RİSALE-İ NUR

05.06.2009

3280

Sahabe Mesleğinin Fazileti / Sahabelerin Üstünlüğü

Risale-i Nur'un yolu Bediüzzaman Hazretlerinin beyanıyla sahâbe mesleği olduğu halde; niçin Emirdağ Lâhikası'nda geçen şu paragrafta sahâbeye kıyas edilmez diyor? “Nübüvvetin vereseleri olan Sahabeler gibi izhâr ve dâvâ edemezler; onlara kıyas edilmez.”

28.06.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili metin Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Bir şey daha kaldı ki, dünya cihetinde, hakāik-i îmâniyenin neşrindeki vazîfedârlar makām sâhibi olsa, daha iyi te’sîr eder denilebilir. Bunda da iki mâni‘ var: Birisi: Farazâ velâyet olsa da, bilerek, isteyerek makām yapmak tarzında, velâyetin mâhiyetindeki ihlâs ve mahviyete münâfîdir. Nübüvvetin vereseleri olan Sahâbeler gibi izhâr ve da‘vâ edemezler, onlara kıyâs edilmez.1 

Bu metin Bediüzzaman Hazretlerine sorulan şu soruya verdiği cevabın bir kısmıdır. O soru şöyledir:

Deniliyor ki: Neden nûr şâkirdlerinin kuvvetli hüsn-ü zanları ve kat‘î kanâatları, senin şahsın hakkında nûrlara daha ziyâde şevklerine medâr olan bir makāmı ve kemâlâtı şahsına kabul etmiyorsun? Yalnız Risâle-i Nûr’a verip, kendini çok kusûrlu bir hâdim gösteriyorsun?2 

Yani Bediüzzaman Hazretleri, şahsına değil, Kur’ân’ın hizmeti olan Risale-i Nur’a değer verilmesi gerektiğini söyler; zira kemâlât şahsına değil, hakikate aittir. Kendini kusurlu bir hizmetkâr görür, böylece ihlâs ve şevkin şahıslara değil, esere ve davaya bağlanmasını ister.

Sorduğunuz soruya gelecek olursak; Risale-i Nur’un “sahâbe mesleği” üzere olduğu ifadesiyle, “sahâbelere kıyas edilmez” hükmü arasında bir çelişki yoktur. Burada Bediüzzaman Hazretlerinin kastı, mesleğin mahiyeti ile şahsın makamı arasındaki farkı göstermektir. Risale-i Nur'un mesleğinin sahabe mesleği olmasının manası, onlar gibi iman hizmetini birinci sıraya almaktan ve Kur'an'daki marifet yolunun Risale-i Nur'la ders veriliyor olmasındandır.

Şöyle ki: Risale-i Nur, sahâbenin yolunu esas alır. Yani tahkiki iman, teslimiyette, ihlâs, hizmette rıza-yı İlâhîyi merkeze almak gibi meslek esaslarını sahâbe tarzından alır. Fakat bu, o yolda yürüyenlerin sahâbenin şahsî makamına, derecesine veya velâyet mertebesine kıyas edilebileceği mânâsına gelmez. Çünkü sahâbelerin makamı Kur’ân’ın terbiyesi altında doğrudan nübüvvet nuruna muhatap olmanın neticesidir. Bu sebeple hiçbir veli, hiçbir âlim, hiçbir hizmet ehli sahâbe seviyesine çıkarılamaz.

Emirdağ Lâhikası’ndaki “nübüvvetin vereseleri olan Sahâbeler gibi izhâr ve dava edemezler, onlara kıyâs edilmez” cümlesi, şahsî makamın kıyasa kapalı olduğunu bildirir. Yani meslek sahâbe mesleği olabilir ama makam sahâbe makamı olamaz.

Bediüzzaman Hazretleri ise burada kendi makamını reddederek hem enâniyeti kapatıyor hem de hizmetin değerini şahsına bağlamaktan ümmeti koruyor. Böylece Risale-i Nur’un sahâbe yolundaki kuvveti meslek esaslarından gelir. Şahısların kıymeti ise bu esaslara sadakatleri nispetindedir, sahâbeye kıyasen makam iddia etmek değildir.

  1. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 117-118.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 116.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (1)

Allah razı olsun.

22.01.2012

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız