SEDDİ ZÜLKARNEYN (AS) ÇİN SEDDİ Mİ?
Zülkarneyn’in (a.s.) inşa ettiği seddin Çin Seddi olmadığı, yedi ayrı yönden anlaşılmaktadır.
1) Tarih bakımından Çin Seddi olması mümkün görünmemektedir: Çin Seddi’nin yapımına, basit toprak setler hâlinde milâttan önce yedinci yüzyılda başlanmış; bugünkü şekline yakın esas inşası ise milâttan önce üçüncü yüzyılda gerçekleşmiştir. 1 Hâlbuki Zülkarneyn’in (a.s.), Bediüzzaman Hazretleri’nin de ifade ettiği üzere, Hz. İbrahim’in (a.s.) döneminde, milâttan önce yirminci ile on sekizinci yüzyıllar arasında yaşadığı kabul edilmektedir.
Ayrıca konunun başında zikredilen rivayette, Zülkarneyn’in (a.s.) hayatına dair soruların Yahudiler tarafından Tevrat’taki bilgilere dayanılarak sorulduğu anlaşılmaktadır. Tevrat, Hz. Musa’ya (a.s.) verilen kitap olduğuna göre, tarih kaynaklarında Hz. Musa’nın (a.s.) yaşadığı dönem dahi milâttan önce on beşinci ile on üçüncü yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Dolayısıyla tarihî silsileye bakıldığında, Sedd-i Zülkarneyn’in (a.s.) Çin Seddi olması mümkün görünmemektedir.
2) Çin Seddi, yapım sürecinin uzunluğu bakımından da uygun görünmemektedir: Çin Seddi’nin tamamlanması yüzyıllar sürmüştür. Hattâ bugünkü hâline ulaşması iki bin yıldan fazla bir zaman almıştır. Elbette böyle uzun bir süreye ne bir insanın ne de tek bir topluluğun ömrü yeter. Bu sebeple, Sedd-i Zülkarneyn ile Çin Seddi’ni aynı yapı olarak kabul etmek isabetli görünmemektedir.
3)Toplam uzunluğu bakımından da uygun görünmemektedir: Çin Seddi’nin toplam uzunluğu yaklaşık yirmi iki bin kilometredir. Türkiye’nin en doğusu ile en batısı arasındaki mesafe ise yaklaşık bin altı yüz kilometredir. Buna göre Çin Seddi’nin uzunluğu, Türkiye’nin doğu-batı genişliğinin yaklaşık on üç katına ulaşmaktadır. Bu kadar uzun bir yapının, Hz. Zülkarneyn’in (a.s.) inşa ettiği sed olması makul görünmemektedir.
4) Yüksekliği olarak mümkün görünmemektedir: Çin seddinin yüksekliği 6 ile 9 metre arasında değişmektedir. Elbette böyle bir yüksekliğin aşılmaması mümkün değildir. Halbuki Kur'anın ifadesi bu settin aşılamayacak yapıda olduğudur."sizinle onların arasına aşılmaz bir redm (sed) yapayım." 2
5) Çin seddinin tarihi süreçte bir çok kez yıkılmış olması: Halbuki Kehf suresinde bu settin kıyametin yaklaştığı zamana kadar ne yıkılmasının ne de delinmesinin mümkün olmayacağı açıkça ifade edilmektedir:
Artık (Ye’cüc ve Me’cüc) onu ne aşmaya güç yetirebildiler! Ne de onu delmeye tâkatleri yetti!
(Zülkarneyn:) “Bu (sed) Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin ta‘yîn ettiği zaman (kıyâmet günü) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin va‘di ise haktır” dedi. 3
6) Çin seddi klasik taş ve duvarlardan oluşmuştur: Halbuki Zülkarneyn as'ın seddi demirin kor haline getirildikten sonra üzerine erimiş bakır dökülerek yapıldığı Kur'an'da net olarak açıklanmıştır:
Bana demir kütleleri getirin!” (dedi). İki dağ arası (bunlarla dolup) aynı seviyeye geldiği zaman: “Körükleyin!” dedi. Nihâyet onu (o demir kütlelerini) kor hâline getirince: “Getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim!” dedi. 4
7) Çin seddinin Çin'in çevresini sarması: Halbuki Kur'an'da Zülkarneyn as'ın seddi iki dağın arasında yapılmıştır.
Sual: Bediüzzaman Hazretleri niçin Çin Seddi’ni Zülkarneyn’in (a.s.) seddi olarak düşünmüştür?
Yukarıdaki yedi başlık altında, Çin Seddi’nin Zülkarneyn’in (a.s.) inşa ettiği sed olmadığını açıkça ifade ettik. Peki, bazı müfessirler gibi Bediüzzaman Hazretleri de Risale-i Nur’un bazı yerlerinde Çin Seddi’ni Zülkarneyn’in (a.s.) seddi olarak mı göstermiştir?
Cevap: Önce risale-i Nur'da geçen ilgili yerleri kısaca ifade edip sonra cevabımıza geçeceğiz.
Evet sedd-i Zülkarneyn’in külliyetinden bir ferdi olan Sedd-i Çinî, binler sene yaşadığı halde daha meydanda duruyor. İnsan eliyle zemin sahîfesinde yazılan, mücessem, mütehaccir, ma‘nîdâr târîh-i kadîmden uzun bir satır olarak okunuyor. 5
Çin-i Maçin’de kırk günlük bir mesâfede yapılan ve acâib-i seb‘a-i âlemden birisi bulunan sedd-i Çinînin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız ve Tatar kabîleleridir ki, Kur’ân’ın mücmel haberini tefsîr eden Zât-ı Ahmediye, (asm) mu‘cizâne ve muhakkikāne haber vermiş. 6
Ama sed ise , bazı müfessir sedd-i Çin ve bazı müfessir başka yerde cebelleşmiş ve bazı müfessir sedd-i mahfîdir , inkılâb ve ahval-i âlem setr eylemiştir ; ve bazı ve bazı , demişlerdir , demişlerdir … Her halde müfsidlerin def‘-i şerleri için bir redm-i azîm ve cesîm bir duvardır...Sedd-i Kur’ân , sedd-i Çin’dir ki , çok fersahlar ile uzun ve acâib-i seb‘a-i meşhûreden bir müeyyed min indillâh irşâdıyla bina olunmuş , o zamanın ehl-i medeniyeti , ehl-i bedeviyetin şerlerinden te’mîn eylemiştir. 7
İlgili ifadelerden, Bediüzzaman Hazretleri’nin tam olarak Çin Seddi’ni Sedd-i Zülkarneyn (a.s.) olarak mı gördüğü, yoksa iki yapı arasındaki benzerliğe mi dikkat çektiği hususu kesin biçimde netleşmemektedir. Ancak şu açıktır ki, Kur’ân ve hadislerde bildirilen böyle hayret verici bir seddin varlığını inkâr eden, bu zamanın maddeci anlayışı sebebiyle aklı gözüne inmiş bu asrın insanına karşı, Bediüzzaman Hazretleri Çin devletinin, Ye’cüc ve Me’cüc misali saldırı ve bozgunculuklara karşı inşa ettiği çok uzun ve dikkat çekici seddi hatırlatarak, böyle bir yapının imkânsız olmadığını göstermektedir. Diğer taraftan, Bediüzzaman Hazretleri’nin de bazı müfessirler gibi, kendi kanaati olarak bunun Çin Seddi olabileceğini ifade etmiş olması da mümkündür. Bu hususta en doğrusunu Allah bilir.
Okay, Bülent. “Çin Seddi’nin Yapılış Nedeni Hakkında Değişik Bir Görüş”. BELLETEN 57/218 (01 Nisan 1993): 27-40. https://doi.org/10.37879/belleten.1993.27.
Kehf, 18/95.
Kehf, 18/97-98.
Kehf, 18/95-96.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 110.
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 81.
Bediüzzaman Said Nursi, Muhakemat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2023, s. 64.

