İslam'da ibadet, namaz, oruç, hac gibi şekli belirlenmiş farzlarla sınırlı değildir. Bilakis ibadet, hayatın tamamını kapsar. Allah rızası için yapılan her hayırlı işi içine alan geniş bir kulluktur. Mesela: İlim öğrenmek, insanlara faydalı olmak, dine hizmet etmek, hakikati yazmak ve yaymak; bunlar şekli belirlenmiş ibadet değildir ama niyetle ibadet olur. Buradan anlaşılıyor ki ibadetin manası geniştir. Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:
Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.1
Sevgili Peygamberimiz (sav), mümine karşı güler yüz göstermenin, iyiliği emretmenin ve yolda kalana yol göstermenin sadaka olduğunu bildirmiştir. Demek ki müminlere karşı güler yüzlü olmak, iyiliği emretmek ve yolda kalana yol göstermek bir ibadet hükmündedir.
Bu saydıklarımızın hiçbiri namaz, oruç, hac gibi müstakil ibadetlerden değildir. Fakat manen ibadet hükmündedirler. İbadetler gibi sevap kazandırır, Allah'ın rızasına vesile olurlar. Şimdi bu pencereden, Risale-i Nurları Kur'an yazısıyla yazıp çoğaltmak için söz konusu olan beş nevi ibadete bakıyoruz. Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurmaktadır:
Beş türlü ibadettir:
1- En mühim bir mücahede olan ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmektir.
2- Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir.
3- Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmektir.
4- Kalemle ilmi tahsil etmektir.
5- Bazen bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen, tefekkürü olan bir ibadeti yapmaktır.2
Bu zamanda en mühim ibadetlerden birisi, kalemle imana hizmet etmektir. Çünkü bir talebenin hakikatleri yazarak neşretmesi hem manevi bir cihad hem de ilim tahsilidir. Yazılan her harf ve tefekkürle atılan her imza, bazen bir sene nafile ibadetten daha hayırlı olabilir.
Bu bakış açısıyla bakıldığında, bir talebenin ders masası aslında bir zikir halkası, kalemi ise manevi bir kılıç gibidir. Mesela biyoloji dersinde hücrenin mucizevi nizamını görüp Allah'ın sanatını takdir etmek, matematik formüllerindeki hassas ölçüde ilahi adaleti hissetmek, sıradan bir çalışmayı tefekkürî bir ibadete dönüştürür. Sonuç olarak samimiyetle ve Allah rızası niyetiyle yapılan her hayırlı iş, kişinin hem kendi kalbini nurlandıran bir ibadet vesilesine hem de başkalarının ebedi hayatına ışık tutan devasa bir hizmet dairesine dönüşür.
Tirmizi, Birr, 36
Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c. 2, s. 356.

