RİSALE-İ NUR

11.01.2021

1997

Evliyalığı Peygamberlikten Üstün Tutma Hatası

Telvihât-ı Tis’a'da 8. Telvihin Birincisini nasıl anlamalıyız? Velâyeti nübüvvete yani peygamberliği evliyalığa tercih etmek ne demektir?

17.01.2021 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Sünnet-i seniyeye tamâm-ı ittibâı riâyet etmeyen bir kısım ehl-i sülûk, velâyeti nübüvvete tercîh etmekle vartaya düşer. 1

Öncelikle, nübüvvet yani peygamberlik makamı ile velâyet yani evliyalık makamı arasındaki fark, güneşle aynadaki yansıması arasındaki farka benzer. Bu bakımdan velâyet mertebelerinin en yücesi, Hz. Peygamberin (sav) velâyet-i kübrâsıdır. Diğer bütün velâyetler feyzini ondan alır. Rehber kabul edilecek, feyiz alınacak en bereketli, en selametli ve en doğru yol Sünnet-i Seniyye’dir. Tarîkat yolunun sağladığı feyizler ve “mânevî sarhoşluk” diye nitelenen zevkler, bu yolun hak olduğuna bir işarettir.

Kalbin çalışmasından doğan bu güzel hâller de ilâhî bir ikramdır. Ancak ölçü, daima Sünnet-i Seniyye olmalıdır. Tarîkatta tattığı mânevî zevkleri öne çıkaran bazı kimseler, farkında olmadan kendi yollarını Sünnet-i Seniyye’den üstünmüş gibi gösterebilir. Bu zevklerden vazgeçmek istemeyen kimi tarîkat ehli kişiler de velâyet mertebelerinde gördüğü lezzetleri nübüvvet yolunda göremediğini sanarak yanlış bir kıyas yapar ve velâyeti nübüvvetten üstün zanneder.

Bu tehlikeden kurtulmanın çaresi şudur: Peygamberlerin, yaratılmışların en üstünü olduğunu bilmek. Onların velâyeti, peygamberlikle neticelenen eşsiz bir velâyettir. Kullukta erişilebilecek en mükemmel nimet ve lezzetlere onlar mazhar olmuştur. Dolayısıyla velâyet, nübüvvetin/peygamberliğin bir parçası hükmündedir. Büyük, küçüğü içine alır; küçük ise büyüğü içine alamaz, sadece ondan haber verir. Nübüvvet, bütüncül bir makamdır ve velâyeti de kapsar.
Bu konuda İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubat isimli eserinde şöyle söylemektedir:

Kitaplarımda, mektuplarımda ve risalelerimde açıkladım ki nübüvvetin (peygamberliğin) kemalâtı uçsuz bucaksız bir okyanus gibidir; velâyetin kemalâtı ise onun yanında ancak küçük bir damla kalır. Buna rağmen nübüvvetin yüceliğini idrâk edemeyen bir topluluk şöyle dedi: “Velâyet, nübüvvetten daha faziletlidir.” Başka bir grup ise bu sözü farklı yorumlayarak, “Asıl kastedilen, peygamberin velâyetinin peygamberliğinden daha üstün olduğudur” dedi. Her iki grup da nübüvvetin hakikatini bilmeden gayba dair hüküm vermiştir. Bu yanlışa benzeyen bir başka yargı da şudur: “ Manevi sarhoşluk hâli, ayıklıktan üstündür.” Hâlbuki ayıklığın hakikatini bilselerdi, manevi sarhoşluğun ayıklığa kıyasla hiçbir değeri olmadığını anlarlardı. 2

Ayrıca Bakınız
Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 2, s. 329

  2. İmam Rabbanî, Mektubat-ı Rabbanî, Dergah Yayınları, İstanbul 1998, c. 2, s. 246


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız