Soru

Medrese'tüz-Zehra İle İlgili Ödenek

Sultan Reşad 19 bin altın vermiş medrese için. Medrese yapılmasına Dünya harbi engeliyle fırsat olmamış. Bu 19 bin altın ne oldu bilginiz var mı?

Tarih: 3.06.2021 23:13:28
Okunma: 265

Cevap

Sultan Reşad ile Bediüzzaman Hazretlerinin arasında vuku bulan bu meselenin aslını aşağıya genişçe alıyoruz.

Bediüzzaman Hazretlerine 1911’de ikinci kez geldiği İstanbul’da saraydan bir dâvet gelir. Sultan Reşad, Rumeli’ye yapacağı seyahatte, doğu vilayetlerini temsilen Bediüzzaman’ın da aralarında bulunmasını ister. O vakitler gerek padişah, gerekse hükümetin başında olan İttihad ve Terakki Partisi’nin önde gelenleri, Bediüzzaman’ı iyi tanıyorlar, ilminden ve vatanperverliğinden dolayı hürmet ve takdirle karşılıyorlardı. Yapılan bu dâvet de bunun bir göstergesiydi.

Bu seyahatte Bediüzzaman Hazretleri, Padişah ve erkânına, Van’da kurmayı düşündüğü Medresetüzzehrâ projesini anlatma imkânı buldu ve bu şark (Doğu Anadolu) üniversitesinin inşası noktasında onlardan kesin yardım sözü aldı. Kendisi bu meseleyi sonraki yıllarda şöyle nakleder:

“İttihadcılar (İttihad Terakki Hükümeti) zamanında Sultan Reşad’ın Rumeli’ye seyahati münasebetiyle Kosova’ya gittim. O vakit Kosova’da büyük bir İslâmî darülfünun (fen fakültesi) tesisine teşebbüs edilmişti. Ben orada hem İttihadcılara, hem Sultan Reşad’a dedim ki: “Şark (Doğu Anadolu) böyle bir darülfünuna daha ziyade muhtaç ve Âlem-i İslâm’ın merkezi hükmündedir. O vakit bana vaad ettiler. Sonra Balkan harbi çıktı. O medrese yeri istilâ edildi. Ben de dedim ki: ‘Öyleyse o yirmi bin altın lirayı Şark Darülfünununa veriniz.’ Kabul ettiler. Ben de Van’a gittim. Ve (Van Valiliği emrine gönderilen) bin lira (tahsisat) ile Van Gölü kenarında Edremit’te temelini attıktan sonra Harb-i Umumî (1. Dünya Savaşı) çıktı. Tekrar geri kaldı.”[1]

Bediüzzaman ’ın Medresetüzzehrâ Üniversitesinin temelini attığı Van Edremit sahilindeki günümüzde Vali Konağı ve Misafirhanesi olarak kullanılan yer.

Üstadın da kendi ifadesiyle verilecek olan altın 20 bin adettir. Bu altınların tamamı hiçbir zaman Bediüzzaman Hazretlerinin eline geçmemiştir. Zaten bu mümkünde değildir. Zira bu ödenek aslında Sultan Reşad’ın Balkanlarda kurmak istediği üniversite için ayrılan ödenektir. Fakat 1913’te çıkan Balkan Harbi sebebiyle oradaki Darülfünun (Üniversite) kurulamamıştır. Dolayısıyla bu savaş çıktıktan sonra Bediüzzaman Hazretleri “Öyleyse o yirmi bin altın lirayı Şark Darülfünununa veriniz.” Diyerek dönemin hükümetine teklifte bulunmuş ve Sultan Reşad yapılan bu teklifi uygun görüp kabul etmiştir.

Hem böyle büyük miktarda bir ödenek; 600 yıllık devlet geleneği ve tecrübesi olan Osmanlı gibi yüce bir devletin, şahsa verilmeyeceğini elbette bilir. Bu tarz büyük bir ödeneği değil elden teslim etmek, tek bir kalem bile almışsa bunu kayıt altına alarak resmileştiren muhteşem bir sistem, halen yer yüzünde bulunan hiçbir devlet tarafından yapılamamıştır. Bu bir iddia değildir! Devlet Arşivliği Başkanlığına girip araştıran her kes bu hakikati görebilir.

Resmi olarak verilmesi gereken bu ödenek, yine o dönemin Valilik Makamına gönderilmiştir. Bütün yazışmalar resmi olarak yapılmış ve ödenecek olan miktar, ihtiyaç nereye ne kadar oluyorsa yine resmi evrak ile hükümet görevlileri tarafından sağlanmıştır.

İlk başta, kurulacak olan Üniversite binasının temellerinin atılması için bin altın tahsis edilmiştir ve bunlar kayıtlıdır. Halen Devlet Arşivleri Başkanlığında bu belgeler bulunmaktadır. Buraya belgelerin bazılarını alıyoruz.

Bu Telgraf Vali Tahsin Paşa tarafından, Sadâret makamına çekilmiş ve yapılacak olan üniversite için ödenek talebinin Telgrafıdır.

 [2]

 

Bu Telgraf da, ödeneğin miktarının Dâhiliye Nezâreti tarafından gerekli yere sevk edildiği ile ilgii olan belgedir.

Bu belgeden de, yapılacak olan üniversite için altın miktarına tekabül eden paranın tahsil olunduğunu anlıyoruz.

 [3]

Bediüzzaman’ın inşa etmeye çalıştığı Medresetüzzehrâ Üniversitesinin temelleri 1913’te atılır. Fakat 1914’te birinci dünya savaşı başlar ve arkasından Hazreti Üstadın; esaret, sürgün, mahkeme ve hapis hayatı ile kaderin tecellisi başka bir planı ortaya koyar.[4]

Hülasa edecek olursak; vaad edilen altınlar hiçbir vakit Bediüzzaman Hazretlerinin eline geçmemiştir. Bütün işler resmî kayıtların dışına çıkılmadan yapılmıştır.

Bu asılsız iddialara karşı da ümmet için kendini maddi manevi feda eden bir kahramana karşı, saygı, hürmet ve duaya davet ediyoruz.

Yunus Suresinde geçen şu ayetlerin Allah'ın Velî kulları hakkında olduğunu da unutmamak gerekir!

62. "Dikkat edin! Şübhesiz, Allah’ın velî kullarına hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

63. Onlar, îmân edip günahlardan sakınmakta olan kimselerdir.

64. Dünya hayâtında da, âhirette de en büyük müjde onlaradır. Allah’ın kelimelerinde size verdiği sözlerde değişme yoktur! İşte büyük kurtuluş ancak budur!"

 

Bir Hadîs-i Şerîfte de Peygamber Efendimiz (ASM), Allah’ın velî kullarının kim oldukları hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır.” (Râzî, c. 9/17, 132)

 

 

 


[1]. Emirdağ Lâhikası-2, s. 301

[2] Devlet Arşivleri Başkanlığı

[3] Devlet Arşivleri Başkanlığı

[4] Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrât Neşriyat Yayınları 1. Cilt

 

 

 

 

 


Yorum Yap

Yorumlar