Diğer Peygamberler

18.03.2026

2

Peygamberlik Bir Ayrıcalık mı, Yoksa Ağır Bir Mesuliyet mi?

Kur’an’da Hz. Zekeriya, Hz. Meryem, Hz. Yahya ve Hz. İsa’dan söz edilirken soylarının hayırlı kılındığı belirtilir. Hz. İsa’nın beşikte konuşup peygamber oluşu ve Hz. İbrahim’in soyundan gelenlere verilen bu özel konum, diğer insanlar açısından bir ayrımcılık olup olmadığı sorusunu gündeme getirir; “o soydan gelseydik biz de böyle olamaz mıydık” şeklinde soranlara nasıl cevap verebiliriz?

19.03.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Allah Teâlâ, her şeyi kuşatan ezeli ve ebedi ilmiyle o mübarek zatların ne kadar hayırlı ameller yapacaklarını daha onlar dünyaya gelmeden bilmiş ve öyle muamele etmiştir. Biz Cenab-ı Hakk’ı ve O’nun sonsuz ilmini kendi sınırlı ilmimizle kıyas yaparsak meseleyi doğru anlayamayız.

Peygamberlik vazifesi, kulun kesbiyle (çalışmasıyla) kazanılan bir makam değil; tamamen vehbî (Allah’ın bir ihsanı) olan bir memuriyettir. Allah, mülkün yegâne sahibi olarak, ezeli hikmetiyle her varlığa fıtratına uygun bir istidat tayin eder. Peygamberlerin mucizevi doğuşları veya çocuk yaştaki ilimleri, onlara tanınan bir ayrıcalık değil; omuzlarına yüklenecek olan büyük mesuliyetin birer donanımıdır. Bu durum, adaletin "eşitlik" değil, "hakkaniyet" ve "hikmet" üzere tecelli etmesidir. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Azîmüşşan'da şöyle buyuruyor:

Kimseye kıl kadar haksızlık yapılmaz.1

Her kul, kendisine verilen sermaye ve fıtri kabiliyet nispetinde sorgulanacaktır. Allah dağına göre kar verir. Bir peygamberin mesuliyeti ile sıradan bir kulun mesuliyeti elbette bir değildir. Peygamberlerin mesuliyetleri hakkında Hakka suresinde Cenab-ı Hak Resul-i Ekrem Efendimizi şöyle ikaz etmektedir.

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.2

Nübüvvet/peygamberlik mesleği sadece şahsi bir kulluk değil, aynı zamanda bütün bir ümmetin hesabını omuzunda taşıma davasıdır. Bu davanın ahiretteki dehşetli mahiyetini Cenab-ı Hak Nisa Suresi'nde şöyle beyan etmektedir;

Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit tuttuğumuz zaman halleri nice olacak!3

Sonuç olarak; Allah Teâlâ, ezelî ilmiyle kimin nasıl kulluk yapacağını ve ne derece sadakat göstereceğini bildiği için ihsanını da o liyakate göre takdir etmiştir. Bu noktada sadece ilahi ikramlara değil, peygamberlerin tabi tutulduğu ağır imtihanlara da bakmak gerekir. Hz. Yunus’un balığın karnındaki yalnızlığını, Hz. Eyyub’un sabır sınırlarını zorlayan hastalığını ve Hz. Yusuf’un kuyu ile zindan arasındaki çilelerini düşünelim. Bütün bunlar zihne getirildiğinde, bu makamın sadece bir "imtiyaz" değil ayrıca büyük bir "imtihan" olduğu açıkça görülecektir. Peygamberlik vazifesi her anı büyük bir sorumlulukla örülmüş "ateşten bir gömlek" hükmündedir.

Kaynakçalar
  1. Nisa, 4/49.

  2. Hakka, 69/44,45,46.

  3. Nisa, 4/41.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız