Soru

"Elbette semâ-yı Kur’ânın yıldızlarıyla bağlanan risâleler, benim gibi çok i‘tirâzâta ve tenkîdâta medâr olabilen ve sukūt edebilen çürük bir direk ile bağlanmamalı.”

28.  Mektub’un Yedinci Mes’elesinin Üçüncü Sebebinde geçen bu cümleyi nasıl anlamak gerekir? İzah eder misiniz?

Tarih: 23.03.2025 17:47:10

Cevap

Daha iyi anlaşılması için paragrafın tamamını ele alalım;

“Sözler hakkında tevâzu‘ sûretinde demiyorum, belki bir hakîkati beyân etmek için derim ki: Sözler’deki hakāik ve kemâlât benim değil, Kur’ân’ındır. Ve Kur’ân’dan tereşşuh etmiştir. Hatta Onuncu Söz, yüzer âyât-ı Kur’âniyeden süzülmüş bazı katarâttır. Sâir risâleler dahi umumen öyledir.”

Burada Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nurlar’ın içerisindeki hakikatlerin ve mükemmelliğin kendisine değil, Kur’ân’a ait olduğunu ifade etmektedir. Yani, yazdığı risalelerin kaynağı kendi aklı veya bilgisi değil, Kur’ân’dan aldığı feyz ve ilham iledir. Oradaki hakikatlerin her biri Kur’ân’ın bir âyetinin tefsiridir. Bu eserler, onun şahsî fikirleri değil, Kur’ân’ın bereketinden ve hikmetinden neşet eden hakikatlerdir. Bediüzzaman Hazretleri bütün bunları söylerken dikkat çektiği bir husus vardır ki o da bunların tevazuu için söylenmediği aksine gerçekten durumun bu şekilde olduğu için beyan edildiğidir.

“Madem ben öyle biliyorum. Ve madem ben fânîyim, gideceğim. Elbette bâkî olacak bir şey ve bir eser, benimle bağlanmamak gerektir ve bağlanmamalı. Ve madem ehl-i dalâlet ve tuğyân, işlerine gelmeyen bir eseri, eser sâhibini çürütmekle eseri çürütmek âdetleridir. Elbette semâ-yı Kur’ânın yıldızlarıyla bağlanan risâleler, benim gibi çok i‘tirâzâta ve tenkîdâta medâr olabilen ve sukūt edebilen çürük bir direk ile bağlanmamalı.” [1]

Bediüzzaman Hazretlerine göre madem Risale-i Nurlar’ın kaynağı Kur’ân’dır ve kendisi de fanî yani ölümlü bir insandır. Öyleyse baki, kalıcı olacak bir eser, ölümlü (fanî) bir şahsa bağlanmamalıdır. Ayrıca eğer bir eser ehl-i dalalet ve tuğyanın işine gelmiyorsa, doğrudan eserin içeriğine saldırmazlar. Bunun yerine, o eserin sahibini çürütmeye, ona iftira atmaya, onun şahsiyetini lekelemeye çalışırlar. Böylece, eseri değersiz göstermeyi amaçlarlar. İşte bütün bu sebeplerden dolayı Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un, Kur’ân semasının yıldızlarıyla bağlandığını yani O'nun hakikatlerinin Kur’ân’dan alındığını, yıldızlar gibi sapasağlam, azametli ve parlak olduğunu ifade etmiştir. Bediüzzaman Hazretleri semavî bir kitaba nispeten her insan gibi kendisininde hata yapabileceğini, eleştirilere maruz kalabileceğini bu sebeple yıldızlara nisbeten kendisinin “çürük bir direk” gibi olduğunu ifade etmektedir. Özetle Bediüzzaman Hazretleri bu eserlerin kaynağının, sebebinin, illetinin, mükemmelliğinin, hakikatlerinin şahsı ile bağdaştırılmaması gerektiğini ifade etmektedir.


[1] Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 249


Yorum Yap

Yorumlar