Muhammed suresi 19. Ayetin meali şöyledir:
(Ey Habîbim!) İşte gerçekten şunu bil ki, Allah’dan başka ilâh yoktur! Hem kendi günahın için, hem de mü’min erkeklerle mü’min kadınlar için (Allah’dan) mağfiret dile! Allah, (dünyada) gezip dolaştığınız yeri de, (âhirette) kalacağınız yeri de bilir.
Fetih suresi 2. Ayetin meali ise şöyledir:
Tâ ki Allah, senin günâhından geçmiş ve gelecek olanı, senin için bağışlasın; üzerine olan ni‘metini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola hidâyet etsin!
Tefsirlerde bu mesele çeşitli şekillerde izah edilmiştir. Merhum Elmalılı Tefsirinde, Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri gibi bir kısım mübarek zatların günahtan maksat; "ümmetin günahlarıdır" şeklinde yorumladığına yer verir.1
Bediüzzaman Hazretleri de günahlardan maksadın "hakiki günahlar" olmadığını ifade eder ve "ismet var, günah yok" şeklinde meseleye açıklık getirir. Ayrıca Fetih suresinin sonundaki mağfiret kelimesi ile başındaki mağfiret kelimesini ilişkilendirir. Mağfiretten maksadın, sahabe efendilerimizin yakın gelecekte çıkacak fitneler içinde bir kısım kusurları olacağını ve Allah'ın da o kusurları affedeceğini ifade eder. 2 İmam Kurtubi de, Ali er-Ruzebari'nin şu izahına yer verir:
Yüce Allah (âdeta) şöyle buyuruyor: Şayet senin geçmişte bir günahın olsaydı, ya da gelecekte bir günahın olursa şüphesiz ki biz onu sana bağışlarız.3
Fahrettin Razi de Muhammed suresinin 19. Ayetini tefsir ederken bir kaç ihtimal üzerinde durmaktadır. Burada "günahının bağışlanmasını iste" ifadesinden maksat; ya Resul-i Ekrem (asm) Efendimize hitaptır. Yani kastedilen şudur: "Allah Teâlâ Peygamberimize (asm) hitap etmiştir fakat müminleri kastetmiştir. Fahrettin Razi bu ihtimalin çok isabetli olmadığını ifade eder.
İkinci ihtimal ise bizzat Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz kastedilmiştir. Bahsedilen günah ise Efendimiz (asm) açısından daha efdal olanı terk etmeden ötürüdür. (Yani iki hayırlı olan şeyden daha az hayırlı olanı tercih etmiş olmasıdır.) Yoksa Peygamber Efendimiz (asm) günah işlememiştir.
Bir başka ihtimal ise günahtan kasıt; güzel ameller işlemeye muvaffak olmak ve kötü amellerden de uzak durmaya gayret etmek kastedilmiştir. (Yani Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) bağışlanmayı istemesi; "Allah'ım! Beni güzel ameller işlemede muvaffak eyle ve çirkinliklerden ve kötü amellerden de uzak eyle!" demesinden ibarettir. O'nun (asm) istiğfarı budur. Zira günahı yoktur.)
Evet, Peygamber Efendimizin (asm) istiğfar etmesi Allah'tan ismetinin (günahsızlığının) muhafaza edilmesini istemesi manasındadır. Müminler için istiğfar etmesi ise müminlerin bağışlanmasını Allah'tan istemesidir.4
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Ku’ran Dili, Ketebe Yayınları, İstanbul 2025, c. 6 s.82
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 27
İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami'l-Kur'an, Buruc Yayınları, İstanbul 2002, c. 16, s. 170
Fahruddin er-Razi, Tefsir-i Kebir, Huzur Yayınevi, İstanbul 2013, c. 20, s. 103

