Bağış Yap

Hz. Muhammed (sav)

16.10.2026

Peygamber Efendimiz (sav) Cuma Hutbelerinde Hangi Konuları İşlerdi ve Günümüz Hutbeleriyle Farkları Nelerdi?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Resûlullah Efendimiz ﷺ cuma hutbesine çıktığında hangi meselelerden bahsederdi? O’nun ﷺ okuduğu veya rivayetlerde bize ulaşan cuma hutbeleri var mıdır? Bu hutbelerde hangi konular öne çıkardı ve nasıl bir üslup kullanılırdı? Günümüzde okunan cuma hutbeleri, Resûlullah Efendimiz ﷺ dönemindeki hutbelerle konu, muhteva, maksat ve üslup bakımından ne ölçüde benzerlik göstermektedir?

16.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Peygamber Efendimiz (asm)’in kıldığı ilk cuma namazı, Kuba'dan Medine'ye giderken Beni Salim b. Avf yurdundaki Ranuna Vadisi'nde kıldığı cumadır. İlk hutbe de burada irat edilmiştir. Cuma namazı Mekke döneminde farz kılınmıştır. Fakat Müslümanlar, o dönemde Mekke’deki şartlar sebebiyle cemaatle cuma namazı kılamamışlardı.1

Tam metin olarak bu ilk cuma hutbesi ile Peygamber Efendimiz (asm)’in Veda Haccı'nda okuduğu Veda Hutbesi kaynaklarımızda mevcuttur. Diğer cuma hutbeleri ise bir bütün olarak değil ama o hutbelerde geçen cümleler, parça parça hadis metinleri olarak kaynaklarımıza girmiştir.

Ranuna Vadisi'nde kılınan ilk cuma namazında Peygamber Efendimiz (asm)’in okuduğu birinci ve ikinci hutbe şu şekildedir:

Birinci Hutbe:

Ey insanlar!
Ölmeden önce tevbe edin; fırsat elde iken salih ameller işlemeye bakın! Gizli açık bolca sadaka vermek ve Allah’ı çok çok zikretmekle Rabbinizle aranızı düzeltin! Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görür ve kaçırmış olduğunuz şeyleri elde edersiniz.
Biliniz ki Allah, bu yılınızın bu ayında, bu yerde size kıyamete kadar «cuma namazı»nı farz kılmıştır. Adil olsun olmasın, başında bir imam varken benim sağlığımda veya benden sonra her kim hafife alarak veya inkar ederek bu namazı bırakırsa, onun iki yakası bir araya gelmesin! Ve Allah, onun işlerini başarıya ulaştırmasın! O kimsenin başka namazı yoktur; tevbe edenler müstesna... Çünkü kim tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder.2
Ey insanlar!
Sağlığınızda ahiretiniz için hazırlık yapınız! Muhakkak her biriniz ölecek ve sürüsünü çobansız bırakacaktır. Sonra Allah, ona tercümansız ve vasıtasız olarak diyecek ki: «Benim Rasulüm gelip de size emirlerimi bildirmedi mi? Ben sana mal mülk verdim, pek çok iyiliklerde, ihsanlarda bulundum; sen kendin için ne getirdin?»
Bu sual ile karşılaşan herkes, sağa sola bakacak, bir şey göremeyecek; önüne baktığı zaman cehennemi görecek...
O halde uyanınız! Kim yarım hurma ile dahi ateşten korunmaya muktedirse, onu yapsın! Kim ki o yarım hurmayı bulamazsa, bari tatlı bir söz söyleyerek iyilik etmeye çalışsın! Çünkü bir iyiliğe on mislinden yedi yüz misline kadar sevap verilir.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!3

İkinci Hutbe:

Allah’a hamd ederim ve O’ndan yardım dilerim. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz; saptırdığını da kimse doğru yola iletemez.
Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. O, birdir; ortağı yoktur. Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabıdır. Allah, kimin kalbini Kur’an’la süsler ve onu küfürden sonra İslam’a hidayet buyurur, o da Kur’an’ı başka sözlere tercih ederse, işte o kimse kurtuluşa ermiştir.
Doğrusu Allah’ın kitabı, sözlerin en güzeli ve en beliğidir.
Allah’ın sevdiğini seviniz! Allah’ın Kelamı'ndan ve O’nu zikretmekten usanmayınız. Allah’ın kelamından kalbinize darlık gelmesin! Çünkü Allah’ın kelamı, her şeyin üstünün ayırıp seçer. Amellerin hayırlısını, kulların seçkini olan peygamberleri, kıssaların en güzel ve ibretlilerini anlatır. Helal ve haramı açıklar.
Siz ancak Allah’a ibadet ediniz ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayınız! O’ndan hakkı ile sakınınız! Yaptığınız iyi işleri diliniz te’yid etsin! Allah’ın kelamı ile birbirinizi seviniz! Muhakkak biliniz ki Allah Teala, ahdini bozanlara gazap eder.
Allah’ın selamı üzerinize olsun!4

Sahih hadislerden öğrendiğimize göre Peygamber Efendimiz (asm) hutbeyi ayakta okur, iki hutbe arasında otururdu. Hutbede Kur'an okur ve öğüt verirdi.5 Namazı da hutbesi de ölçülüydü.6

Hutbe, hamd ve şehadetle başlar, "Sözün en hayırlısı Allah'ın kitabıdır, yolun en hayırlısı Muhammed'in yoludur." cümlesi hutbelerde geçerdi. Cabir (r.a.), hutbe sırasında gözlerinin kızardığını, sesinin yükseldiğini ve sanki bir orduyu uyarır gibi konuştuğunu anlatır.7 Kaf suresini sık sık minberde okurdu.8 Ammar b. Yasir'in rivayetine göre namazın uzun, hutbenin kısa tutulması kişinin bilgili olmasının bir işaretidir.9

Nebevi hutbe, yaşayan bir hitabetti. Peygamber Efendimiz (asm), hutbe sırasında gelen kişiye iki rekat namaz kılmasını emretmiş10, kıtlık şikayeti üzerine hutbede yağmur duası yapmıştır.11
Peygamber Efendimiz (asm)'in en meşhur hutbesi, hicretin 10. yılında Arafat'ta, Urane Vadisi'nde okuduğu Veda Hutbesi'dir. O gün Arafat'ta öğle ve ikindi namazları cem ve kasr edilerek kılınmıştır.12 Hutbede can, mal ve namus dokunulmazlığı, cahiliye âdetlerinin kaldırılması, faizin ve kan davalarının terki, kadınlara iyi davranma, emanetlerin ehline verilmesi ve Allah'ın kitabına sarılma konuları işlenmiştir.13
Bugünkü hutbeler; hamd ve salavat, ayet ve hadis, takva ve ahlak öğütleri bakımından Peygamber Efendimiz (asm)’in hutbeleriyle örtüşür. Farklılıklar ise canlılıkta ve muhatapla kurulan bağda ortaya çıkar. Peygamber Efendimiz (asm)’in hutbeleri doğrudan cemaatin durumuna ve toplumun o anki ihtiyaçlarına cevap niteliğinde idi. Vahiy kaynaklıydı. Yaşanan hadiselerle doğrudan bağlantılıydı. Hatta bazen soru cevap dahi olabiliyordu. Günümüzdeki hutbeler ise çoğunlukla önceden hazırlanmış yazılı bir metnin tek yönlü olarak aktarılmasıyla gerçekleşmektedir.

Kaynakçalar
  1. TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 2009, c.36, s.48.

  2. İbn-i Mace, İkame, 78.

  3. İbn-i Hişam, I, 118-119; Beyhaki, Delail, II, 524.

  4. Beyhaki, Delail, II, 524-525.

  5. Müslim, Cuma, 862

  6. Müslim, Cuma, 866.

  7. Müslim, Cuma, 867.

  8. Müslim, Cuma, 873.

  9. Müslim, Cuma, 869.

  10. Buhari, Cuma, 930; Müslim, 875.

  11. Buhari, Cuma, 933; Müslim, 897.

  12. Müslim, Hac, 1218, Cabir hadisi.

  13. Müslim, Hac, 1218; Buhari, Hac, 1739.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız