Ahiret

25.03.2016

7312

Mü’minler Ölüm Anında Ne Yaşar?

Müminin ölümü nasıl olacak, azap çekecek mi?

28.03.2016 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İslam inancına göre ölüm, insanın yok olması değil, dünya hayatından ahiret hayatına geçişidir. Bu geçiş süreci, kişinin imanına ve amellerine göre farklı şekillerde gerçekleşir. Mümin bir kimse için ölüm, genel olarak Allah’ın rahmetine kavuşma anlamı taşımaktadır. Hadislerde bildirildiğine göre salih, yani iyi amelleri çok olan müminlerin ölüm anı kolay olur. Bu kimselere melekler güzel surette gelir, onları korkutmaz aksine müjde verir. Bu durum, Allah’a iman edip O’nun rızasına uygun yaşayan kullar için ölümün bir çeşit huzurlu bir geçiş olduğunu göstermektedir.

Bununla birlikte İslam âlimleri, ölüm anının tamamen acısız olmadığını da belirtmişlerdir. Çünkü ruhun bedenden ayrılması, insanın yaratılışı gereği zor bir süreçtir. Bu durumu en açık şekilde Peygamber Efendimizin (sav) yaptığı dua ortaya koymaktadır:

Allah’ım! Muhammed’e ölüm sancılarını kolaylaştır.1

Bu rivayetle Hz. Peygamber (sav) ölüm anındaki sıkıntının hafifletilmesini istemiştir. Bu hadis, ölüm esnasında bir “sekerat”, yani can çekişme halinin bulunduğunu, ancak bunun müminler için hafifletilebileceğini göstermektedir. Dolayısıyla mümin bir kişi ölüm anında az da olsa bir sıkıntı hissedebilir. Fakat bu, bir azap değil, daha çok geçiş sürecinin tabii bir zorluğudur.

Öte yandan iman ettiği halde günahları fazla olan müminlerin ölüm anı zorlu bir süreçtir. Hadislerde bu kimselerin ruhlarının bedenden daha zor çıktığı, meleklerin ise daha ciddi ve heybetli bir şekilde geldikleri ifade edilmiştir. Bu durum, kişinin dünyadaki hayatının bir karşılığı olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu kişiler imanlarını kaybetmiş değillerdir. Bu yüzden ölüm anında yaşadıkları zorluk, ebedi bir azap anlamına gelmez, sadece hesap sürecinin daha çetin geçeceğine işaret etmektedir. Ölüm süreci ile alakalı uzunca bir rivayette şöyle denilmektedir:

Mü’min bir kulun dünya ile alakası kesilip, ahirete yönelmeye başladı mı semadan
yüzleri güneşi andıran beyaz yüzlü melekler iner. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen ve cennet kokularından bir koku bulunur. Nihayet melekler o kişiden gözün görebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar.
Sonra ölüm meleği gelir ve o kişinin başının yanında oturup, şöyle der:
−‘Ey hoş ve mutmain olan nefis! Allah’tan bir mağfirete ve bir hoşnutluğa gitmek
üzere çık!’ Onun canı su kabından damlanın akması gibi akarak çıkar. Ölüm meleği de o
canı alır. Nihayet canı çıktı mı sema ile yer arasındaki bütün melekler ona dua ederler. Semanın kapıları ona açılır. Bütün kapılarda bulunan melekler, yüce Allah’a ruhuyla yükselmesi için dua ederler. Ölüm meleği onun canını aldığı zaman melekler, bir göz açıp kapatacak bir süre kadar dahi olsa onu asla bırakmazlar! Hemen onu alır ve canını cennet kefenine koyarlar.
İşte bu, yüce Allah’ın:
−“Nihayet birinize ölüm gelse, elçilerimiz onun ruhunu alırlar. Onlar eksik de
yapmazlar!”
En’am Suresi 61. ayet bunu anlatmaktadır. Yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusundan daha hoş olarak ruhu çıkar. Melekler onun ruhunu alıp yükselirler. Meleklerden bir topluluğun yanından geçtileri zaman mutlaka melekler:
−‘Bu hoş ve temiz ruh kimindir derler?’
Onlara:
−‘Bu filan oğlu filandır’ diyerek dünyada iken ona verilen isimlerin en güzelini
söylerler. Nihayet bu ruh ile dünya semasına ulaşırlar. Onun için kapının açılmasını
isterler ve kapı açılır. Herbir semadan o semanın mukarreb olan melekleri bir sonraki semaya uğurlarlar. Nihayet onu yedinci semaya ulaştırırlar.
Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:

−“Kulumun kitabını İlliyyin’de yazınız! İlliyyin’in ne olduğunu sen nereden
bileceksin? O yazılmış bir kitabtır. Mukarreb olanlar onu müşahede ederler.” Onun
kitabı İlliyyin arasında yazılır.
Sonra Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
−“Kulumu tekrar yeryüzüne götürünüz! Çünkü ben onlara şunu vadettim. Ben onları oradan yarattım, onları oraya iade edeceğim ve ikinci bir defa daha onları oradan çıkartacağım!”
Bunun üzerine, yere geri döndürülür ve tekrar ruhu onun cesedine geri verilir. O arkadaşlarının onu bırakıp gittikleri vakit ayakkabılarının sesini işitir. Onlar geri
dönmekte iken bu sefer ona şiddetle bağırıp çağıran Münker ve Nekir ismi iki melek gelir ve ona şiddetle bağırırlar ve onu oturtarak ona şöyle derler:
−‘Rabbin kimdir?’
O kişi:
−‘Rabbim Allah’tır’ der.
Melekler ona:
−‘Dinin nedir?’ diye sorarlar.
O kişi:
−‘Dinim İslam’dır’ der.
Melekler ona:
−‘Size gönderilen bu adam kimdir?’ diye sorarlar

O kişi:
−‘O, Allah’ın Rasulüdür’ der.
Melekler ona:
−‘Amelin nedir?’ diye sorarlar.
O kişi:
−‘Allah’ın Kitabını okudum, ona iman ettim ve onu tasdik ettim’ der. Bu sorgu
esnasında kulun namazı, orucu, zekatı ve diğer iyilikleri hazır bulunur. Allah’ın bir
vaadi olarak bu mü’min kul bu suallere istenildiği gibi cevap verir.
Melek ona şiddetlice:
−‘Rabbin kimdir? Dinin nedir? Rasulullah kimdir?’ diye sorar. İşte bu mü’minin karşı
karşıya kalacağı son fitne olacaktır.
İşte bu, Allah Azze ve Celle’nin:
“Allah, iman edenleri dünya hayatında da, ahiret hayatında da sabit bir sözle (tevhid sözüyle) sabit tutar…” İbrahim Suresi 27. ayetinde anlatılan budur.

O kişi:
−‘Rabbim Allah’tır, dinim İslam’dır, Rasulüm Muhammed sallallahu aleyhi ve
sellemdir’ der. Mü’min kulun sorgusu esnasında verdiği bu cevaplar üzerine Allah gökten, onun cevaplarını tasdik eder ve kabrinin genişletilmesini, kendisine cennet yataklarından bir yatak hazırlanmasını, cennetten elbiseler giydirilmesini, cennetten kabrine güzel kokular ve ılık rüzgarlar esmesi için kabri ile cennet arasına bir kapı açılmasını emreder. Buna müteakiben kabri 70 zira yani 35 metre genişletilir ve aydınlatılır. Daha sonra yüzü güzel, elbiseleri güzel ve kokusu hoş bir adam ona gelir ve der ki:
−‘Seni sevindirecek şeyleri sana müjdeliyorum. Allah’tan bir rıza ve içinde ebedi
nimetlerin bulunduğu cennetlerin müjdesini sana getirdim. İşte bu sana vaadolunan günündür.’ Mü’min kişi ona şöyle der:
−‘Allah sana da hayırlı müjdeler versin, sen kimsin? Senin yüzün hayırlı şeylerle gelen kimsenin yüzüne benziyor.’ O kişi de ona:
−‘Ben senin dünyada işlemiş olduğun salih amelinim der. Allah’a yemin ederim ki ben seni şöyle bildim. Allah’a itaat hususunda çabuk davranan bir kimse idin. Allah’a masiyet hususunda ağırdan alırdın. Bundan dolayı Allah seni hayırla mükâfatlandırdı.’ Sonra ona, cennette açılan bir kapı ve cehenneme açılan bir kapı açılır ve denir ki:
−‘Eğer Allah’a isyan etmiş olsaydın, gideceğin yer bura olacaktı! Allah onun yerine
sana bunu verdi.’
O kişi cennette olanları görünce şöyle der:

−‘Rabbim! Kıyametin kopmasını çabuklaştır ki ben aileme ve malıma kavuşayım!’
O kişiye:
−‘Sen burada kal!’ denilir. O kişi yeniden diriltilene kadar cennetteki makamını
seyreder durur. Ruhu ise, yeniden bedene döneceği kıyamet gününe kadar cennet
ağacına tutunmuş bir kuş olduğu halde temiz ruhların arasında bulunur.
Kâfir veya facir bir kişi dünya ile alakası kesilip, ahirete yöneldi mi, ona semadan kaba ve güçlü kuvvetli yüzleri siyah melekler semadan iner. Beraberlerinde cehennem ateşinden kaba elbiseler vardır! Nihayet melekler o kişiden gözün görebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar.
Sonra ölüm meleği gelir ve o kişinin başının yanında oturup, şöyle der:
−‘Ey murdar! Nefis, Allah’tan bir gazab ve öfkeye doğru çık!’ Ölüm meleğinin bu sözü üzerine, o kişinin ruhu cesedinde dağılır. Dalları budakları çok, demir çubuğun ıslak yünden çekilmesi gibi onun ruhunu çekip alır. Bu hal ile birlikte damarları ve sinirleri paramparça olur. Gök ile yer arasındaki herbir melek ve semadaki bütün melekler ona lanet ederler. Semanın kapıları kapanır. O kişinin ruhu Allah’a çıkmaması için dua etmeyen hiçbir melek kalmaz! Ölüm meleği o ruhu, bu bedeni ezmek maksadıyla ve Allah’ın nimetlerinden yararlanmamak amacıyla, bedenin üzerine giyilen kıldan dokunmuş elbiselere gir! der.
Melekler göz açıp kapatacak kadar bir zaman kadar dahi olsa, onun elini bırakmazlar! O kişiyi hemen o getirdikleri kaba elbiselere sararlar. O kişiden, yeryüzünde görülmüş en kötü kokan leşin kokusu gibi bir koku çıkar. Melekler onu alıp yükselirler. Meleklerden bir topluluğun yanından geçtiklerinde mutlaka melekler:
−‘Bu murdar ruh kimdir?’ derler.
Onu götüren melekler de:
−‘Bu, filan oğlu filandır’ diyerek dünya hayatında ona verilen en kötü ismiyle onu
anarlar. Nihayet o, dünya semasına getirilir. Ona kapının açılması istenir ama ona kapı açılmaz!2

Sonuç olarak, İslam’a göre müminin ölümü tamamen korkulacak bir yok oluş değil, rahmete açılan bir kapıdır. İyi amelleri fazla olan müminler için ölüm kolay ve huzurlu bir şekilde gerçekleşirken, günahları fazla olanlar için daha zor geçecektir. Bununla birlikte her iki durumda da müminin ölümünde temel belirleyici unsur imandır. Ölüm anındaki sıkıntı ise genel bir durum olmakla birlikte, Allah’ın rahmeti sayesinde müminler için hafifletilen bir geçiş süreci olarak değerlendirilmektedir.

Kaynakçalar
  1. Sünen-i İbn Mâce, Cenaiz 64; Sünen-i Tirmizî, Cenaiz 8

  2. Muhammed Nâsıruddin el-Albani, "Ahkâmu’l-Cenâiz", s. 132-134. (https://ia800809.us.archive.org/28/items/AhkamulCenaiz/Ahkamul%20Cenaiz.pdf)


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız