Sünnet, Peygamber Efendimize (sav) nisbet edilen söz, fiil ve yapıldığını gördüğü bir şeye karşı sükut edip reddetmemesi demek olan takrire denir. Bediüzzaman Hazretlerine göre sünnetin kaynağı Peygamber Efendimizin (sav) sözleri, fiilleri ve ahvali (halleri)) olmak üzere üç kısımdır. Bu üç kısım da farzlar, nafileler ve âdetler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Herkes farz ve vaciplerde Peygamber Efendimize (sav) uymak zorundadır. Terk edilmesi halinde azap vardır. Nafileler kısmına Müslümanlar uymakla mükelleftir ve çok büyük sevaplar vardır. Terk edilmesinde ise azap yoktur. Değiştirilmesi ise bid'at ve dalalettir.
Peygamber Efendimizin (sav) âdetlerine uymanın ise ferdî ve toplum hayatı açısından birçok hikmeti ve faydası bulunmaktadır. Yine Bediüzzaman Hazretlerine göre insanın tembellik ederek sünnete uymaması büyük bir zarardır. Sünneti önemsiz görmesi büyük bir cinayettir. Sünneti tenkit etmesi ise büyük bir dalalet ve sapkınlıktır.
Üstad Bediüzzaman'a göre sünnet, birer yıldız ve lamba vazifesi görerek insana rehberlik yapmakta ve hayat yolunu aydınlatmaktadır. Ona göre sünnete sarılan yükselir, hakiki mutluluğa ulaşır, tereddüt ve vesveselerden kurtulur, yolu aydınlanır, yükü hafifler, üzerindeki manevi baskılar azalır. Sünnet ruh, akıl ve kalbin manevi yaralarına devadır. Hem dünya hem de ahiretin temel taşıdır. Sünnete uymakla âdetler, ibadete dönüşür. Bediüzzaman Hazretlerine göre sünnete uymak her zaman çok önemlidir. Özellikle bid'at denilen dinde olmayan sünnete zıt uygulamaların yaygınlaştığı, ümmetin fesada düşüp bozulduğu zamanlarda ise sünnete uymak son derece önemlidir. Hatta böyle bir zamanda sünnetin küçük bir âdâbına uymak, kuvvetli bir imanın ve takvanın alâmeti olduğunu söyler.
Tüm bu yönleriyle Peygamber Efendimizin (sav) yapmış olduğu her hal ve davranış sünnet olarak değerlendirilir. Peygamber Efendimiz (sav) sarık sarmış, cübbe giymiş, misvak kullanmıştır. Buna göre sarık, cübbe ve misvak gibi şeyler Peygamber Efendimiz (sav) bizzat kullandığı için sünnet olarak değerlendirilir.
Misvak, doğal bir ağız temizleyici olup plak ve yemek artığını temizler, kötü kokuyu önler. Abdest ve namaz öncesi kullanımı, manevi temizliğin yanında bedensel temizliğe de dikkat çekerek Müslümanın temiz, düzenli ve saygılı bir şekilde Rabbinin huzuruna çıkmasını sağlar. Temiz ağız, nezaketin ve saygının göstergesidir. İnsanların birbirine kötü kokusuz, temiz bir ağızla yaklaşması sosyal iletişimi güçlendirir. Peygamber Efendimiz (sav) ümmetini çok defalar misvak kullanımına şöyle teşvik etmiştir.
Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini temizlemelerini emrederdim.1
Huzeyfe’den (ra) rivayet edildiğine göre Resulullah uykudan kalkınca dişlerini (misvak denilen ağaç dalıyla) ovarak temizlerdi. 2
Hz. Aişe’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Biz, Resulullah’ın misvakını ve abdest suyunu hazırlardık. Gece, Allah’ın izniyle uyanır, önce misvak kullanır, sonra abdest alır ve namaz kılardı.3
Ebu Musa el-Eş’ari’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Bir gün Peygamber’in yanına girdim. Misvakının ucu dilinin üzerindeydi. 4
Bütün bu hadislerden de anlaşılacağı üzere misvak kullanımı Peygamber Efendimizin (sav) kuvvetli bir sünneti olarak karşımıza çıkar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sünnete göre yaşayan, sünnete uygun davranan kişinin sünnetin kaynağının Peygamber Efendimiz (sav) olduğunu hatırlar ve bu hatırlayış zamanla kişinin kalbini Allah'a yönlendirdiğini belirtir. Bu durumu şu şekilde ifade eder:
Doğrudan doğruya sünnet-i seniyeye ittibâ‘etmek, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hâtıra getiriyor. O ihtârdan, o hâtıra, bir huzûr-u İlâhî hâtırasına inkılâb eder. Hatta en küçük bir muâmelede; hatta yemek, içmek ve yatmak âdâbında sünnet-i seniyeye mürâât ettiği dakikada, o âdî muâmele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibâdet ve şer‘î bir hareket oluyor. Çünkü o âdî hareketiyle Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a ittibâı düşünür ve şerîatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şerîatın sâhibi, o olduğu hâtırına gelir. Ve ondan Şâri‘-i Hakîkî olan Cenâb-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi‘ huzûr ve ibâdet kazanır. 5
Sünnet-i seniyyeye doğrudan uymak, insanın gönlünde Peygamber Efendimizi (sav) hatırlatır. Bu hatırlayış zamanla Allah’ın huzurunda olma duygusuna dönüşür. Hatta yemek yemek, su içmek, uyumak gibi günlük işlerde bile sünnete uygun davranıldığı anda, o sıradan işler sevap kazandıran bir ibadet haline gelir.
Çünkü kişi bu basit davranışları yaparken Peygamber Efendimiz’e (sav) uyduğunu düşünür, bunun dinimizin bir edebi olduğunu fark eder. Böylece bu edebi getiren Peygamber’i hatırlar, onun da Allah’ın elçisi olduğunu idrak eder. Kalbi Allah’a yönelir ve içinde bir huzur, bir kulluk bilinci meydana gelir.
Bununla beraber ağız temizliği yapılacağı zaman misvak bulunamazsa diş macunu ile ağız temizliği yapılabilir. Ancak diş fırçasının ve macununun içeriği de çok önemli bir konudur. Dinimizce uygun olmayan ve sağlığımıza zararlı olan macun ve fırçaları kullanmak doğru değildir. Günümüzdeki fırça ve macunların içerisindeki kimyevi maddelerin helallik ve sağlığa uygunluğu da çok önemlidir. Gliserin gibi hayvansal olma ihtimali olan girdiler, ayrıca Titanyum dioksit, SLS ve florür gibi zararlı maddeler içerebilirler. Yine içeriğinde sentetik tatlandırıcı ve aromalar da helallik noktasında ciddi risk oluşturmaktadır. (www.gimdes.com sitesi üzerinden helal sertifikalı ürünler öğrenilebilir.)
Sonuç olarak misvak, Peygamber Efendimizin (sav) bir sünnetidir. Mümkün mertebe sürekli misvak kullanmaya gayret edilmelidir. Misvak bulunamadığı zaman da ise diş macunu ile ağız temizliği yapılabilir. Ancak macunun içeriğinin dinimizce uygun ve sağlığımıza zararlı maddeler içermemesi gerekmektedir.
Buhârî, Cum'a, 8.
Müslim, Tahâret, 46.
Müslim, Müsâfirîn, 139.
Buhârî, Vudû, 73.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 151.

