Kur’ân-ı Kerîm

06.01.2025

297

İnsanın, Kendi Vücudundaki Bir Sıvıdan Yaratılışı Hakkındaki Âyetin İzahı

Tarık Suresi 7. Âyette neden bahsediliyor? Spermlerin çıktığı yerler mi kastediliyor? Bazı insanlar bu âyetle bilimsel verilerin örtüşmediğini iddia ediyorlar. Bu konuyu izah eder misiniz? 

22.01.2025 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bahsi geçen âyet şöyledir:

O hâlde insan, neden yaratıldığına bir baksın! (O) atılan bir sudan yaratıldı. (Bu su) bel kemiği ile göğüs kemikleri arasın(daki uzuvlar)dan çıkar. Şübhesiz ki O (Allah), onu geri döndürmeye (öldürdükten sonra tekrar diriltmeye) elbette gücü yetendir.1

Öncelikle âyetin itiraz edilen yönü -sözde- bilimsel hata içerdiği iddiasıdır. Şöyle deniliyor: Âyette sperm bel ve göğüs arasında üretiliyor gibi anlatılıyor, oysa modern bilim spermin testiste üretildiğini söylüyor. Bu nedenle Kur’ân’ın (Hâşâ!) İlâhî değil, dönemin bilgisiyle yazıldığı ileri sürülmektedir.

Yapılan bu itiraz öncelikle yorum kaynaklı bir hata içermektedir. Zira bir âyetin anlamı tek bir yoruma indirgenemez. Burada, bir âyetin birden fazla yoruma açık olduğu gerçeği göz ardı edilmekte, muhtemel anlamlar arasından en zayıf ve en problemli olanı seçilerek bu yorum “âyetin tek ve kesin anlamı” gibi sunulmaktadır. Ardından bu zayıf yorum modern bilimle karşılaştırılmakta ve çürütülmesiyle birlikte metnin tamamının ve hatta dinin kendisinin geçersiz olduğu iddia edilmektedir. Halbuki bu yaklaşım, yorum ile metni bağlayan ciddi bir usul hatasıdır. Yani önce âyetin anlamı budur diye kesin bir sonuca varılıyor sonra o sonucun bir hata olduğu ispatlanarak din çürütülmeye çalışılıyor.

İtiraza temeli olan yorumun iki hatalı yönü vardır. İlk olarak, söz konusu âyette spermin üretim yeri hakkında açık herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Âyette “sperm burada üretilir” diye bir yer belirtmemiştir. Âyette geçen ifadeler, üretimden ziyade “çıkış”, “geçiş” veya “atılma” fiiline ilişkindir. “Üretilir” anlamını metne yerleştirmek, âyetin lâfzında bulunmayan bir anlamı sonradan eklemek anlamına gelir. Bu ise eleştirilen metne değil, eleştiriyi yapanın yüklediği yoruma yöneliktir. Dolayısıyla “bilimsel hata” iddiası, daha ilk adımda metnin yanlış okunmasına dayanmaktadır.

İkinci olarak, sanki o dönemde spermin üretim yeri bilinmiyordu bu sebeple âyet hatalı olarak yazıldı (Hâşâ!) iddiasıdır. Halbuki spermin testislerde üretildiği bilgisi modern çağda keşfedilmiş yeni bir bilgi değildir. Tarihsel veriler, bunun doğru olmadığını açıkça göstermektedir. İnsanlık tarihinde çok erken dönemlerden itibaren hadım etme uygulaması bilinmekte ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Hadım etmenin, özellikle testislerin alınmasının, cinsel istek ve üreme fonksiyonunu ortadan kaldırdığı gözlemsel olarak bilinmekteydi.2 Bu bilgiye ulaşmak için gelişmiş tıbbi araçlara ihtiyaç yoktur, basit gözlem yeterlidir.

Bu bağlamda âyete yönelik itiraz iki açıdan temelsizdir. Birincisi, âyet spermin üretim yerinden bahsetmemektedir. İkincisi, spermin üretim yerinin bilinmediği iddiası tarihsel olarak yanlıştır. Dolayısıyla Kur’ân’ın bu konuda çağının gerisinde kaldığı veya bilimsel hata yaptığı iddiası hem metin bağlamında hem de tarihsel açıdan doğru değildir.

Âyete dikkatli baktığımız zaman burada amaç, insan anatomisi veya biyolojisi öğretmek değildir. İtiraz edilen âyetin öncesinde "(O) atılan bir sudan yaratıldı" denilmekte, sonrasında ise "şübhesiz ki O (Allah), onu geri döndürmeye (öldürdükten sonra tekrar diriltmeye) elbette gücü yetendir." denilmektedir. Yani bu bağlamda âyet, öldükten sonra dirilişi imkânsız gören müşriklere hitap etmektedir. İnsan bedeninin çürüyüp toprağa karıştıktan sonra yeniden diriltilmesini aklen mümkün görmeyenlere, ilk yaratılışları hatırlatılmaktadır. İnsan, başlangıçta kemikten bile daha değersiz görülen bir sudan yaratılmıştır. İlk yaratılış mümkünse, ikinci yaratılışın da mümkün olduğu güçlü bir akıl yürütme ile ortaya konmaktadır.3

Mantıksal olarak iddia çürütülmüş olsa da yine de âyette -yorumlanarak- itiraz edilen lâfızları inceleyecek olursak;

Pek çok müfessir sulb (bel kemiği) ile erkeğin, teraib (göğüs kemikleri) ile de kadının kastedildiğini söyler. Bu da mümkündür. “وَعِندَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ” şeklindeki âyet-i celîlede “etrab” ifadesi “kızlar” anlamında kullanılmıştır. Taberî bu anlamda eskilerden nakillerde bulunmuş,4 Ebu Hayyan gibi dil âlimlerinden de bu anlamı kabul edenler olmuştur. Burada dayandıkları nokta “teraib” kelimesine yükledikleri lügat anlamdır. Eğer bu yorum merkeze alınırsa, konu anatominin tamamen dışına çıkacaktır. Atılan su tabiri hem erkekten hem de kadından geleni kapsamış olacaktır. Bu durumda da itiraz edilecek bilim dışı bir durum söz konusu olmayacaktır. İsmail Hakkı Bursevî ise şöyle demektedir:

Hz. Ali ve İbn Abbas’a göre âyette ifâde edilen bu mânâ kadının iki memesi arasıdır. Kamus’ta ifâde edildiğine göre teraib göğüs kemikleri veya o iki göğüs kemiğini izleyen kemikler ya da iki göğüs arası demektir. Terkûteyn sağ göğüsten dört kemik, soldan da dört kemikten oluşur. Veya terâib iki el, iki ayak, iki göz demektir. Ya da terâib gerdanlığın üzerinde durduğu göğüs kemikleri demektir. İşte bundan dolayı baba çocuğun geçim işlerini yüklenir. Ananın çocuk sevgisi de bu yüzden fazla olur.5

Yine âyette kadın ve erkeğin kastedildiğine değinmektedir. İbn-i Kesir tefsirinde âyetle ilgili şöyle demiştir: Erkeğin bel kemiği ile kadının göğüsleri sarı ve incedir. Çocuk ancak bu ikisinden meydana gelir.6 Fahruddîn er-Râzî ise bu âyetin tefsirini iki şekilde izah eder: 1- Çocuk, erkeğin sulbünden (arka kemiğinden) kadının da göğüs kemiklerinden çıkan sudan yaratılmıştır. 2-Çocuk, erkeğin sulbu (bel kemiği) ile, yine erkeğin göğüs kemiğinden yaratılmıştır. Ayrıca "sulb" kelimesinin, Arapça’da sırt veya omuriliğin içinde bulunduğu omurga manaları da vardır.7 Bu açıdan baktığımızda, âyette omurga ile kaburga kemikleri kastedilmiştir. Bunlar ise insan bedeninin hudutlarını oluşturur. Bu hudutlar arasında insanın temel sistemleri ve organları bulunmaktadır. Yani insanı oluşturan su, yine insan bedeni içerisindeki organların birinde oluşmaktadır. Bu su, mükemmel bir şekilde gelişerek yeni bir insanın oluşmasına vesile olmaktadır.

Bu bağlamda baktığımız zaman âyetin testise -spermin üretim yeri- işaret etmesi dil açısından uygun bir yorum olmayacaktır. Nitekim hiçbir âlim böyle bir âyet hakkında böyle bir yorum yapmamıştır. Bu yorum oldukça uzak bir ihtimaldir. Yazının başında da dediğimiz gibi âyetin en uzak manasını alıp diğer bütün tefsirleri görmezden gelip âyette -hâşâ- bir hata bulmak için yoğun bir çaba içine girilmiştir. Âyet bağlamından koparılıp sonra yorumlanmıştır.

Sonuç olarak mesele, Kur’ân’ın bilimle çelişmesi değil metnin bağlamından koparılarak en zayıf ihtimal üzerinden yorumlanmasıdır. Nitekim âyetin asıl amacı biyoloji öğretmek değil, insanın ilk yaratılışına dikkat çekerek yeniden dirilişin mümkün olduğunu göstermektir. Bu nedenle söz konusu itiraz, hem dil hem tarih hem de bağlam açısından temelsizdir.

Kaynakçalar
  1. Tarık, 86 / 5-8.

  2. Aydın Taneri, "Hadım", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1997, c. 15, s. 1-3.

  3. Altay Cem Meriç "İslam'a İtirazlar ve Cevapları Muhteli-2" Tin Yayınları, İstanbul, 2025, s. 46-50.

  4. Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi, 2021, c. 9, s. 80-81.

  5. İsmail Hakkı Bursevi, "Rûhu'l Beyân", Erkam Yayınları, 2013, c. 23, s. 229-230.

  6. İbn-i Kesir, “Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri”, Çağrı Yayınları, 2008, c. 15, s. 8401.

  7. Fahruddîn er-Râzî, "Tefsir-i Kebir Mefatihu'l-Gayb", Huzur Yayınevi, 2002, c. 23, s. 56.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız