RİSALE-İ NUR

12.03.2009

4533

İnsan Kalbinin Binlerle Âleme Örnek ve Pencere Olması

Mesnevî-i Nûriye'de geçen "insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan" cümlesını izah edebilir misiniz?

12.03.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer şöyledir:

Evet, aklı bozulmayan bir şahıs, teemmülünün neticesinde anlar ki, meselâ bal arısını pek çok şeylere fihrist yapan ve kitâb-ı kâinâtın ekser mesâilini insanın mâhiyetinde yazan ve incir nüvesinde incir ağacının programını derc eden ve insanın kalbini binlerle âlemlere örnek ve pencere yapan ve beşerin kuvve-i hâfızasında târîh-i hayatını taallukātıyla beraber yazan, ancak ve ancak her şeyi yaratan Hâlık olabilir. Ve böyle bir tasarruf, yalnız ve yalnız Rabbü’l-Âlemîn’e mahsûs bir hâtemdir. 1

İnsanın kalbi, sadece et parçası olan maddî bir organ değildir. Kalp; idrak etmenin, tefekkür etmenin, sevmenin, korkmanın ve yönelmenin merkezidir. Maddeden mücerret, manevî bir latîfedir. Bu sebeple kalbin “binlerce âleme örnek ve pencere olması” maddî değil, manevî cihetiyle anlaşılmalıdır.

İnsan küçük bir kâinat, kâinat ise büyük bir insandır. Kâinatı küçültsek insan, insanı büyütsek kâinat olur. Bu benzetme, insanın kalbinde bulunan duygular ile kâinattaki hâdiseler arasındaki derin irtibatı gösterir.

Kalpte bulunan her bir duygu, kâinatta görülen bir hâdisenin küçük bir numûnesi gibidir. Meselâ, kalpteki öfke kâinatta kasırga ve fırtına şeklinde tecellî eder. Neşe, bahar ve yaz gibi hayat verici hâdiselere benzer. Korku, gök gürültüsü ve karanlık; hüzün, sonbahar ve kış başlangıcı gibidir. Muhabbet çekim kuvvetine, nefret itme kuvvetine benzer. Hayırlı ilhamlar melekleri, şeytanî vesveseler şeytanı hatırlatır. Böylece kalpteki her bir hâl, kâinattaki bir âlemin küçük bir örneği olur. Bu yönüyle kalp, binlerce âleme örnektir.

Kalbin âlemlere örnek olması bununla da sınırlı değildir. Kâinatta tecellî eden Allah'ın güzel isimleri, küçük bir mikyasla insan kalbinde de tecellî eder. Dağlarda tecellî eden Azîz ismi izzet sahibi bir kalpte görünür. Temiz denizlerde tecellî eden Kuddûs ismi, vesveseden arınmış bir kalpte yansır. Âlemde görünen Rahîm ismi, merhametli bir kalpte tecellî eder. Bu durum, kalbin kâinatla olan bağlantısını gösterir.

Kalbin binlerce âleme pencere olması ise hayal, tefekkür ve tasavvur gibi manevî kuvveleri sayesinde gerçekleşir. İnsan, kalbiyle geçmişe gider, peygamberlerin kıssalarını temaşa eder; Cenneti ve Cehennemi tefekkür eder. Bütün bunlar kalbin açtığı pencerelerle olur. Bazı Allah dostları ise bu hakîkatleri hayal seviyesinde değil, kalp gözüyle daha derin bir idrakle müşahede ederler.

Bu hakîkat bizi önemli bir sonuca götürür: Âlemin/kâinatın sahibi kim ise kalbin sahibi de O’dur. Çünkü kâinatta tecellî eden her hakîkat, kalpte de bir karşılık bulmaktadır. Kâinatı yaratmak için gereken sonsuz kudret, ilim ve hikmet; kalbi yaratmak ve onu binlerce âleme örnek ve pencere yapmak için de gereklidir. Bu da ancak Allah Teâlâ’ya mahsustur.

Netice olarak insan, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarını yansıtabilecek bir mahiyette, donanımda ve fıtratta yaratılmıştır. Kâinat ile insan kalbi arasındaki bu bağ, insanı “küçük bir kâinat” yapmıştır. Bu kabiliyetlerin inkişaf edip ortaya çıkması ise, ancak iman ve İslâm terbiyesiyle mümkündür. Mesnevî-i Nuriye’de geçen “insanın kalbini binlerce âleme örnek ve pencere yapan” ifadesi, işte bu derin ve hikmetli hakîkati anlatmaktadır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.8


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız