Tedellî kelimesi sözlükte aşağıya inmek, alçalmak, düşmek gibi anlamlara gelmektedir. Belagat ilminde tedellî, bir nükte için yüce ve büyük olanı zikrettikten sonra küçük ve düşük olanı belirtmektir. Bu sıralamada mana bakımından etkili bir sıfattan daha az etkili bir sıfata inmek söz konusudur. Tedellî sanatının zıddı ise yukarı çıkmak anlamına gelen terakkîdir. Belagat ilminde terakkî, küçükten büyüğe, basitten zora çıkmak demektir. Terakkî ve tedellî sanatları, sıfat ve bu özelliği üstlenen kelime olan mevsuf konusu içinde ele alınmaktadır. Araplar sıfatları zikrederken düşükten başlarlar ve ardından daha yükseğe çıkarlar. Fakat mevsuflarda ise durum bunun aksinedir. İlk önce en değerli olanla başlarlar.1
Belagat ilminde kullanılma sıklığı açısından terakkî sanatı, tedellî sanatından daha fazla rağbet görmüştür. Tedellî sanatı, sadece belirli nükteler için tercih edilmiştir.
Mesela
Atları, katırları ve eşekleri de onlara binmeniz için ve (dünya hayâtınızda) bir ziynet olsun diye (yarattı). Ve daha sizin bilmeyeceğiniz nice şeyler (nice vâsıtalar) yaratır."2
Âyetinde önce at, daha sonra katır ve eşek zikredilmiştir. At, katır ve eşekten daha önemlidir ve insana daha fazla menfaat sağlamaktadır. Katırın da insana sağladığı fayda eşekten daha çoktur. Dolayısıyla âyette faydası en çok olandan daha az olana doğru gidilerek tedellî üslubu kullanılmıştır.3
Bununla birlikte terakkî sanatı, tedellî sanatından daha fazla kullanılmıştır. Bu nedenle âyet ve hadislerde terakkî sanatı, daha fazla görülmektedir.
Bediüzzaman Hazretleri, Besmelede Rahmân sıfatının Rahîm sıfatından önce zikredilmesinin, tedellî sanatına bir misal olduğu ve bunun belagat açısından makbul olmadığı sorusuna şöyle cevap vermiştir:
İnsanın kaşı, gözüne göre küçük ve daha az ehemmiyetli olsa da gözü tamamladığı için büyük sayılır. Küçük nimetler de büyük nimetlerin tamamlayıcısı oldukları için faydayı tamamladığı için büyük nimetlerden daha büyüktürler. Aynı şekilde büyükten beklenilen menfaat, küçüğe bağlı ise o küçük büyük olur. Mesela bir hazinenin anahtarı, hazineden daha kıymetli olur. İşte Rahmân sıfatı, bolca rızık veren manasında olduğu için umumidir. Ancak Rahîm sıfatı, âhirette merhamet eden manasında olması, âhiretin de dünyadaki nimetleri tamamlaması ve âhiret olmadan dünya nimetlerinin nimet olamamasından dolayı Rahîm sıfatı daha büyük sırasına geçmiştir. Bu şekilde Rahmân ve Rahîm sıfatlarının tertibinde tedellî değil, terakkî sanatı vardır.
Ayrıca Besmele, nimetlerin sıralandığı ve bu nimetlerden dolayı Allah'a şükredilmesi makamı değildir. Bilakis insanların dikkatini küçük ve gizli nimetlere çekmek makamıdır. İnsanlara normal zaman ve şartlarda fark edemedikleri küçük ve gizli nimetleri hatırlatmak ve göstermek, daha önemli ve gereklidir. Zira bu nimetler, çoğunlukla gözden kaçmakta ve kıymetleri bilinmemektedir. Bu açıdan Rahîm sıfatının, Rahmândan sonra zikredilmesi tedellî değil, terakkîdir.
Muhammed Meşhud Hakçıoğlu, Bazı Âyetler Bağlamında Terakkî ve Tedellî Üslubu, Marife Dini Araştırmalar Dergisi, cilt: 22, sayı: 1, yaz 2022, s. 364.
Nahl Suresi 8.
Muhammed Meşhud Hakçıoğlu, Bazı Âyetler Bağlamında Terakkî ve Tedellî Üslubu, s. 364.