Abbâsîler döneminde "Mihne" diye bilinen, bazı âlimlerin sorguya çekilip eziyet edilmesine ilişkin süreç yaşanmıştır. Ancak bu durumunun İslam tarihi boyunca sıklıkla yaşandığı ve genel İslam düşünce geleneğini temsil ettiğini söylemek doğru olmaz. Öncelikle şunu netleştirmek gerekir: Mihne, İslam tarihinde nadir görülen, kısa süreli ve istisnaî bir uygulamadır. Özellikle Halife Me’mun döneminde başlamış (833) ve daha sonra Mu‘tasım ile Vasık zamanında devam etmiş, fakat Mütevekkil döneminde (848 civarı) tamamen sona erdirilmiştir. Yani yaklaşık 15 yıl kadar sürmüştür.
Bu süreçte devlet, özellikle Kelam tartışmalarından biri olan "Kur’an mahluktur" (yaratılmıştır) görüşünü resmi ideoloji haline getirmiştir. Bu görüş, daha çok Mutezile ekolüne aitti. Halifeler, bu görüşü kabul etmeyen âlimleri sorgulamış, bazılarını görevden almış, hatta hapse atmıştır. En meşhur örnek, büyük hadis ve fıkıh âlimi Ahmed bin Hanbel’in bu baskıya direnişidir.1
Ancak burada önemli bir nokta vardır: Bu baskı, İslam’ın temel öğretilerinden kaynaklanan bir zorunluluk değildir. Daha çok siyasi iktidarın, belirli bir mezhebin etkisi altına girerek bunu zorla yaymaya çalışmasıdır. Yani mesele dinin özünden ziyade, devlet gücünün yanlış kullanımıyla ilgilidir. Nitekim Mihne sona erdikten sonra İslam dünyasında farklı görüşler yeniden serbestçe tartışılmış, hiçbir mezhep devlet eliyle zorla kabul ettirilmemiştir.
Bu yönüyle Mihne’yi, Engizisyon ile birebir aynı görmek doğru değildir. Çünkü Engizisyon, özellikle Orta Çağ’da Katolik kilisesi tarafından kurulmuş, yüzyıllar boyunca sistemli şekilde devam eden bir yargı ve cezalandırma mekanizmasıdır. Engizisyon mahkemelerinde, kilisenin resmi görüşüne aykırı düşünen kişiler "sapık" (heretik) ilan edilerek yargılanmış, işkence görmüş ve çoğu zaman idam edilmiştir. Örneğin Giordano Bruno 1600 yılında fikirlerinden dolayı yakılarak idam edilmiştir.
Tarihçiler, özellikle İspanyol Engizisyonu’nda binlerce insanın idam edildiğini ve çok daha fazlasının işkence gördüğünü belirtir. Bu süreç, yalnızca birkaç yıl değil, yaklaşık 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren uzun ve kurumsallaşmış bir baskı sistemidir.2
Sonuç olarak: Mihne olayı, yüzeysel olarak bakıldığında devletin düşünceye müdahalesi gibi görünebilir ancak kısa süreli, sınırlı ve istisnai bir olaydır. Buna karşılık Engizisyon, kurumsallaşmış, uzun süreli ve sistematik bir baskı mekanizmasıdır. Bu nedenle ikisini eşitlemek tarihi açıdan doğru değildir.
Hayrettin Yücesoy, "Mihne", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2020, c. 30, s. 26-28.
Kürşat Demirci, "Engizisyon", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1995, c. 11, s. 238-241.

