Hac ve umre ibadetini Suudi Arabistan yönetimine veya belirli bir fikri akıma, Vehhabilik gibi mali destek sağlamamak amacıyla terk etmek, islam fıkhı açısından hassas bir konudur.
İslam dininde hac ve umre gibi ibadetler, siyasi otoritelerden bağımsız, doğrudan Allah'ın rızasını kazanmak ve kutsal mekanları, Kâbe, Mescid-i Nebevi gibi yerleri ziyaret etmek amacıyla yapılır. İbadetin muhatabı devletler değil, bizzat Allah-u Tealadır. Bu nedenle, bir Müslümanın yönetimi sevmiyorum veya onlara para kazandırmak istemiyorum diyerek ibadetten vazgeçmesi uygun değildir.
Hac ve umre için Kur'an-ı Kerim'de geçen temel şartlar; sıhhatli olmak, gerekli maddi güce sahip olmak ve yol emniyeti olmasıdır. Eğer bir kişi maddi gücü elvermiyorsa, güvenlik endişesi yaşıyorsa veya can güvenliği yoksa bu ibadet ertelenebilir. Ancak siyasi veya ideolojik bir protesto amacıyla gitmemek, klasik fıkıh kitaplarında ibadeti düşüren geçerli bir mazeret olarak kabul edilmez.
Ayrıca Kâbe bir devletin vaya milletin mülkü değildir. Kâbe ve çevresi tüm Müslümanların ortak değeridir ve ibadetler her ne olursa olsun boykot edilemez. İbadetin yapılacağı mekânın yönetimindeki kişilerin hataları, ibadetin gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

