Sorunuzda sorduğunuz kısım şu şekilde geçmektedir:
Gel ey hayata çok müştak ve ömre çok talib ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emeller ile ve elemler ile mübtela bedbaht nefsim! Uyan aklını başına al! Nasılki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder. Gecenin hadsiz zulümatında kalır. Bal arısı, kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, Güneşin ziyasıyla yaldızlanmış müşahede eder.Öyle de: Kendine, vücuduna ve enaniyetine dayansan; yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen, fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda feda etsen, bal arısı gibi olursun. Hadsiz bir nur-u vücud bulursun. Hem feda et. Çünki şu vücud, sende vedia ve emanettir.1
Yukarıdaki misalde, insanın kendini beğenip yeterli bulması, ateş böceğinin ışığına güvenerek gece yaşamasına benzetilmiştir. Işığıyla sadece kendini görür; fakat bütün varlıklar karanlık içinde kaldığından onlardan mahrum olur. İnsan da benliğine güvenip Allah’ı bıraksa, Allah’a sığınmak istemese, kendi fikriyle, ilmiyle, gücüyle her şeyin üstesinden gelmeye çalışsa, aciz vücuduna kaldıramayacağı yükleri yüklemiş olur. Küçük dar bir dairede boğulup gider. Çünkü insanın musibetler karşısında acizliği vardır. Hastalıklar, ölümler ve insanı üzen daha birçok şeye karşı elinden bir şey gelmez.
Yine insan ihtiyaçlarına karşı da fakirdir. En basit şekilde içeceği suyu dahi temin edemeyecek kadar güçsüzdür. Hâl böyle iken insan gururu bırakmalı, aczini anlamalı, vazifesini bilmeli, malikini ve sahibini tanımalı, dünyaya neden geldiğini öğrenmelidir. Allah’ı bulsa ve O’na kul olsa, hadsiz minnetlerden ve korkulardan kurtulacağını bilmelidir.Bir gözsüz akrep ve ayaksız bir yılan gibi haşerata mağlup olan insana, bir küçük kurttan ipeği giydiren ve zehirli bir böcekten balı yediren şey onun iktidarı değil; belki onun zaafının, zayıflığının meyvesi olduğunu anlamalıdır. Eğer insan kendi ilmiyle, fikriyle hareket etse, kulluk dairesine girmese, Allah’ın yardımına ihtiyaç göstermese; Allah’ın yardımından ve O’nun mahluklarının gerçek dostluğundan mahrum olarak manevi çok karanlıklar içinde kalır.İnsan kendini beğenip kibirlenmeyi bıraksa, Allah’ı ve O’nun bütün mahluklarını kendine manen dost olarak bulur; hem iç dünyası hem dış dünyası manen aydınlanır. İşte bu, hidayet nurudur.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s72

