İslamiyet’le birlikte teşekkül eden Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’un fethedilmesi düşüncesinin Hz. Peygamber zamanında çeşitli vesilelerle gündeme geldiğini ashâbdan hadisleri yazmasına izin verilen Abdullah b. Amr b. Âs şöyle anlatmaktadır:
Biz huzur-ı saadette not tutar ve Hz. Peygamber’in hadislerini kaydederdik. Bir defasından içimizden birisi, Hz. Peygamber’e ‘Ey Allah’ın Resulü! Önce hangi şehir fethedilecektir; Kostantiniyye mi, yoksa Roma mı?’ sorusunu yöneltmiş, o da ‘Önce Heraklios’un şehri, yani Kostantiniyye fethedilecektir.’ cevabını vermişti.1
İlk dönem hadis ve tarih kaynaklarının hemen tamamında yer alan ve Bizans başkentine yönelik seferlere katılanların maddi ve manevi anlamda büyük kazanımlar elde edeceğine işaret eden bu rivayetler sahabeler ile daha sonra gelen Müslümanların İstanbul’un fethine odaklanmalarına ve bunu gerçekleştirilmesi gereken kutsal bir ideal olarak benimsemelerine sebep olmuştur. Nitekim meşhur "Fetih Hadisi"nde Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
İstanbul mutlaka fethedilecektir, onu fetheden ordu ne güzel ordu, onu fetheden komutan ne güzel komutandır.2
Roma'nın fethi konusu ise şöyle değerlendirilebilir: Hz. Peygamber’e (sav) yöneltilen “Önce Kostantiniyye mi, yoksa Roma mı fethedilecektir?” sorusuna verilen cevapta önceliğin Kostantiniyye’ye verilmesi, Roma’nın fethinin inkârı değil, zamanlama bakımından sonraya bırakıldığını göstermektedir. Zira usul açısından bakıldığında, bir konuda sükût etmek veya ayrıntıya girmemek, o şeyin kesin olarak olmayacağı anlamına gelmez. Aksine, bazı durumlarda bu tavır, meselenin henüz vakti gelmediğine veya başka bir hikmete göre açıklanmadığına işaret eder.
Nitekim Roma hakkında, İstanbul’un fethi hadisi gibi açık ve teşvik edici bir “savaş” vurgusu bulunmamakla birlikte, bazı rivayetlerde Roma’nın İslâm’a açılacağına işaret eden ifadeler yer almaktadır. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle geçmektedir:
Allah Teàlâ Hazretleri Mü'min kullarına tesbihle, tekbirle, el-Kostantîniyyetir-Rûmiyye'yi açmadıkça, fethini nasib etmedikçe kıyamet kopmaz3
Araplar, Kostantiniyye es-Sugrâ veya yalnız Kostantiniye dedikleri zaman İstanbul’u; Kostantiniyeti’r-Rûmiyye veya Kostantiniyyeti’l-Kübrâ dedikleri zaman Roma’yı kast ederler. Bu rivayetten de anlaşılacağı üzere Roma’nın fethinin kılıçla değil, İslâm’ın hakikatinin kabulü, adalet ve ahlâkının benimsenmesi yoluyla gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Bu da Roma’nın fethinin askerî bir istiladan ziyade manevî ve fikrî bir fetih şeklinde olacağını göstermektedir.
Dolayısıyla Hz. Peygamber’in Kostantiniyye’yi açıkça zikredip Roma hakkında tafsilata girmemesi, Roma’nın fethinin olmayacağı değil, şeklinin ve zamanının farklı olacağı yönünde anlaşılmalıdır. İstanbul’un fethi nasıl ki kılıçla ve cihad meydanında gerçekleşmişse, Roma’nın fethi de İslâm’ın evrensel mesajının gönüllerde kabul görmesiyle, yani kalplerin fethi şeklinde ortaya çıkacağı bir süreç olarak değerlendirilebilir.
Müsned, c. 2, s. 176. el-Müstedrekale’s-Sahîhayn, nşr. M. Abdülkâdir Atâ, Beyrut 1990, c 4, s. 468.
Müsned, c. 1, s. 176; c. 4, s. 335; Dârimî, “Mukaddime”, s. 43.
Ramuzu’l-Ehadis, 478/5;

