İlgili yer Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:
Yedinci Esas: Hem anlarsın ki, güz mevsiminde, yaz, bahar âleminin güzel mahlûkātının tahrîbâtı i‘dâm değil, belki vazîfelerinin tamamıyla terhîsâtıdır [Hâşiye]. Hem yeni baharda gelecek mahlûkāta yer boşaltmak için tefrîgāttır. Tâ yeni vazîfedârlar gelip konacak ve vazîfedâr mevcûdâtın gelmesine yer hazırlamaktır ve ihzârâttır. Hem zîşuûra vazîfesini unutturan gafletten ve şükrünü unutturan sarhoşluktan îkāzât-ı Sübhâniyedir.
[Hâşiye] Evet، rahmetin erzâk hazinelerinden olan bir şecerenin uçlarında ve dallarının başlarındaki meyveler، çiçekler، yapraklar، ihtiyâr olup vazîfelerinin hitâma ermesiyle gitmelidirler. Tâ arkalarından akıp gelenlere kapı kapanmasın. Yoksa rahmetin vüs‘atine ve sâir ihvânlarının hizmetine sed çekilir. Hem kendileri gençlik zevâliyle hem zelîl، hem perişan olurlar. İşte bahar dahi، mahşernümâ bir meyvedâr ağaçtır. Her asırdaki insan âlemi، ibretnümâ bir şeceredir. Arz dahi mahşer-i acâib bir şecere-i kudrettir. Hatta dünya dahi، meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümâdır.1
“Arz” kelimesi lügatta, yeryüzü, dünya, toprak, memleket anlamlarına gelmektedir.
“Dünya” kelimesinin ise, içinde yaşamakta olduğumuz yeryüzü, bütün herkes, insanlar, hayat, insanların Allah’ın rızâsını kazanmak ve asıl âlem olan âhiret âlemindeki ebedî hayâta erişebilmek için gönderildikleri imtihan âlemi, geçici âlem, fânî âlem, maddî âlem, insanı kendine bağlayıp Hakk’tan gāfil eden her şey, nefsin arzu ettiği şeyler gibi anlamları vardır.
Bu iki kelimenin ıstılâhî anlamlarına baktığımızda görüyoruz ki, bu paragrafta “arz” kelimesi ile üzerinde yaşadığımız gezegen, “dünya” kelimesi ile ise biraz daha mecazi kavramlar ifade edilmektedir.
“Arz” denilen, üzerinde yaşadığımız şu gezegendeki her şey, meyve veren birer ağaca benzer. Çünkü her varlık bir şekilde fayda vermektedir. Mesela ağaçlar yediğimiz meyveleri verir. Arı bal, tavuk yumurta, sağmal hayvanlar süt verir. Topraktan çıkan her şey adeta toprağın meyveleridir. Ayrıca bütün bitki ve hayvanların bizlere direk veya dolaylı olarak faydaları vardır. Mesela pek çok bitki şifa amacıyla kullanılmaktadır. Hatta yılan zehri çok zararlı bir madde iken, ilaç sanayiinde bizim faydamıza dönüşebiliyor. Gözümüzle görmediğimiz bakteriler, gıdaların çürüyerek tekrar karbon döngüsüne katılmasına vesile olarak meyvesini vermiş olur. Bu örneklerde gördüğümüz gibi, büyük küçük, canlı cansız bütün varlıklar, bizim hayatımıza katkı sağlamak ile meyvelerini vermiş olurlar.
Meyvelerini ahiret pazarına gönderen “dünya” ağacından kasıt ise biraz daha mecazidir. Buradaki meyve, insanların yaptıkları ameller sonucunda ahiret âlemine gönderdikleri sevap veya günahlardır. Yaşadığımız hayat sonucunda kazandığımız uhrevî nimetlerdir. İmtihan âleminde yaptığımız doğru veya yanlışlardır. Amellerimiz sonucunda kazandığımız Rıza-yı İlâhîdir. Nefsin arzu ettiği lezzetlerden sıyrılıp, “dünya”yı terk etmek suretiyle kazandıklarımızdır. Bu geçici âlemi, ebedî bir âleme dönüştürebilmektir.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.36.

