Ahlak

04.03.2009

3362

Yolsuzluk Yapmak

Son dönemde yolsuzluklarla alakalı çok haber çıkıyor. Fakat meselenin çözümü için derli toplu izah yapan çözüm üreten yok. Kur'an-ı Kerim'in bakışı ve risalelerde izah nasıldır?

17.03.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Yolsuzluk, bir memurun görevini kötüye kullanarak ve adı üzerinde gayrı meşru yollarla şahsi menfaat elde etmesidir. Rüşvet almak, zimmetine mal ya da para geçirmek, yakınlarını haksız yere işe almak gibi işlere yolsuzluk denir.

Rabbimiz âyet-i kerimede şu şekilde buyurmaktadır;

Kim (emânete) hıyânet ederse, kıyâmet günü hıyânet ettiği şeyle (yüklü olarak) gelir.1 

Hayber Fethi sırasında yaşanan bir hadisede, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in (s.a.v) ifadeleri oldukça ibretliktir:

Hayber’in fetih günüydü. Müslümanlar o gün, büyük bir zafer elde etmişlerdi. Zaferin ardından sahabiler Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in yanında, canlarını feda eden şehitleri bir bir anıyorlardı. Birinin adı zikredildiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.s), o kişi hakkında şöyle buyurdu: “Hayır! Ben onu kamu malından çaldığı bir hırka ile cehennemde gördüm.”2 

Hadis-i Şeriften de anlaşılacağı üzere kamu hakkını çiğnemek şehitliğe engel olacak derecede büyük bir günah olduğu haber verilmektedir.

Bu noktada Peygamber Efendimizin diğer hadis-i şeriflerinde şu şekilde ifadeler yer almaktadır:

“Hiç kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.”3 

“Bir kimseyi bir işte görevlendirip yaptığı işin karşılığı olarak ona bir ücret verdiysek, onun bu ücret dışında alacağı her şey emanete hıyanettir.”4 

“Kamu malından haksız kazanç sağlayanlar için kıyamet günü ancak cehennem azabı vardır.”5 

Bu noktada Bediüzzaman Hazretlerinin bir tesbiti şöyledir:


Acaba bu ehl-i bid'a ve doğrusu ehl-i ilhad (bidat ve dinsizlik taraftarları), bu dinsizlikte hangi menfaati buluyorlar? Eğer idare ve asayişi düşünüyorlarsa; Allah'ı bilmeyen dinsiz on serserinin idaresi ve şerlerini def'etmesi, bin ehl-i diyanetin (dindarların) idaresinden daha müşkildir. Eğer terakkiyi (ilerlemeyi) düşünüyorlarsa; öyle dinsizler idare-i hükûmete muzır oldukları gibi, terakkiye dahi manidirler. Terakki ve ticaretin esası olan emniyet ve asayişi kırıyorlar. Doğrusu onlar, meslekçe tahribatçıdırlar (bozucudurlar). Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyeyi beklesin.”6 

Yani dinden sapmanın ve dinsizliğin hem yönetim hem de toplumsal ilerleme açısından bir fayda sağlamak bir yana, büyük bir zarar olduğunu savunmaktadır. Allah inancından yoksun bireylerin sebep olduğu düzensizliğin, dindar bir topluluğu yönetmekten çok daha zor ve tehlikeli olduğunu belirtir. Zira dinsizlik, ilerlemenin ve ticaretin temeli olan emniyet ve asayişi kökünden yıkarak, medeniyetin gelişmesine engel teşkil eden bir yıkım (tahribat) mesleğidir. Bu nedenle, dinsiz ve başıboş kimselerden toplumsal ilerleme ve dünya saadeti beklemek, en büyük ahmaklık olarak nitelendirilmektedir.

Son olarak Peygamber Efendimizin şu duasını hatılrtalım:

“Allah’ın laneti, rüşvet verenin de alanın da üzerine olsun.”7 

  1. Âl-i İmrân, 3/161

  2. Müslim, İman, 182

  3. Müslim, Müsâkât, 141.

  4. Ebû Dâvûd, Harâc, fey’ ve imâre, 9,10.

  5. Buhârî, Farzu’l Humus, 7.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2012, s.323

  7. İbn Mâce, Ahkâm, 2.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız