Soru

Allah'ın Evvel, Âhir, Zâhir ve Bâtın İsimlerinin Haşri İspat Etmesi / 11. Şuâ, 7. Mesele

11. Şua Yedinci Meselede geçen 8. mademde bahsedilen Evvel, Ahir, Zahir ve Batın isimlerini açıklayabilir misiniz?

Tarih: 12.11.2024 13:02:17
Okunma: 319

Cevap

Buradaki ana konu, haşrin/ahiretin ispatıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu bölümde hafîziyet, yani tohumlarda, çekirdeklerde, hafızalarda ve daha pek çok maddi manevi ortamlarda, her şeyin muhafaza ve kaydedilmesi hakikati üzerinden haşri anlatır. Hafîziyetin en üst seviyede anlaşılması ise, Evvel, Âhir, Zâhir ve Bâtın isimlerinin bahar mevsiminde bitkiler üzerinde görünmesiyle olur.

Mesela bir ağacın meydana gelmesine sebep olan çekirdek, o ağacın programını ve oluşma kanunlarını içerdiği için Evvel ismine mazhardır ve ne kadar büyük bir hafîziyet hakikati var olduğunu ispat eder.

O ağacın meyvesi ise, içerdiği çekirdek ile, gerek parçası olduğu ağacın gerekse yeni meydana gelecek olan ağacın programını ve oluşum kanunlarını kapsadığı için Âhir ismine mazhar olarak yine hafîziyet hakikatine şahitlik eder.

İntizamlı, renkli, sanatlı ve süslü bir ağaç, çekirdekte kayıtlı olan o programdan ortaya çıkarak, Zâhir ismine mazhardır ve hafîziyet hakikati içinde kudretin büyüklüğünü, hikmetin mükemmelliğini ve rahmetin cemalini gösterir.

Yine o çekirdekte kayıtlı olan programdan ortaya çıkan ağacın içinde işleyen ve hiçbir dalı, yaprağı, çiçeği, meyveyi gıdasız bırakmayan düzen ve sistem ise, Bâtın ismine aynadır ve hafîziyet hakikati içinde kudretin mükemmelliğini, rahmeti ve hikmeti ispat eder.

Bu dört ismi, tek bir ağaç üzerinde gördüğümüz gibi, bütün yeryüzü üzerinde de görebiliyoruz. Mesela sonbahar mevsiminde hafîziyete emanet edilen bütün çekirdek ve tohumlardaki program ve oluşum kanunlarından, Evvel isminin tecellisiyle (görünmesiyle), ilkbaharda yer yüzündeki bütün ağaçların ve bitkilerin ortaya çıkması, Hafîz-i Zülcelâl’in (her şeyi muhafaza eden ve yücelik sahibi olan Rabbimizin) sonsuz bir kudret, adâlet, hikmet ve rahmet ile iş gördüğünü gösterir.

Sonbaharda bütün ağaçların ve bitkilerin meydana gelmesine sebep olan o program ve oluşum kanunlarının, ilkbaharda tekrar kullanılabilecek bir şekilde çekirdek ve tohumlara kaydedilerek her şeyi muhafaza eden Hafîz-i Zülcelâl’in hikmetine teslim edilmesi Âhir ismini hadsiz dillerle kâinata ilan ederler.

Yeryüzünde ziyafet için önümüze konan 300 bin tür ağaç ve bitkinin çeşit çeşit çiçekleri, meyveleri, sebzeleri bize Zâhir ismini gösterir. Çekirdek ve tohumlardaki programlardan bu çeşit çeşit renklerde desenlerde sanatlarda bitkilerin ortaya çıkması, gündüz gibi وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ (Amel defterleri açıldığı zaman)[1] hakikatini gösterir.

Yine kayıtlı olan o programlardan ortaya çıkan ve sayılamayacak kadar çok olan bitki ve ağaçların içlerindeki o kusursuz düzen ve sistem ise, zerre kadar tesadüfe havale edilemez. Bâtın ismini yüzbinlerce dil ile ilân ve ispat eder.

İşte nasıl ki, her kış ve ardından gelen bahar mevsimi, bu dört isimle hafîziyet hakikatini bize güneş gibi gösteriyor. Öyle de, kıyamet ile dünyanın ve herşeyin ölümü ardından, bir haşir baharının geleceğini yine bu dört isim Hafîz ismiyle birlikte bize isbat eder. Çünkü milyonlarca canlı türünü yok etmeyip, hayatlarını muhafaza ederek tekrar tekrar geri iade eden bir Zât, kainatın halifesi ve en kıymetli varlığı olan insanı yokluğa atmaz. Dünyada sayısız misallerini gördüğümüz gibi, insanoğlunun hayatını da muhafaza ederek haşirde tekrar iade eder,  hayatlandırır.


[1] Tekvîr, 81/10


Yorum Yap

Yorumlar