RİSALE-İ NUR

24.02.2010

5033

Bediüzzaman Hazretlerinin İşaretiyle Bilimin Ölümü Geciktirmesi Mümkün müdür?

Kur'ân-ı Kerîm'deki Ashab-ı Kehf gibi, bu dünyada insanın belirli bir süre uyutulup tekrar diriltilmesi mümkün mü? Bu yönde çalışmaları olan bilimin bu noktaya ulaşması mümkün mü?

01.03.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Kur’an'ı Kerim’de anlatılan Ashab-ı Kehf kıssası, insanın bu dünyada uzun süre uyutulup sonra yeniden hayata döndürülmesinin aklen mümkün, fakat fiilen ilahi bir tasarruf olduğunu gösteren çok ibretli bir misaldir. Kur’an bu olayı anlatırken özellikle ölüm kelimesini değil, uyutma fiilini kullanır. Bu tercih çok manidardır. Çünkü Ashab-ı Kehf ne tam anlamıyla ölmüş, ne de normal hayatlarını sürdürmüştür. Ruh ile beden arasındaki bağ kopmamış, fakat şuur askıya alınmıştır.
Bu yönüyle bakıldığında Ashab-ı Kehf kıssası sadece geçmişte yaşanmış harika bir olay olarak değil, haşir ve ahirette yeniden diriliş hakikatine açılan muhteşem bir pencere olarak ele alınmaktadır. Nasıl ki her bahar, kışta ölmüş gibi görünen milyonlarca bitki yeniden diriltiliyorsa; Ashab-ı Kehf de insanın şahsında gerçekleşmiş bir “uzun uyku – yeniden uyanış” misalidir.
Bilim cephesinden bakıldığında ise şunu söylemek mümkündür: Modern bilim, insanın bilincini uzun süre kapalı tutabilmek, metabolizmayı ciddi ölçüde yavaşlatabilmek ve bedenin çürümesini geciktirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır. Koma hali, derin anestezi, bazı canlılardaki kış uykusu ve kriyojenik araştırmalar bunun örnekleridir. Bugün bilim ile birlikte açıkça anlaşılmaktadır ki, zaman algısı bilinçle yakından ilişkilidir. Bilinç kapandığında, kişi için zaman neredeyse durur. Bu yönüyle bilim, Ashab-ı Kehf kıssasında anlatılan duruma doğru ilerlemektedir denilebilir. Rabbimiz Kur'an'da şöyle buyurmuştur:

وَاُبْرِئُ الْأَكْمَهَ وَالْأَبْرَصَ وَاُحْيِي الْمَوْتٰي بِاِذْنِ اللّٰهِ

Allah’ın izniyle (anadan doğma) körü ve (teni) alacalıyı iyi ederim, ölüleri de diriltirim!1

Bediüzzaman hazretleri bu ayetinin bir nevi tefsirini şu şekilde yapar:

İşte şu âyet işaret ediyor ki, en müzmin derdlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve ey musibetzede benî-Âdem! Me’yûs olmayınız. Her derd ne olursa olsun, dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz. Hatta ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür. İşte beşerin tıb cihetindeki şimdiki terakkıyâtından çok ilerideki hududunu şu âyet çiziyor ve ona işaret ediyor ve teşvîk yapıyor. 2

Kur’an yalnızca geçmiş mucizeleri haber vermekle kalmayıp, insanlığa istikamet ve ufuk çizmektedir. Hz. İsa Aleyhisselam’a verilen mucizeler, beşerin kendi kudretiyle yapabileceği işler değildir fakat bu mucizelerin Kur’an’da zikredilmesi, insanın ilim ve hikmet yoluyla o sahalara yönelmesini teşvik eden işaretler hükmündedir. Üstad Bediüzzaman Hazretlerine göre "en müzmin derdlere dahi derman bulunabilir" ifadesi, bugünkü imkânlarla çaresiz görünen hastalıklar bile mutlak manada ümitsizlik sebebi değildir. Çünkü dermanın yokluğu değil, henüz keşfedilmemiş olması söz konusudur.
“Hatta ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür” cümlesi ile, ölümün tamamen ortadan kaldırılamayacağını fakat insanın ilim sayesinde hayatı uzatabileceğini, şuurun askıya alınabildiği haller meydana getirebileceğini ve bedenin tahribinin ve yıkımının Allah'ın izniyle geciktirilebileceği ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, bu dünyada insanın belirli bir süre uyutulup tekrar hayata döndürülmesi aklen mümkündür. Ancak bunun tam ve mutlak şekliyle gerçekleşmesi ilahi tasarrufa bağlıdır. Bilim ise bilincin geçici olarak kapatılması, metabolizmanın yavaşlatılması ve bedenin korunması gibi alanlarda bu hakikatin sınırlı bir yönüne yaklaşabilmekte, fakat insanı ölüm ile hayat arasında uzun süre muhafaza edip yeniden hayata döndürme seviyesine henüz ulaşamamıştır.

Kaynakçalar
  1. Âl-i İmran, 3/49.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 161


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız