İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Bu vehmî hastalık çok devam etse, hakîkate inkılâb eder. Vehhâm ve asabî insanlarda fenâ bir hastalıktır. Habbeyi kubbe yapar; kuvve-i ma‘neviyesi kırılır. Hususan merhametsiz yarım hekimlere veyahud insâfsız doktorlara rast gelse, evhâmını daha ziyâde tahrîk eder. Zengin ise, malı gider; yoksa ya aklı gider veya sıhhati gider.1
Bu metinde Bediüzzaman Hazretlerinin kastettiği, “insan düşündüğü hastalığa mutlaka yakalanır” demek değildir. Burada anlatılan, bedensel bir hastalığın zorunlu olarak meydana gelmesi değil, insanın ruhî gücünün zayıflaması ve hayat kalitesinin bozulmasıdır. Yani mesele “beyin kanaması olur mu?” değil; “insan, sürekli korku ve vesveseyle (şüphe, kuruntu) yaşarsa manevi olarak ve psikolojik olarak yıpranır mı?” meselesidir. Aradaki ince fark şudur:
İrade dışı gelen bir düşünce ile, o düşünceyi bilerek beslemek ve ona inanmak aynı şey değildir. Vesvese, insanın elinde olmayan, kapıyı çalıp gelen misafir gibidir. Suç ve zarar, o misafiri içeri alıp onunla uzun uzun oturmakla olur. Nitekim aynı metnin üst kısmında Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:
Ama vehmî hastalık ise; onun en müessir ilacı, ehemmiyet vermemektir. Ehemmiyet verdikçe o büyür, şişer. Ehemmiyet verilmezse küçülür, dağılır. Nasıl ki arılara iliştikçe, insanın başına üşüşürler, aldırmazsan dağılırlar.2
Yani o gelen vesveseye ehemmiyet vermezsek etkisi azalır. Ehemmiyet verirsek artar. Beyin kanaması geçirme düşüncesinin akla gelmesi, o hastalığı doğurmaz. Ama kişi “kesin olacak” diye inanır, hayatını bu korkuya göre şekillendirirse; stres, kaygı ve huzursuzluk sebebiyle ruhen yıpranır, uykusu, dikkati ve manevî direnci bozulur. Bediüzzaman Hazretlerinin “hakikate inkılâp eder” dediği şey budur. Mesela:
Bir öğrenci “Ya sınavda bayılırsam?” diye düşünürse, bu düşünce onu bayıltmaz. Ama aylarca bu korkuyla yaşar, ders çalışamaz, uykusuz kalır ve panik atak geçirirse, asıl zarar korkunun kendisinden gelir. Aynı şekilde, “Acaba kalbim durur mu, beynim kanar mı?” düşüncesi hastalık üretmez fakat sürekli korku, insanın ruh sağlığını zedeler.
Sonuç olarak: sizin yaşadığınız şey vesvesedir. Düşünmekle hastalık olmaz ama düşünceye inanmak ve teslim olmak insanı yorar. Risale-i Nur’un bu bölümü, sizi korkutmak için değil tam tersine, “Bu düşüncelere itibar etme, büyütme, ciddiye alma” demek için yazılmıştır.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 225.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 225.

