Soru

"Nurun İlk Kapısı" Eserinin İçeriği

Nurun ilk kapısı eseri nedir? Osmanlıca olarak temin ediliyor mu ? Bu eserin sahihliğini merak ediyorum. Bu eser hakkında malumat verebilir misiniz ?

Tarih: 4.11.2023 14:41:18
Okunma: 350

Cevap

Bediüzzaman Hazretleri  1926 yılının Mayıs ayında ilk sürgün yeri olan Burdur’a gönderildi. Burdur'da kaldığı 8 aylık müddette Nur’un İlk Kapısı Risalesi’ni te’lif etti.

Bu risale, Risale-i Nur Külliyatının ilk risalesi sayılmaktadır. On üç dersten oluşan orta hacimli bir kitaptır. Burdur'dan ayrıldıktan sonra Hazret-i Üstad'in bir daha eline geçmeyen bu risalesi, yıllar sonra 1950'lerde Barla’yı ziyaret ettiğinde Barlalı eski talebelerinden Sıddık Süleyman tarafından getirilip Üstad'a teslim edildiğinde son derece memnun olarak bu kitabı Risale-i Nur'a dâhil etmiştir. Mesnevi-i Nûriye'deki Nokta Risalesinin Üçüncü Kısmı, Nur'un İlk Kapısı adlı bu risale olmuş, fakat müstakil olarak neşredilmiştir.

Bu Risalenin başında Hz. Üstad bu eserin kendisine gelişir ve bu kıymetli risale hakkında şunları söylemektedir:

“Sonra, gayet zevkli ve neşeli bir halet içinde iken, sekiz sene hiç gücendirmeden mükemmel bana hizmet eden Sıddık Süleyman bana bir kitap getirdi. Açtım, baktım ki, Eski Said ile Yeni Said'in birbiriyle münazara edip (tartışıp) nefs-i emmareyi (kötülüğü emreden nefis) susturan ve şuhud derecesindeki hakikatleri ihtiva eden (içeren) on üç dersler olup, bu on üç dersin doğrudan doğruya Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın âyetlerinden aynelyakîne yakın bir surette Yeni Said'e ders olduğunu ve bütün bu derslerde doğrudan doğruya birinci muhatap Said olduğunu gördüm. Küçük Sözler'in ve bazı mühim sözlerin çekirdeklerini ve bir kısmının tam izahlarını içinde gördüm.

Hususan, bu risalenin âhirinden (sonundan) bir parça evvel, risalet-i Ahmediyeye (sav) ait olan On Dokuzuncu Söz, gayet kısa olduğu halde, gayet büyük ve gayet kuvvetli olduğu için, bu çekirdek olan risaleye aynen girmiş. Demek o Söz, gayet ehemmiyetli olduğu içindir ki, aynen Nurun bu çekirdeğine girdiği gibi, Nur mecmualarında da mükerreren (tekrarla) neşredilmiş.

Bu eser bana çok ehemmiyetli geldi. Aslâ ve kat'a hatırıma gelmemişti. Bütün bütün bu eseri unutmuştum. Vücudunu (varlığını) hiç bilmiyordum. Sıddık Süleyman'ın sekiz sene sadakatli hizmetinin tam bir yadigârı nev'inden, onun gayet büyük bir hizmeti hükmünde kabul ettim, bin bârekâllah dedim.

İşte, şimdi, Risale-i Nur'un bir fihristesi ve bir listesi ve bir çekirdeği olan bu risalenin içindeki hakikatler gerçi hem Küçük Sözler'de, hem başka Sözlerde bir derece yazılıdır; fakat Said'e karşı Kur'ân'ın birinci dersi ve tam ilmelyakîn ve aynelyakîn derecesinde bir meşhudatı tarzında olmasından, te'lifindeki acemilikten gelen içindeki kusurata (kusurlara) ve tekrarata (tekrarlara) bakmayıp, Nur şakirtleri onu neşretseler, inşaallah çoklar istifade edecekler.”[1]

Bu eserin Osmanlıca basımları bulunmaktadır.


[1] Osmanlıca Nur’un İlk Kapısı, s.1


Yorum Yap

Yorumlar