Hüsrev Efendi, Üstadı Bediüzzaman Hazretlerinin kendisine bir noktada hiddet ettiğini zannettiği için müteessir oluşunu ve meseleye bakış açısının hakikatte nasıl olduğunu bir mektupta genişçe ifade etmiştir. İlgili kısım, Barla Lahikası isimli mecmuada şu şekilde geçmektedir:
Ey sevgili Üstadım! Ey kıymetdar Hocam! Ey senelerden beri aradığım muhterem mürşidim! Ey aziz dellal-ı Kur’an! Izdıraplarımın sürura inkılap etmekte olduğunu hissediyorum. Uzakta olanın kusuru görülmez, tokat yakında olana vurulur. Kalbim bu cümlelere [هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّٖی] diyor. Fakat dimağımdan silinmeyen bir şey varsa, o da aziz Üstadımın elemlerine iştirak etmekti.1
Bu paragrafta Ahmed Hüsrev Altınbaşak hazretleri, kendisine yönelik zannettiği fakat sonradan kendisiyle ilgisinin olmadığını öğrendiği hiddete karşı, "uzakta olanın kusuru görülmez, tokat yakında olana vurulur" şeklinde bir değerlendirmede bulunur. Yani kendisinin maruz kaldığı hiddetin, "canından çok sevdiği üstadına" yakınlığına bir delil olduğu; eğer üstadına uzak olsaydı bu tokadı yemeyeceği şeklinde yorumlar. Yakınlık sebebiyle mes’uliyetin de arttığını ifade eder. Bir daireye, davaya veya şahsa hizmet eden veya yakınlık içinde bulunan ve hususi alaka gören kimselerin küçük hataları daha çok nazara çarpar; ikaz ve tokat da daha ziyade onlara gelir. Uzakta duranların kusuru ise ya fark edilmez yahut o derece ehemmiyet verilmez. Dolayısıyla Hüsrev Efendi tarafından bu yakınlık, Allah'ın bir fazlı ve ihsanı olarak algılanır.
Risale-i Nur baştan aşağı özlü, derinlikli ve vurucu sözlerle doludur. Bunların çokça bilinenlerinden bir kaç tanesini şu şekilde sıralayabiliriz:
Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.2
Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.3
Her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir.4
Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez.5
Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf katipsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hakimsiz olur?6
İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.7
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 132
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 500.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 499.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 455.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 93.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 6.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 383.

