Bu rivayet sünen-i Ebû Dâvud'da, sünen-i ibni Hibban ve Kadı İyaz'ın Şifâ-i Şerif'inde de rivayet edilmektedir. Said bin Gazvan hac dönüşü Tebük'e gelmişti. Bir de ne görsün. Yere oturtulmuş sakat bir adam duruyor. Yanına yaklaştı, niçin bu hâle düştüğünü sordu. Sakat adam şöyle dedi:
Sana bir hadis haber vereceğim, fakat ben sağ oldukça benden duyduğunu kimseye söylemeyeceksin. Hâdise şöyle: Resulullah (asm) Tebük'e geldiğinde bir hurma ağacının önüne inmişti. “Şu ağaç bizim kıblemizdir.” buyurdu. Ve hurma ağacına dönerek namaza durdu. Ben daha o zaman çocuktum. Koşarak geldim. Sütre olarak duran hurma ağacı ile onun arasından geçtim. Bunun üzerine Resulullah: “O bizim namazımızı kesti, Allah da onun ayağını kessin.” dedi. O günden bugüne kadar ayağa kalkamaz oldum.1
İbni Hibban'ın rivayetinde bu çocuğun Büsr bin Râî el-Amr adında birisi olduğu belirtilmektedir. Mektubat'ta geçen hadisin Arapça metni İbni Hibban'ın rivayetinden alınmıştır.2
Hadis âlimlerinin bu husustaki açıklamaları şu şekildedir:
Namaz kılanın önünden bir insanın geçmesiyle namaz bozulmaz, öyleyse Peygamberimiz neden beddua etmiştir? Diğer taraftan, çocuğun henüz mükellef sayılacak bir yaşta olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda çocuk, niçin böyle bir cezayı hak etmiştir? Bu sualleri sıralayan âlimler şu ihtimalleri zikrederek izahlarda bulunmaktadırlar. Her şeyden önce, bu çocuğun bir müşrik çocuğu olduğu kuvvetle muhtemeldir. Peygamberimiz (asm)'in namaza durduğunu gören müşrikler, Resul-i Ekrem Efendimizin namazını ifsat etmek maksadıyla çocuklarından birisini tahrik edip Peygamberimiz (asm)'in önünden geçmesini tembih etmişlerdir. Onların bu haince planlarını fark edip gören Peygamberimiz (asm), İslâm'ın izzetini göstermek ve onların kötü niyetlerini defetmek için, çocuğun o hale gelmesini bir mucize olarak göstermiştir. Çünkü bu çocuk her ne kadar çocuk görünüşlü ise de, büluğ çağına gelmiş olduğundan, Peygamberimiz (asm), çocuğun önünden kasdî olarak geçtiğini anlamış ve böyle bir bedduada bulunmuştur.3
Yine bu hadisin izahında İmam-ı Suyûtî Hazretleri, Peygamberimiz (asm)'in bu çocukla olan hadisesini, Hz. Hızır'la başka bir çocuk arasında geçen hadiseye benzetmekte ve hikmet tarafının sadece Peygamberimizce (asm) bilindiğine işaret etmektedir. Bilindiği gibi, Hz. Hızır, Hz. Musa (as) ile yolculuğu esnasında yolda toplu halde oynayan bir grup çocuğa rast geldi. İçlerinden bir çocuğu yakaladı ve öldürdü. Hikmeti ise, o çocuğun gelecekte âsî bir kişi olup, sâlih kimselerden olan anne ve babasını azgınlık ve nankörlüğe sürükleyecek olmasıydı.4
Âlimlerimizin bu açıklamaları neticesinde şunu söyleyebiliriz: Peygamber Efendimiz (asm), bütün hayatı boyunca vahyin kontrolü altında hareket etmiştir. Tüm yaşantısı buna şahittir. Dolayısıyla bu fiili de, Rabbimizin iradesi doğrultusunda gerçekleştirmiştir. Demek ki bu kişinin ayaklarının sağlıklı olması, o kişiye muhakkak bir zarar verecekti ki, Rabbimiz ezelî ilmiyle bunu bildiği için, o zararın kalkması sebebiyle o kişiye böyle bir hâl vermiştir. Yani ayağa kalkamamasının, sağlıklı olmasından daha hayırlı olacağını Rabbimiz bildiği için, çocuk yaşta bu durum gerçekleşti.
Ebû Dâvud, Salât, 110
Sahihu İbni Hibban, VIII/152
eş-Şifâ , I/632
Peygamberler Tarihi, s. 445-447

