Takva ve ihlas kavramları, İslam ahlakının ve inanç dünyasının birbirine kenetlenmiş iki ana sütunu gibidir. Bu iki kelime arasında bazı farklar vardır. Şöyle ki:
İhlas, kelime anlamı itibariyle "bir şeyi karışımlardan arındırmak, saf hale getirmek" demektir. Dinî terminolojide ise yapılan her türlü ibadet ve iyiliğin, araya hiçbir dünyevî menfaat veya gösteriş (riya) katmadan, sadece ve sadece Allah rızası için yapılmasıdır. İhlas, amelin iç yüzüdür; yani bir eylemin "neden" yapıldığıyla ilgilenir. Şeytanın etki edemediği yegâne kale olan ihlas, kalbin derinliklerinde saklıdır ve amelin kabulü için en temel şarttır. Eğer bir eylem ihlasla yapılmıyorsa, o eylem teknik olarak doğru görünse bile manevî bir ağırlığı yoktur.1
Takva ise "korunmak, sakınmak ve saygı duymak" anlamlarını taşır. Müttaki (takva sahibi) bir kul, Allah’ın sevgisini kaybetmekten korkan, O’nun koyduğu sınırları bir zırh gibi kuşanan kişidir. Takva, inancın hayata yansımış halidir; yani bir eylemin "nasıl" yapıldığıyla ilgilenir. Haramlardan kaçınmak, şüpheli şeylerden uzak durmak ve farzları titizlikle yerine getirmek takvanın tezahürleridir. Takva, mü'mini hem dünyadaki manevî kirliliklerden hem de ahiretteki azaptan koruyan bir elbise gibidir.2
İhlas ve takva arasındaki temel ayrım, odak noktalarındadır:
İhlas "niyetin kalitesini", takva ise "hayatın istikametini" belirler. Bir insan ihlaslı ise, niyetini saflaştırmış demektir; ancak bu durum onun her an günahlardan tam manasıyla korunduğu (müttaki olduğu) anlamına gelmeyebilir. Öte yandan, bir insanın dışarıdan bakıldığında, çok titiz bir şekilde ibadet etmesi (takva görüntüsü), o amelin mutlaka hâlis bir niyetle (ihlasla) yapıldığı anlamına gelmez. Çünkü her zaman riya (gösteriş) tehlikesi vardır.
İhlaslı birine müttaki denebilir mi?
Evet, genellikle gerçek bir ihlas, kişiyi Allah’ın rızasına aykırı her şeyden sakınmaya yani takvaya sevk eder. Niyeti sadece Allah rızası olan birinin, O'nun yasaklarına karşı kayıtsız kalması düşünülemez.
Müttaki olmak ihlaslı olmayı gerektirir mi?
Kur’ânî anlamda gerçek bir takva, zaten kalpten gelen bir saygının3 ürünüdür. Dolayısıyla Allah katında makbul olan "müttaki" sıfatı, zorunlu olarak ihlası da barındırır. İhlassız bir takva, sadece dış bir kabuktan ibaret kalır ve bu durum İslam'da "nifak" veya "riya" riski taşır.
Hasılı ihlas amelin adetâ motoru ve yakıtı, takva ise o motorun gitmesi gereken yol ve trafik kuralları gibidir. Biri olmadan diğerinin menzile varması mümkün değildir. Bir mü'min, kalbinde ihlası yeşerttikçe, hayatında takva meyvelerini verecek; takvayı kuşandıkça da ihlasını dış etkenlerden korumuş olacaktır.
https://islamansiklopedisi.org.tr/ihlas
https://islamansiklopedisi.org.tr/takva
Hac 22/37

