Nazar Nedir?
Sözlükte, "bakmak, görmek; düşünmek" anlamındaki nazar kelimesi Türkçe’de "beğenilen bir şeye kıskançlıkla bakmak ve zarar verecek şekilde onu etkilemek" manasında nazar etmek (göz değmek), Arapça’da ise isabetü’l-ayn şeklinde kullanılır. Nazar kavramı, daha çok kıskançlık duygusunun eşlik ettiği zarar verici etkiye sahip göz ve bakışla ilişkilendirilse de herhangi bir canlı yahut objeye yönelik hayranlık ve övgü sözleri de etkisi açısından nazar kapsamında görülmüştür.
Nazarın Tarihsel ve Bilimsel Açıklaması
Nazar, tarih boyunca sadece bir inanç olarak değil, fiziksel bir gerçeklik ve optik bir olgu olarak ele alınmıştır.1 Antik dönemde bu fenomenin temelinde "aktif göz" kavramı yatar.2 Özellikle Ekstramisyon (Dışa Salım) Teorisi, nazarın işleyişini açıklayan en baskın görüştür. Bu teoriye göre göz, sadece ışığı alan pasif bir organ değil güneş veya lamba gibi dışarıya ışınlar, atomlar veya enerji parçacıkları (eidola) yayan aktif bir organdır.3 Platon, Empedocles ve daha sonra Plutarch gibi düşünürler, gözden çıkan bu ışınların dış dünya ile etkileşime girdiğini savunmuştur.4 Nazar bu bağlamda, hasetle (kıskançlıkla) dolmuş bir ruhun, göz aracılığıyla bu negatif enerjiyi "zehirli oklar" veya "zararlı parçacıklar" şeklinde karşısındaki kişiye iletmesi olarak tanımlanır.5 Bu bakış açısı, nazarın etkisini fiziksel ve doğal bir süreç olarak görür. Öyle ki Aristoteles, âdet döneminde olan bir kadının bakışıyla aynanın yüzeyini fiziksel olarak kirletebileceğini savunarak bu enerjinin maddesel boyutuna dikkat çekmiştir. 6
Nazarın modern bilimsel platformda açıklanma çabaları ise biyofizik ve elektromanyetik etkileşimler üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu noktada en dikkat çekici yaklaşım, gözün sadece bir alıcı değil, aynı zamanda bir verici olduğu yönündeki Ekstramisyon (dışa salım) teorisinin modern versiyonudur.7 Bilimsel olarak, insan vücudunun ve özellikle beynin bir elektromanyetik alan ürettiği bilinmektedir.8 Bazı araştırmacılar, yoğun odaklanma ve duygusal yüklenme (şiddetli haset veya aşırı hayranlık gibi) anlarında, oküler (gözle ilgili) kanal aracılığıyla bu enerjinin belirli bir frekansta dışarıya yansıtılabileceğini ileri sürmektedir.9 Bu durum, "biyofoton" salınımı veya düşük frekanslı elektromanyetik dalgaların odaklanmasıyla açıklanmaya çalışılır.10 Eğer bu enerji, alıcının biyolojik sistemindeki hücresel dengeleri bozabilecek bir rezonansa sahipse, karşıdaki kişide yorgunluk, baş ağrısı veya fiziksel rahatsızlık gibi semptomlar baş gösterebilir. 11 Colin Ross'un yapmış olduğu bir deneyde, elektromanyetik olarak yalıtılmış bir ortamda ve yüksek empedanslı bir elektrot kullanılarak, insan gözünden yayılan sinyalin kısa mesafede tespit edilebildiği görülmüştür. Yapılan kayıtların sonuçları, gözlerden elektromanyetik bir sinyal yayıldığını ve bazı frekans aralıklarında bu sinyalin genliğinin kafatasından yayılan alandan daha yüksek olduğunu göstermektedir. 12
Tarihsel süreçte nazarın açıklanmasında kullanılan bir diğer önemli teori ise Hava Yoluyla Bulaşma (Contagion) Teorisidir. 13 Heliodorus gibi yazarların metinlerinde karşımıza çıkan bu görüşe göre, haset dolu bir kişinin yaydığı "acı nefes" veya "kötü niyetli pneuma", çevredeki havayı değiştirerek karşıdaki kişiye nüfuz eder.14 Modern perspektifte bu durum, "duygusal bulaşma" (emotional contagion) veya çevresel enerjinin (feromonlar ve biyomanyetik alanlar aracılığıyla) fiziksel sistemler üzerindeki etkisiyle paralellik gösterir.15
Sonuç olarak nazar; antik teorilerinden modern elektromanyetik spekülasyonlara kadar geniş bir yelpazede, insan bilincinin ve duygularının fiziksel dünya üzerindeki somut bir etkisi olarak rasyonalize edilmeye çalışılmıştır.
İslam İnancında Nazarın Yeri ve Hastalıklarla Bağlantısı
Bazı kimselerin bakışlarıyla olumsuz etkiler meydana getirebildikleri dinen de kabul edilmektedir. Kur'an bu olaya şöyle açıklık getirir:
Doğrusu inkâr edenler Kur'ân'ı dinlediklerinde, nerede ise seni gözleriyle devireceklerdi ve (hasedlerinden): “Şübhesiz ki o, gerçekten bir mecnundur!” diyorlar. 16
Peygamber Efendimiz de (sav) bazı hadislerinde nazar hakkında şöyle buyurur:
Nazardan Allah’a sığının, çünkü nazar (göz değmesi) haktır. 17
Kaderi geçecek bir şey bulunsaydı bu göz değmesi olurdu.18
Peygamber Efendimiz'in (sav) kişinin kendisini nazardan koruması için ihlas, Fatiha, Muavvizeteyn sureleri (Felak, Nas) ve Ayet-el Kürsi surelerinin okunmasını tavsiye ettiği nakledilmektedir. Bununla ilgili bir hadis-i şerif şöyledir:
Peygamber (sav) vefat ettiği hastalığı sırasında Muavvizeteyn Sureleri'ni okuyup kendi üzerine nefes ederdi.19
Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, nazarın kültürel bir inanış değil aksine dini temeli bulunan manevi bir hâdise olduğu ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda insanın bedensel sağlığını, ruhsal dengesini ve sosyal ilişkilerini etkileyebilecek çok çeşitli bir etkisi olduğu söylenebilir. Ancak tüm bu olumsuzlukları nazara bağlamak doğru değildir. Konuyla ilgili Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar. 20
Ümmetimin çoğu, Yüce Allah'ın kader ile takdirinden sonra en fazla nazardan ölür.21
Nazar meselesinde şöyle bir değerlendirme daha var ki; nazar sadece hasedden olmaz belki kıskançlık ve özenmekten de olabilir. Hatta karı-kocanın birbirlerine nazarı değdiği gibi anne-babanın evladına dahi nazarı değebilir. Bu münasebetle sevdiğimiz birisinde sevdiğimiz bir davranış gördüğümüz zaman o halin Allah'ın bir lütfu olduğunu ilan etmek gerektir. Bunun için de ما شاء الله لا قوة إلا الله بالله (MaşaaAllah, Lâ Kuvvete İllâ Billâh) )demek gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bazı hadislerinde şöyle rivayet etmiştir:
Kim hoşuna giden bir şey görür de; ‘Mâşâallah lâ kuvvete illâ billâh’ (Allah’ın dilediği olur. Ondan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur) derse, ona hiçbir şey zarar vermez. 22
Bir gün Allah Resûlü ashâbı ile birlikte Mekke"ye doğru yola çıkmıştı. Cuhfe yakınlarında Harrar denilen yere geldiklerinde bir dereye rastladılar. Medineli sahâbî Sehl b. Huneyf, burada yıkanmak istedi. Sehl, beyaz tenli, yakışıklı bir insandı. O sırada Medine"ye ilk hicret eden sahâbîlerden olan Âmir b. Rebîa, Sehl"i gördü ve birden ağzından onu öven sözler dökülüverdi. Hemen ardından Sehl olduğu yere yıkıldı. Görenler durumu alelacele Hz. Peygamber"e bildirdiler. Sehl, ne başını kaldırabiliyor ne de ayağa kalkabiliyordu. Muhtemelen Âmir"in nazarı değmişti kendisine. Resûlullah (sav), onlara kimden şüphelendiklerini sordu. Onlar da, “Âmir b. Rebîa ona baktı.” dediler. Resûl-i Ekrem (sav), Âmir"i derhâl yanına çağırtarak öfkeli bir şekilde, “Neden biriniz kardeşini öldürüyor?” dedi ve ekledi: “Biriniz kardeşinde beğendiği, hayran kaldığı bir şey gördüğü zaman ona mübarek olması için dua etsin.” 23
Sonuç olarak, nazarın tesiri çoğu zaman hased, aşırı hayranlık yahut ölçüsüz övgü ile ortaya çıkabilir. Bu sebeple nazar, yalnız düşmanlıktan değil; bazen sevgi, beğeni ve takdir ifadesi sırasında da vuku bulabilir. Bundan dolayı insan, hoşuna giden bir nimet ve güzellik karşısında onun Allah’ın bir ihsanı olduğunu hatırlamalı; “Maşaallah, barekallah, la kuvvete illa billah” gibi dualarla o nimeti sahibine ve hakikatte hakiki nimet veren Allah’a nisbet etmelidir.
Hastalıklar ve sıkıntılar konusunda ise, bütün hadiseler Allah’ın takdiri iledir; nazar ise bu takdir içinde bir sebep olabilir. Bu sebeple her bedensel veya ruhi rahatsızlığı doğrudan nazara bağlamak doğru olmadığı gibi, nazarın tesirini tamamen inkâr etmek de doğru değildir. Mü’min, maddi sebeplere müracaat ettiği gibi manevi korunma yollarına da sarılır; dua eder, Felak ve Nas gibi muavvizeteyn surelerini okur, Allah’a iltica eder.
Bu itibarla yapılması gereken, nazarı korku ve vehim haline getirmek değil; onu dinin bildirdiği çerçevede kabul edip, korunmayı yine Allah’tan istemektir.
Rakoczy, Böser Blick, 1996.
Plutarch, Quaest. Conv. 5.7.
Empedocles, Fragmanlar; Alcmaeon, Testimonia.
Ross, Maloney’s Seven Points, 2010.
Dickie, The Ancient Greek and Roman Tradition, 1991.
Aristoteles, Insomn. 459b 27–32.
Ross, Journal of Near-Death Studies, 2010.
Becker & Selden, The Body Electric, 1985.
Ross, The Electrophysiological Basis, 2010.
Popp, Biophotonics, 2003.
Ross, The Electrophysiological Basis, 2010.
Ross, Hypothesis: The Electrophysiological Basis of Evil Eye Belief.
Heliodorus, Aethiopica 3.7.3.
Heliodorus, Aethiopica 3.7.3; Dickie, 1991.
Hatfield et al., Emotional Contagion, 1994.
Kalem, 68/51.
İbn Mâce, Tıb, 32.
İbn Mâce, Tıb, 33.
Buharı, Tıb, 32.
Ebu Nuaym, Hilye, Beyrût 1405, VII, 90.
Celaleddin Suyuti, Ed-dürrü'l-mensûr Fit-tefsîr Bil-me'sûr, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2012, c. 14, s. 602.
Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, 213.
İbn Mâce, Tıb, 32.

