Bediüzzaman Hazretleri tevhid hakikatini bazen mertebeleriyle, bazen delilleriyle, bazen esma (isim) ve ef’al (fiil) cihetiyle, bazen de kâinattaki şehadetleriyle izah etmektedir. Fakat bu izah, itikadi bir “kategori üretme” değil; iman hakikatini çok cihetlerle ders vermektir. Risale-i Nur’da esas olan, tevhidin hem rububiyet, hem uluhiyet, hem halıkıyet, hem kayyumiyet, hem ehadiyet, hem vahidiyet gibi cihetlerle kâinatın tamamında okunmasıdır. Bundan dolayı farklı yerlerde farklı sayılarla geçen ifadeler, aynı hakikatin ayrı pencereleridir; “şu kadar kısma ayrılmıştır” diye mezhebi bir çerçeve kurmak doğru olmaz.
“Bediüzzaman'da tevhidi yediye ayırmıştır.” denilen konu da bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bir meseledir. Bahsi geçen yerde Üstad Hazretleri, Lem’at1 isimli eserinde İhlas suresi çerçevesinde tevhidi şu yedi başlıkta izah etmektedir.
Tevhid-i Şuhud
Tevhid-i Uluhiyet
Tevhid-i Rububiyet
Tevhid-i Kayyumiyet
Tevhid-i Celali
Tevhid-i Sermedi
Tevhid-i Cami‘
İbn Teymiyye ise tevhidi kavramsal başlıklara ayırarak değerlendirme yapmaktadır. Dolayısıyla Bediüzzaman Hazretleri, tevhidi taksim ederken yeni bir itikad şeması kurmak için değerlendirme yapmamıştır. Aksine tevhid hakikatini mertebeleriyle, delilleriyle, kısacası farklı cihetlerle izah etmiştir.
Temel farklar şu şekilde sıralanabilir:
İbn Teymiyye’de teorik tasnif öne çıkarken, Hz. Üstad'da ispat, şuhud ve iman dersi öne çıkar.
İbn Teymiyye imanı belli başlıklar altında tarif ederken Hz. Üstad, tevhidi kâinatın tamamında görünen bir hakikat olarak okur.
İbn Teymiyye’de kelami bir ayırım baskındır; Hz. Üstad’da ise kulluk, marifet, muhabbet ve iman-ı tahkikiyi netice veren bir izah tarzı hakimdir.
Hz. Üstad’ın farklı sayılarla yaptığı beyanlar, “tevhidin şu kadar nev’i vardır” demek için değil; aynı hakikatin farklı pencerelerini göstermek içindir.
Özetle, lafzen bir benzerlik kurulsa bile anlam itibarıyla aynı şey değildir. Bediüzzaman Hazretlerinin maksadı, bir tevhid ayrımı değil; şirk ihtimallerini her cihetten kırıp tevhidi pek çok tarzda kalbe ve akla yerleştirmektir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 324.

