Bağış Yap

Ahlak

4095

Namaz Kılanın Başka Hataları Varsa

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bazı kimseler, namaz kılan birisi hakkında, "Falan da namaz kılıyor ama şöyle şöyle yakışıksız işler de yapıyor" diyerek namaza soğuk bakıyorlar. Bunlara nasıl cevap vermeliyiz?

08.07.2026 tarihinde soru cevabı güncellenmiştir.

Cevap

Bir Müslümanın kusuru, namazın kusuru değildir. Falan da namaz kılıyor ama şöyle yanlışlar yapıyor denildiğinde, öncelikle bu ayrımın yapılması gerekir. Çünkü burada iki ayrı şey vardır: Biri Allah’ın emri olan namaz, diğeri ise o namazı kılan insanın noksanlığı ve günahı. İnsan kusurlu olabilir; fakat bu, ibadetin kıymetini düşürmez.

Namaz, insanı kötülükten alıkoyan bir ibadettir; fakat bu tesirin derecesi, namazın şuuru, huşûu, ihlâsı ve devamı ile alâkalıdır. Bir ilâç tesir ediyor diye hasta bir anda tamamen iyileşmeyebilir. Fakat bu, ilâcın faydasız olduğunu değil; tedavinin devam etmesi gerektiğini gösterir. Namaz da böyledir. Bir kimsede hâlâ bazı kusurlar bulunması, namazın lüzumsuz olduğunu değil; o kişinin namazdan alacağı feyzin henüz tam kemâle ulaşmadığını gösterir. Rabbimiz bir ayetinde şu şekilde buyurur:

(Ey Resûlüm!) Kitab'dan sana vahyedileni oku ve namazı hakkıyla edâ et! Şübhe yok ki namaz, çirkin işlerden ve kötülüklerden (insanı) alıkoyar. 1

Bu âyet, namazın hakikatini bildirir. Hakikî manada kılınan bir namaz insanı kötülükten çevirir. Fakat insan bazen nefsine mağlûp olur, gaflete düşer, ibadetindeki şuur eksik kalır. Buna rağmen yine de namaz, o kişiyi tamamen dinden ve hayırdan kopmaktan muhafaza eden büyük bir bağ olabilir. Namazı bıraktığında ise kötülüğe karşı elindeki en mühim siperlerden birini de kaybetmiş olur.

İnsan her gün hayat yükü altına girer; namaz ise hem kuvvet, hem kalbe inşirah, hem de ubudiyet vazifesidir. Bu bakış, bazı namaz kılanlarda kusur var diye namaza soğuk bakmanın yanlışlığını gösterir. Çünkü namaz, insanların kusuruna göre değil, insanın Rabbine karşı vazifesine göre değerlendirilir.

Nefis ve şeytan kişiye namaza karşı bir tembellik verir, namaz ise insanı toparlayan, gafleti dağıtan, kalbi ikaz eden bir ibadettir. Bundan dolayı, bir kimsede kusur bulunması, onun namaza daha çok muhtaç olduğunu gösterir; namazdan uzak durması gerektiğini değil.

Bir hayır, bazı hatalar, kusurlar yüzünden terk edilmez. Bir kimse namaz kılıyor ama bazı yanlışlar yapıyorsa, o yanlışlar tashih edilir; fakat namaz küçümsenmez, ondan soğukluk duyulmaz.

Ayrıca insan bazen bir ibadeti yaptığı hâlde nefsini tamamen susturamaz; gurur, öfke, hased, gaflet gibi hastalıklar devam edebilir. Bu, ibadetin lüzumsuz olduğunu değil; nefsin terbiyesinin zaman istediğini gösterir. Namaz ise bu terbiyenin en mühim vesilelerinden biridir.

Şunu da hatırlatmak gerekir: Namaz kılan birinin yanlış yapması, hiç namaz kılmayanın daha iyi durumda olduğunu göstermez. Bilakis o kişinin iki hâli vardır: Bir güzel tarafı, bir de düzeltilmesi gereken tarafı. Güzel tarafı namazıdır; kusurlu tarafı ise ahlâkındaki veya amellerindeki eksikliktir. Doğru tavır, güzeli inkâr etmek değil; kusuru tashih edip ortadan kaldırmaktır.

Bu gibi sözlere şöyle cevap verilebilir:

  • “Bir Müslümanın hatası yüzünden Allah’ın emri terk edilmez.”

  • “Namaz kılanın yanlışı, namazın değil, nefsinin kusurudur.”

  • “O kişi namaz kıldığı hâlde yanlış yapıyorsa, namazını daha şuurlu yaşaması gerekir; yoksa namazı bırakması değil.”

  • “Bir doktorun hatası tıp ilmini çürütmez; bir memurun suçu devleti inkâr ettirmez. Aynı şekilde bazı insanların kusuru da ibadeti değersiz göstermez.”

Netice olarak, bir kimsenin namaz kıldığı hâlde bazı yanlışlar yapması, namazın lüzumsuz veya tesirsiz olduğunu göstermez. Kusurlu olan insan, kusursuz olan ise namazdır. Bu sebeple bir Müslümanın hatasına bakarak namaza soğuk durmak doğru değildir. Doğru olan, kişinin kusurunu kusur olarak görmek; namazın kıymetini ise ayrıca teslim etmektir. Zira namaz, insanı terbiye eden, kötülükten alıkoyan, kalbi ayakta tutan ve kula her gün yeniden istikamet kazandıran büyük bir ubudiyettir. Onun için denilmelidir ki; bir kimsenin kusuru namaza değil, nefsine aittir; çare ise namazdan uzaklaşmak değil, namazı daha şuurlu, daha ihlâslı ve daha doğru yaşamaktır.

Kaynakçalar
  1. Ankebut, 29/45.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız