Bu uygulamanız elbette yanlış değil, lâkin Sevgili Peygamberimiz (sav) tatbik ettiği usulü yapmamız daha münasip ve sevaplı olacaktır. Yatsı namazının vakti, ‘imsak vaktine’ (tan yerinin ağarmaya başlamasına) kadar devam eder.1 Ancak zorunlu olmadıkça namazların son vaktine bırakılmaması gerekir.2 Bu konuda Ömer Nasuhi Bilmen şöyle demektedir:
Yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmek müstahabdır. Gecenin yarısına kadar geciktirilmesi ise mubahtır. İkinci fecrin biraz öncesine kadar geciktirmek, bir özür olmadıkça, mekruhtur. Çünkü bu durumda yatsı namazının kaçırılmasından korkulur. 3
Teheccüd, dinî bir terim olarak, yatsı namazı ile fecr-i sâdık (imsak vakti) arasındaki zaman diliminde bir süre uyuduktan sonra kalkarak kılınan nâfile namazı ifade eder. Bu yönüyle, teheccüd namazı vitir ve teravih gibi diğer gece namazlarından ayrılır.4
Bazı rivayetlerde Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.), yatsı namazını kıldıktan sonra vitir namazını kılmadan uyuduğu, gece yarısından sonra uyanıp bir müddet gece namazı kıldıktan sonra vitir namazını ve daha sonra da sabah namazı vakti girince sabah namazını kıldığı belirtilmektedir.5
Bu görüşe göre sünnete en uygun olan usul; yatsı namazını kılıp yatmak, gece yarısından sonra uyanıp teheccüd ve vitir namazlarını kılıp sonrasında vaktin girmesiyle sabah namazının edâ edilmesi olduğu anlaşılmaktadır.
Müslim, Mesâcid, 173
Merğînânî, el-Hidâye, I, 38-39; Zeylaî, Tebyînü’l-Hakâik, I, 7981
Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s 104.
Saffet Köse, “Teheccüd”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2011), c. 40, s. 323.
Müslim, Salâtü’lmüsâfirîn, 26 (181-202)

