Öncelikle şunu net şekilde ifade etmek gerekir; bir insanın küçük yaşta belli bir düşünceyle yetiştirilmiş olması, yaptığı zulmü haklı çıkarmaz. Çünkü insan, sadece çevresinde aldığı eğitim ile şekillenmez. Aynı zamanda akıl ve vicdan sahibidir. Allah insana doğruyu yanlıştan ayırabilecek bir kabiliyet vermiştir. Vicdan çoğu zaman doğruyu söyler. Her ne kadar istisnalar bulunsa da, bir insanın vicdanını bastırması veya yanlışları normalleştirmesi, yaptığı fiilleri meşru/helal hale getirmez, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Mesela bir insan düşünelim, küçüklüğünden itibaren kötü bir ortamda büyümüş, sürekli başkalarına zarar vermeyi öğrenmiş olsun. Bu kişi büyüdüğünde insanlara zulmederse, "Ben böyle yetiştirildim" demesi onu tamamen mazur göstermez. Çünkü yaptığı şeyin yanlış olduğunu aklıyla ve kalbiyle fark edebilecek durumdadır. Fakat nefsi öyle bir noktaya gelmiştir ki, artık aklını ve vicdanını dinlemez hale gelmiştir. Bu da onun hatasını ortadan kaldırmaz, bilakis sorumluluğunu artırır.
Ayrıca günümüzde bilgiye ulaşmak çok daha kolaydır. İnternet çağında insanlar farklı fikirleri görebilmekte, sorgulayabilmekte ve gerektiğinde yetiştikleri çevrenin dışına çıkabilmektedir. Nitekim bugün dünyada birçok insan, doğduğu inançtan veya düşünceden farklı bir yolu seçebilmektedir. Bu da gösteriyor ki, insan tamamen şartlanmış bir varlık değildir. Doğruyu bulma imkânına sahiptir.
Bu nedenle, masum insanlara zarar vermek, özellikle de çocukları hedef almak, hangi düşünceyle yapılırsa yapılsın insanlık açısından büyük bir yanlıştır. Böyle bir fiil ne dinle, ne ideolojiyle ne de yetiştirilme tarzıyla haklı gösterilebilir.
Ancak burada önemli bir ayrım da yapılmalıdır. Bir topluluğun tamamını genellemek doğru değildir. Zulmü yapanla yapmayanı ayırmak gerekir. Adalet, bireysel sorumluluğu esas alır.
Sonuç olarak; yanlış bir düşünceyle yetişmiş olmak bir açıklama olabilir ama bir mazeret değildir. İnsan, aklı ve vicdanıyla doğruyu bulabilecek kapasitededir. Bu yüzden yapılan zulüm, hangi gerekçeyle olursa olsun, kabul edilemez, karşısında durulur ve eleştirilir. Fakat bunu yaparken de genelleme ve nefret dilinden kaçınmak gerekir.

