Bediüzzaman Said Nursi

24.09.2025

122

Bediüzzaman Hazretleri Gününü Nasıl Değerlendirirdi? Zamanını Nasıl Planlardı?

Üstad Bediüzzaman'ın zamanı yönetmede kullandığı prensipler nelerdi? Gün içinde hangi konuları öncelerdi?

10.10.2025 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, hayatında baştan sona düzen ve intizamı temel prensip edinmiştir. Hayatı Eski Said ve Yeni Said dönemlerinde farklılık gösterse de disiplinli yaşama prensibi hayatı boyunca devam etmiştir. Nitekim bu esasları kendisi tam anlamıyla uygulamış ve talebelerine de tavsiye etmiştir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine ikinci Dünya Savaşı ile neden ilgilenmediği sorulduğunda,

“Ömür sermayesi pek azdır, lüzumlu işler pek çoktur.”[1]

Diyerek insanın en önemli vazifesinin kendi hususî dairesi olduğunu belirtmiştir. Bu sebeple kendisini ilgilendirmeyen şeylerden şiddetle kaçınmış ve talebelerine de bu hususta dikkatli olmalarını tavsiye etmiştir.

Büyük şahsiyetlerde görüldüğü üzere Bediüzzaman Hazretleri, yaşadığı onca hastalık, sürgünler ve zindanlara rağmen her şart altında ilim ve ubudiyet vazifelerini yerine getirmiştir. İşârâtü’l-İ’câz eserini savaş meydanında, avcı hattında telif etmesi, hasta veya benzeri ağır şartlar altında eserler yazması, hapishanede ve şiddetli hastalık dönemlerinde dahi vird ve ibadetlerini terk etmemesi gibi birçok örneği hayatında bulabiliriz. Bu örnekler, Üstad’ın hayatındaki düzen ve disipline ne denli büyük önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri Yeni Said döneminde Risale-i Nur eserlerini telif etmiş ve talebelerine yazdırmıştır. Bu dönemde hayatında öncelikli olan şeyler; Risale-i Nur’ların tashihi, dua, tazarru, evrâd ve tesbihatlar olmuştur.

Tarihçe-i Hayattan ve yanında bulunan talebelerinden öğrendiğimize göre, genellikle gündüzleri Risalelerin tashihiyle meşgul olurduGayet az uyku ile yetindikten sonra, sabaha kadar evrâd, ezkâr ve dua ile meşgul olurdu. Evradları arasında sürekli terk etmeden okuduğu virdler ise Cevşenü’l kebir, Evrâd-ı Kudsiyye, Sekine , Tahmidiye, Celcelutiyye ve kendine mahsus münacatlarıdır.

Talebelerinden Mehmet Feyzi ve Çaycı Emin Ağabey, üstadın manevi hallerini mektuplarında şöyle izah etmişlerdir:

“Üstâdımız, nefisle mücâhedede o derece rüsûh sahibidir ki, aslâ nefsanî isteklere hizmet etmezler. Bir insana yetmeyecek kadar az yerler ve az uyurlar. Geceleri sabaha kadar hüzünlü ve huşû dolu bir hâl ile ubûdiyette bulunurlar. Bu âdetleri yaz-kış değişmez. Teheccüd, münâcât ve evrâdlarını aslâ terketmezler. Hattâ çok şiddetli hastalıkta geçirdiği bir Ramazan’da, altı gün boyunca savm-ı visâl içinde bile ibadetteki mücâhedesini bırakmadılar. Komşuları, sekiz sene boyunca yaz kış geceleri, aynı vakitlerde sabaha kadar onun hazin ve yakıcı sesli münâcâtlarını dinlediklerini ve bu fasılasız devamlı mücâhedesine hayret ettiklerini söylemişlerdir.”[2]

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, ibadet ve duaya son derece önem verirdi. Duanın ehemmiyetine risalelerinde çokça değinen Üstad, vaktinin büyük kısmını dua, evrâd ve ezkâra ayırırdı. Geceleri uzun dualar eder, talebelerini ve sevdiklerini ismen zikrederdi.

 “Kardeşlerim Kat‘iyen biliniz ki, her yirmi dört saatte yirmi def‘a sarîh isimlerle duâ ve münâcâtlarımda bulunmakla beraber, Risâle-i Nûr’un sâdık talebeleri ünvânıyla yüz def‘adan ziyâde ve niyet ve tasavvurca beş yüzden fazla bulunduğunuzu size haber veriyorum. Bundan, Risâle-i Nûr’a sadâkat ve hizmet, ne kadar ehemmiyetli olduğunu kıyâs ediniz.”[3]

Akşam ile yatsı arasında ve gece vaktinde kendisine hususi vakit ayırarak bazı virdleri okurdu. Bu vakitleri talebelerine de tavsiye ederdi.[4] Mektuplardan anlaşıldığı üzere, komşuları onun münâcât hâlindeyken yakıcı ve hazin sesiyle sabaha kadar Cenâb-ı Hakk’a yalvardığını ifade etmişlerdir.

Yine aynı şekilde yıllarca Bediüzzaman Hazretlerinin yanında hizmet eden Çaycı Emin Ağabey, Hz. Üstad'ın hayat tarzını özetler nitelikte bir hatırasını şöyle nakleder:

“Üstad çıkıp dağa giderken hemen peşine polis ve bekçiler düşerdi dağda ne yapacak diye... dağda oturur ibadet eder eserlerini yazar tashih eder ve dönerdi. sabahları erkenden evine gidip sobasını yakardım. Yine böyle bir gün gitmiştim. çok soğuk bir gündü farkına varmadan sabah ezanından iki saat önce gitmiştim, seccadenin üzerinde ibadet ediyordu. Mum ışığında Seher‘in soğuğunda hazin bir sesle dua ediyor, için için yalvarıyordu. Ben heyecan içerisinde tam bir buçuk saat ayakta bekledim. Bu ulvi hali titreyerek ürpererek seyrettim. Nihayet ezan sesleri uzaklardan gelmeye başladı. Ama o zamanki malum Türkçe ezan sesleri. Dönüp bana dedi: Emin! sen çok büyük bir hata ettin. Kasem ederim ki benim bir vaktim vardır o vakitte Melaike de gelse kat’i bir surette kabul etmem! sen çok yanlış ettin, bir daha böyle hareket etme! Bu kadar erken gelme! Ezan okunmayınca gelme! dedi. Efendim affet kusura bakma ay ışığı dolayısıyla vakti bilemedim erken gelmişim bir daha ezandan önce gelmem dedim.”[5]

Risale-i Nurla kıraaten ve kitabeten yani okuyarak ve yazarak meşgul olmanın sıkıntıyı hafifleştirdiğini söyleyen Bediüzzaman Hazretleri, Risalelerin tashihine büyük önem verirdi. Risale-i Nur’un tashihini de sair işlerine tercih ederdi. Bu konuyla ilgili kendisi şöyle söyler:

“Kardeşim, bu sene elhamdülillah risâleleri yazanlar pek çoğalmış. İkinci tashih bana geliyor. Sabahtan akşama kadar süratli bir tarzda meşgul oluyorum. Çok mühim işlerim de geri kalıyor. Ve bu vazifeyi daha azîm görüyorum.”[6]

Yine Risale-i Nur'un tashihinin önemini şu ifadesiyle açıklamıştır.

“Benim de Kanaat-i kat‘iyem çok tecrübelerle gelmiş ki, ben Risâle-i Nur’un tashîhâtıyla meşgul olduğum zaman, pek zahir bir tarzda hem rızkımda bereket, hem suhulet görüyordum. Ne vakit çalışmazsam o hâli göremiyordum.”[7]


[1] Bediüzzaman Said Nursi, Asay-ı Musa s.13, Hayrat Neşriyat,2015 İstanbul

[2] Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası c.2 s.145, Hayrat Neşriyat, Isparta ,2019

[3] Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Altınbaşak Neşriyat s. 1

[4] Akşam ile yatsı arasında okuduğu virdler için bkz. Lemalar s. 1

[5]  Hayrat Vakfı İlmi Araştırma Heyeti, Bediuzzaman Said Nursi ve Hayru’l Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, Kastamonu Hayatı

[6] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat Mecmuası, Altınbaşak Neşriyat, İstanbul 2013, s. 273

[7] Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi Mecmuası, Altınbaşak Neşriyat, İstanbul 2013, s.31


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız