Istılahlar

05.05.2010

11766

Tefekkür ve Riyazet Kavramlarının Tanımı ve Farkları

Tefekkür ve riyazet nedir ve nasıl yapılır? İmana etkisi nedir? Kısaca izah eder misiniz?

10.05.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

TEFEKKÜR

Kâinata bakıp “Kim yaptı, neyi gösteriyor?” sorusunu sormak; varlıkları Esmâ-i İlâhiyenin yani Allah'ın güzel isimlerinin bir aynası olarak okumaktır. Kur’ân’ın işaret ettiği mânâlarla gök-yer, insan nefsi, bir yaprak, bir hücre vb. her şey üzerinde şuurlu duruşlar; namaz öncesi ve sonrası, yürürken, seyrederken “maksatsız değil, tesadüf değil, rahmetle yapılmış” diye düşünmektir. Tefekkürle ilgili Kur'an-ı Kerimde bir çok ayet vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir:

(Allah) onunla size ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzüm bağları ve her çeşit meyvelerden bitirir. Muhakkak ki bunda, düşünecek bir topluluk için (Allah’ın varlığına ve birliğine) elbette bir delil vardır. 1 

(Onlar) hiç deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmış? Ve göğe (bakmıyorlar mı), nasıl yükseltilmiş Ve dağlara (bakmıyorlar mı), nasıl dikilmiş? Ve yere (bakmıyorlar mı), nasıl yayılıp döşenmiş? (Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin! Onların üzerine (musallat olmuş) bir zorlayıcı değilsin!2 

Peygamber Efendimiz (sav) bir çok hadisinde bu konuya değinmiştir. Bu hadislerden bazıları şunlardır:

Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır. 3 

Bir gün Peygamber Efendimiz, sahâbîlerine:
“–Gözlerinize ibâdetten nasîbini veriniz!” tavsiyesinde bulunmuştu.
“–Gözlerimizin nasîbi nedir ey Allâh’ın Resûlü?” diye sordular. Peygamber Efendimiz de:
“–Mushafa bakmak, onun içindekileri düşünmek ve inceliklerinden ibret almaktır.” buyurdular. 4 

Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar.

Tefekkürün genel anlamda dört şey üzerine olması gerektiği ifade edilmiştir. Bunlar;

1- Allah'ın azametini tefekkür etmektir. Bu tefekkürden marifetullah doğar.

2- Cenabı Hakk'ın ayetlerini/yarattıklarını tefekkür etmektir. Bu tefekkürden Allah'a karşı sevgi ve şevk doğar.

3- Cenabı Hakk'ın saltanatını ve O'nun kudretini tefekkür etmektir. Bu tefekkürden ilahî heybetin gönülde artması doğar.

4- Kulun kötü işlerini, amellerini tefekkür etmesidir. Bu tefekkürden kulun Rabbine karşı olan hayâsı doğar.

Bediüzzaman Hazretleri mesleğini “acz, fakr, şefkat, tefekkür” olarak dört ana sütun üzerine bina etmiştir. Görüldüğü üzere tefekkürü mesleğinin dört ana esasından biri yapmıştır. Bu sayede tefekkürü kendisini takip edenler için bir meslek/meşrep/yol haline getirmiştir.

RİYAZET
Zühd ve takva maksadıyla dünya zevklerinden kaçınmak ve nefsin isteklerini yenmeye çalışmak demektir. Tasavvufi hal ve makamları elde etmek için harcanan sürekli ve düzenli çabalara mücahede ve riyazet denir. Riyazet daha ziyade, nefsin arzularına karşı koymak; mücahede ise ahlâk değişmesini sağlamak demektir. Riyazet ve mücahede yolu tasfiye yoludur. Bu yolda olanlar gerek hak, gerekse halk ile olan muamelelerinde sadakât üzere olurlar.

İnsanın dünyaya bağlı bütün eğilimlerinden sıyrılması, kendini Allah'a adaması anlamına gelen riyazetin amacı, insan nefsini eğitmek, Allah sevgisi dışında kalan bütün istekleri yok etmektir. Allah'tan başka bir şey düşünmemek, daima zikir ve ibadetle meşgul olmaktır.

Netice olarak tefekkür; kâinata bakıp; "Kim yaptı ve neyi gösteriyor?" diye sormak; varlıkları Esmâ-i İlâhiyenin aynası olarak görüp okumaktır. Kur’ân’ın işaret ettiği mânâlarla göklerin ve yerin yaratılışı, insan nefsi, bir yaprak, bir hücre gibi her şey üzerinde durmak; namaz öncesi ve sonrası, yürürken veya seyrederken bu işler maksatsız değil, tesadüf değil, rahmetle yapılmış diye düşünmektir. Âyetlerde defalarca düşünmez misiniz?, İbret almaz mısınız? buyrulması; göklerin ve yerin yaratılışı, yağmurla dirilen bitkiler, dağların duruşu, devenin yapısı gibi sahnelerin tefekkür için gösterilmesi, insanı marifetullaha sevk eder. Peygamber Efendimiz’in (sav) mushafa bakmayı, âyetlerin mânâlarını düşünmeyi, kâinattan ibret almayı teşvik eden hadisleri de tefekkürün kalbi dirilttiğini gösterir.
Riyazet ise zühd ve takva niyetiyle dünya zevklerini azaltmak, nefsin arzularını dizginlemek, Allah’a yönelişi kuvvetlendirmektir. Nefsi eğitmek, dünyaya bağlılığı hafifletmek ve kalbi yalnızca Allah’a bağlı hâle getirmek için yapılan bu gayretler kalbi temizleme amacı taşır. Bu yolla kişi sadakate, takvaya, veraya ve doğruluğa yönelir. Zikir ve ibadete ağırlık verir. Kalbini Allah sevgisi dışındaki bütün arzulardan temizlemeye çalışır.
Tefekkür, insanın aklını ve kalbini kâinattaki ilahî delillerle besleyip marifetullahı artırarak imanı derinleştirir. Riyazet ise nefsi terbiye edip kalbi saflaştırarak imanın kökleşmesine ve sağlam bir kulluk bilincine dönüşmesine vesile olur.

Kaynakçalar
  1. Nahl, 16/11

  2. Gaşiye, 88/17-22

  3. Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/127.

  4. Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân, 3/509


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız