî. Said-i Nursî”4

Hz. Üstad’ın ağzından çıkan hakikatler çok kuvvetlidir; o hakikatler hem şeriata, hem tarikata, hem hakikate hizmet etmektedir. Ayrıca marifetullahı, Kur’an’ın i’cazını yani mucizeliğini ve Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın peygamberliğini isbat eden kuvvetli delilleri içinde taşımaktadır. Burada diş, hakikati öğüten, işleyen, kuvvetlendiren ve beyan eden manevi bir vasıta manasında kullanılmıştır.

Bu sebeple rüyada görülen dişler, doğrudan doğruya manevi ilim, kuvvetli beyan, hakka hizmet ve Kur’an hakikatlerini neşretme vazifesine işaret eder.

Gerçek hayatta Hz. Üstad’ın kendi dişini Hüsrev Efendi’ye hediye etmesi de bu manaya uygun şekilde anlaşılabilir. Yani denilebilir ki: Üstad Bediüzzaman, kendi ağzından çıkan iman ve Kur’an hakikatlerini temsil eden bir alameti Hüsrev Efendi’ye vermiştir. Bu da Hüsrev Efendi’nin, o hakikatlerin neşrinde hususi bir hisse sahibi olduğuna, bu hizmette kutsi bir vazife taşıdığına ve Üstad’ının manevi mesleğine layık bir surette memur edildiğine işaret sayılabilir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 194

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lahikaya Parlak Bir Zeyl, Hayrat Neşriyat, Isparta 2026, s.120

  3. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1s.424

  4. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1s.427

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız