RİSALE-İ NUR

16.05.2012

8308

"Zaman Tarikat Zamanı Değildir" Sözüyle Anlatılmak İstenen

Üstad Bediüzzaman neden "Zaman tarikat zamanı degildir" diyor? İzah eder misiniz?

16.05.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Risâle-i Nûr’da dâimâ da‘vâ edip demişim: Zaman tarîkat zamanı değil, belki îmânı kurtarmak zamanıdır. Tarîkatsiz cennete gidenler çoktur, îmânsız cennete giden yoktur diye bütün kuvvetimizle îmâna çalışmışız. 1

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin zaman, tarikat zamanı değil, belki imanı kurtarmak zamanıdır sözünden maksadı, tarikat batıldır veya tarikatın zamanı doldu, bundan sonra tarikatla gidilmez demek değildir. Ancak bu söz günahların yaygınlaştığı, bid’atların arttığı, küfrün hücum ettiği şu zamanda, yalnızca nefis terbiyesi yaparak Allah’a ulaşmaya çalışmakla, Müslümanların problemlerini çözemeyiz, halledemeyiz demektir.

Tarikatta asıl olan, teslimiyettir. Tarikata intisap edip bağlanan şahıs şeyhine son derece teslimiyet ve bağlılık gösterir. Hatta tarikatta mürid, şeyhin elinde gassalın elindeki ölü gibi olmalıdır sözü yaygındır.

Halbuki günümüzde batı felsefesi ve batı medeniyetinin yaygınlaşmasıyla insanların Allah'a, Kur'an'a ve Hz. Peygambere (sav) teslimiyeti kırılmıştır. Tarikat ehlinin haricindeki insanların ekseriyeti bu teslimiyeti gösteremiyorlar. Kimileri inancını kaybetmiş veya vesveselere düşmüş, kimileri dinin bir kısmını kabul ediyor, bir kısmını aklım, almıyor diye inkâr ediyor. Pek çokları bidatlara girmiş, mezhepleri tarikatları inkâr edenler olmuş, kimileri de bu teslimiyetin kırılması yüzünden günah ve imansızlık bataklığına düşmüştür. Böyle bir ortamda bu problemleri halletmek delil ve ispatla, insanları ikna ve tatmin etmekle mümkündür.

Risale-i Nur delil ve ispatla Allah’ı inkâr eden inkarcılardan bidate düşmüş insanlara varıncaya kadar insaflı pek çok kimseyi ikna ederek doğru yolu göstermiştir. Bunun içindir ki Üstad Bediüzzaman Hazretleri ehli tarikatın, tarikat faaliyeti yapmakla beraber, imana hizmet konusuna da ağırlık vermesi gerektiğini şöyle ifade eder:

Risâle-i Nûr dâiresinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat ve sofî meşreb zâtlar, Risâle-i Nûr’un cereyânına girmeli ve ilim ve tarîkatten gelen sermayeleriyle ona kuvvet vermeli ve genişlenmesine çalışmaları ve şâkirdlerini teşvîk etmelidir. 2

Üstad Bediüzzaman Hazretleri meşrep taassubu yaparak ehl-i tarikati, tarikati bırakarak kendine tabi olmaya çağırmamış, tam tersine tarikati övmüş, fakat ehl-i tarikatin Risale-i Nur’a da sahip çıkmasını istemiştir. Onların hem tarikat faaliyetini hem de imân hizmetini yapmasını istemiştir. Bu konudaki bir ifadesi şöyledir:

Tekyeler ehli, ehl-i tarîkattır. Bütün kuvvetleriyle Nûr Risâleleri’ni nûrlandırmaları ve sâhib çıkmaları lâzım ve elzemdir. Şimdiye kadar ben yalnız îmân hakîkatini düşünüp “Tarîkat zamanı değil, bid‘alar mâni‘ oluyor” dedim. Fakat şimdi Sünnet-i Peygamberî (asm) dâiresinde bütün on iki büyük tarîkatın hulâsası olan ve tarîklerin en büyük dâiresi bulunan Risâle-i Nûr dâiresi içine, her tarîkat ehli kendi tarîkatı dâiresi gibi görüp girmek lâzım ve elzem olduğunu bu zaman gösterdi. 3

Özetle, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin zaman tarikat zamanı değildir ifadesi, tarikatı inkâr veya küçümseme manası taşımaz. Aksine bu söz, zamanın şartlarına göre en mühim vazifenin ne olduğunu tespit eden bir tespittir. Çünkü her devrin kendine mahsus bir hastalığı ve o hastalığa uygun bir tedavisi vardır.

Geçmiş asırlarda Müslümanların imanı umumiyetle sağlamdı. Bu sebeple tarikat mesleği, kalbin tasfiyesi ve evliyalık mertebelerine yükselme noktasında son derece faydalı bir yol olmuştu. Ancak içinde bulunduğumuz asırda tehlike değişmiş, bu zamanda inkâr fikri, şüphe ve dinsizlik cereyanları doğrudan doğruya îmânın esaslarını hedef almaktadır. Böyle bir zamanda en büyük vazife, imanı kuvvetlendirmek ve muhafaza etmektir.
Tarikat yolu, seyrü sülük ile uzun bir manevi yolculuk gerektirir. Sabır, riyazet ve nefis mücadelesi ister. Halbuki bu asrın insanı aceleci, dikkati dağınık ve dünya meşgaleleri içinde bunalmış bir haldedir. Böyle uzun ve meşakkatli bir yola herkesin dayanması zorlaşmıştır. Bu sebeple Üstad Hazretleri kısa, selametli ve umumun istifade edebileceği bir yol olarak hakikat ve iman derslerini öne çıkarmıştır.
Netice olarak Bediüzzaman Hazretlerinin "Bu zaman tarikat zamanı değil iman kurtarma zamanıdır" sözü, tarikata karşı bir tavır değil, zamanın en büyük tehlikesi olan imansızlığa karşı en acil ve en gerekli vazifeyi göstermektedir. Bu asırda asıl hizmet, insanların imanını kurtarmak ve hakiki, sarsılmaz, kuvvetli bir imanla onları ebedi saadete hazırlamaktır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c.1, s.36

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.155

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.190


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (1)

ALLAH RAZI OLSUN ÇOK FAYDISI OLDU BENİM İÇİM AYRICA BU BÖLÜM ÇOK GÜZEL OLMUŞ.

08.06.2012

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız