İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Hem şefkat pek geniştir. Bir zat, şefkat ettiği evladı münasebetiyle bütün yavrulara, hatta ziruhlara şefkatini ihata eder. Ve Rahim isminin ihatasına bir nevi‘ aynadarlık gösterir. Halbuki aşk ise mahbubuna hasredip her şeyi mahbubuna feda eder. Yahud mahbubunu i‘la ve sena etmek için başkalarını tenzil ve ma‘nen zemmeder. Ve hürmetlerini kırar. Mesela biri demiş: Güneş, mahbubumun hüsnünü görüp utanıyor. Görmemek için bulut perdesini başına çekiyor. Hey aşık efendi! Ne hakkın var, sekiz ism-i a‘zamın bir sahife-i nuranisi olan güneşi böyle utandırıyorsun?1
Bediüzzaman Hazretleri, bu sekiz ismin hangileri olduğunu açıkça beyan etmemektedir. Dolayısıyla Risale-i Nur'da bu isimlerin kesin bir listesi bulunmamaktadır. Bu sebeple yapılacak değerlendirmeler, Risale-i Nur'un genelindeki izahlara dayanarak yapılan çıkarımlardan ibarettir. Risale-i Nur'da güneş ile alakalı geçen bazı bahisleri aktaracak olursak;
Acaba bir zatın, bin bir isminden yalnız Nur isminin maddi ve cüz’i ve camid bir aynası hükmünde olan güneş, böyle teşahhusuyla beraber külli yerlerde, külli işlere mazhar olsa, o Zat-ı Zülcelal ehadiyet-i zatiyesiyle beraber nihayetsiz işleri bir anda yapamaz mı?2
... Güneş dahi musahhar bir mumdar olduğunu ihtar ile, Sani‘in haşmetini ve Halik’ın ihsanını ifham ederek tevhide bir delil gösterir ki...3
Fakat güneşin ziyası, güneşin aksini ve cilvesini senin aynan vasıtasıyla senin eline veriyor. Öyle de, o Zat-ı Akdes’e ve o Şems-i Ezel ve Ebed’e biz çendan nihayetsiz uzağız, yanaşamayız. Fakat onun ziya-yı rahmeti, onu bize yakın ediyor.4
Yani güneş ve Arş gibi büyük cirimler, haşmet lisanıyla Ya Celil, ya Kebir, ya Azim dedikleri vakit...5
Evet, bir Kadir ki: Şu alem bütün güneşleri, yıldızları, avalimi, zerratı, cevahiri nihayetsiz lisanlarla onun azametine ve kudretine şehadet eder.6
Güneşin mazhar olduğu ism-i a‘zamlar içerisinde en açık şekilde görüleni Nur ismidir. Görünürde bütün ışığın ve aydınlığın kaynağı güneş olduğu için Nur isminin güneşte en belirgin şekilde tecelli (yansıma) ettiği söylenebilir.
Bediüzzaman Hazretleri, vahdet ve tevhid hakikatlerini anlatırken sık sık güneş misalini verir. Bu yönüyle güneş üzerinde Ehad ve Vahid isimlerinin de güçlü bir şekilde tecelli ettiği düşünülebilir.
Güneşin bütün canlılara hiçbir ayrım yapmadan ışık ve ısı vermesi ise Rahman ve Rahim isimlerini hatırlatmaktadır. Güneş; insan, hayvan ve bitki ayırmaksızın bütün mahlukata fayda sağlar. Bu umumi ihsan Rahman ismini, canlıların hayatını devam ettirmeye vesile olması ise Rahim ismini düşündürmektedir.
Hayatın devamı büyük ölçüde güneşe bağlı olduğundan Hayy veya Muhyi isimlerinin tecellisi de dikkat çekmektedir. Güneşin kendisi canlı olmamasına rağmen yeryüzündeki bitkilerin, hayvanların ve insanların hayatına vesile olmaktadır.
Yine dünyadaki rızıkların büyük kısmı doğrudan veya dolaylı olarak güneşe bağlıdır. Bitkilerin yetişmesi, besin zincirinin devam etmesi ve canlıların rızıklanması güneş sayesinde gerçekleşmektedir. Bu sebeple Rezzak isminin de güneşte belirgin bir tecellisi bulunduğu söylenebilir.
Ayrıca güneş, dünyamızdaki düzenin, dengenin ve hayatın devamında temel bir vazife görmektedir. Mevsimlerin oluşması, iklim düzeni ve canlılığın sürmesi onun vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Bu yönüyle Kayyum ismi de güneş üzerinde okunabilmektedir. Güneşin sahip olduğu muazzam büyüklük, enerjisi ve kudreti ise Allah'ın sonsuz kudretini gösterdiğinden Kadir ismini de hatıra getirmektedir. Her şeyin onun ışığıyla görünmesi bakımından Zahir ismi de ayrı bir tecelli olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, 8. Mektup'ta geçen sekiz ism-i a‘zamın hangileri olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Risale-i Nur'un bütünü birlikte değerlendirildiğinde başta Nur olmak üzere Ehad-Vahid, Rahman-Rahim, Hayy, Rezzak, Kayyum, Kadir ve Zahir gibi isimlerin güneş üzerinde çok açık tecellilerinin bulunduğu söylenebilir. Bediüzzaman Hazretlerinin bunlardan hangilerini kastettiği ise kesin olarak bilinmemektedir. Risale-i Nur temelli baktığımızda saydığımız isimler ön plana çıkmaktadır. Elbette farklı pek çok ilahi isim de güneşte tecelli etmektedir. Doğrusunu Allah bilir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 22.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 282.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 90.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 103.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 82.
Bediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 114.

