Risale-i Nur'ların sünuhat olarak yazdırıldığını Üstad Bediüzzaman Hazretleri bir çok yerde açıkça bahseder. Bazı ifadeleri şöyledir:
Maatteessüf şimdilik sünûhâttan başka ilmî mesâil ile iştigālime mâni‘ bazı hâller var. Onun için suâlinize göre cevab veremiyorum. Eğer sünûhât-ı kalbiye olsa, bilmecbûriye meşgul oluyorum. Bazı suâller, sünûhâta tevâfuk ettiği için cevab verilir, gücenmeyiniz. Onun için herbir suâlinize lâyıkınca cevab veremiyorum.1
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’ân’ın bâhir bir burhânı; ve kuvvetli bir tefsîri; ve parlak bir lem‘a-i i‘câz-ı ma‘nevîsi; ve o bahrin bir reşhası; ve o güneşin bir şuâı; ve o ma‘den-i ilm-i hakîkatten mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i ma‘neviyesidir. 2
Hem Risâle-i Nûr’u zâhiren benim eserim olmak haysiyetiyle senâ etmiyorum. Belki yalnız Kur’ân’ın bir tefsîri ve Kur’ân’dan mülhem ve Kur’ân’ın bir tercümân-ı hakîkîsi ve îmânın huccetleri ve dellâlı olması haysiyetiyle meziyetlerini beyân ediyorum. Hatta bir kısım risâleleri ihtiyârım hâricinde yazdığım gibi, Risâle-i Nûr’un ehemmiyetini zikretmekte ihtiyârsız hükmündeyim. 3
Bu metinlerden de anlaşıldığı üzere, risalelerin içeriği sünuhat olarak Kur'an hakikatlerine dayandığı ve Bediüzzaman Hazretlerinin kendi şahsi fikirleri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Sünuhat: Düşüncede, kalpte, akılda bir mananın bir anda doğması veya gelmesidir. Kelime olarak, ortaya çıkma şekli itibariyle ilham ile aynıdır. İkisi de bir anda doğmak anlamına gelmektedir. Yalnız sünuhat, kalbe mananın doğmasını ifade ettiği gibi, düşünceye de doğmasını ifade eder. Sünuhattaki bir fark da alt yapısında bir tefekkürün olmasıdır. Uzun zaman araştırmalarına çalışan bilim adamlarının "aklıma geldi, buldum!" demeleri gibi.
Nur talebelerinin yazdığı mektuplar ise Risale-i Nur'daki iman ve Kur'an hakikatlerinin kalblerinde meydana getirdiği manevi tesirden, feyizden dolayıdır. Risale-i Nur'dan gelen manevi sürur ve sevinç, feyiz ve bereket, Risale-i Nur ile kazandıkları sarsılmaz hakiki iman ve elde ettikleri tam ihlas öyle mektupların yazılmasına sebep olmuştur. Yani Risale-i Nur yoluyla hatırlarına, akıllarına, kalplerine gelen bir sünuhattır denilebilir. Mektuplara dikkat edilirse Kur’an hakikatlerini çok yüksek bir üslup ile takdir ettiklerini, çoğu zaman hakikatleri ifade tarzının Risale-i Nur'un üslubuna çok benzediği görülecektir.
Hem o mektuplar hak ve hakikati ifade ettikleri için Bediüzzaman Hazretlerinin onayını almış ve hakikatler hazinesi olan Risale-i Nur külliyatına dahil edilmişlerdir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.92
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 1
Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 99

