Sözlükte “sabah olmadan önceki vakit, gecenin son üçte biri” anlamındaki seher kelimesiyle aynı kökten gelen sahûr, dinî bir terim olarak oruç tutmaya hazırlık olmak üzere fecrin doğmasından önce yenen yemeği ifade eder.1
Âlimler, sahurun oruca dayanma gücü verdiğini, maddî-manevî bereketlere vesile olacağını bildirmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz (sav )şu hadisleri ile sahur yapmaya teşvik etmiş, sahura oldukça önem vermiştir:
Sahura kalkın, zira sahurda bereket vardır.2
Bir yudum su ile dahî olsa sahur yapınız.3
Yine Resûlullah (sav), oruç tutarken sahura kalkmayı ve iftarda acele etmeyi tavsiye etmiş;4 sahura kalkanların Allah’ın rahmetine ve meleklerin duasına mazhar olacağını belirtmiştir.5 Benzer bir hadis-i şerifte de şöyle buyurmuştur:
Bir yudum su içme ile de olsa sakın onu terk etmeyin. Zira sahura kalkanlara Allah rahmet eder ve melekler de istiğfar ederler.6
Allah Rasûlü (sav )sahuru bereketli bir yemek olarak şöyle nitelendirmiştir:
Bereketli yemeğe buyurun!7
Sevgili Peygamberimiz (sav) ehl-i kitap ile mü’minlerin orucu arasındaki fark olarak sahuru şöyle göstermiştir:
Bizim orucumuz ile ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli fark sahur yemeğidir.8
Sahura kalkmaktan maksat, fazla yemek değil, seher vaktinin bereketinden istifade etmektir. Allah Teâlâ cennet ehlini tarif ederken, "Onlar seher vakitlerinde istiğfar ederler."9 buyurmuştur. Bu sebeple, sahurun en makbulü de sehere en yakın olanıdır.10
Ayrıca Sevgili Peygamberimizin (sav) sahurda hurma ve su tüketmeyi tercih ettiği bilinmektedir.
İbrahim Kâfi Dönmez, TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sahur” Mad., İstanbul 2008, c. 35, s.538
Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 48; Tirmizî, Savm, 17/708.
Abdurrazzâk, Musannef, IV, 227/7599
Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 48; Tirmizî, Savm, 17/708.
Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.3, 12
hmed Bin Hanbel, Müsned
Ebû Dâvûd, “Ṣavm”, 17; Nesâî, “Ṣıyâm”, 25-26
Müslim, Siyam 46; Ebu Davud, sıyam 15; Tirmizi, Savm 17; Nesai, Sıyam 27
Zâriyât, 18
İmam Gazzali, İhya-i Ûlûmu’d Din, s.544

