İ‘lem eyyühe’l-azîz ! Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefîhe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta‘dîli büyük bir himmete muhtâçtır. Ve kezâ, beşeriyet ruhundan dünyaya bakan pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması, ancak Allâh’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.1
Günümüz teknolojisi ve medeniyeti, dünyayı adeta küçük bir köy haline getirmiştir. Gelişmiş iletişim araçları ve ulaşım vasıtaları sayesinde her insan, dünyanın en ücra köşesinden bile anında haberdar olabilmekte, hatta olaylara müdahale edebilmektedir. Bu süreçte uzaklar yakınlaşmış, gizli kalmış meseleler aşikar hale gelmiş ve ihtiyaçlar en kısa sürede giderilebilir bir hıza kavuşmuştur. Bu teknolojik devrim, insanın manen yükselmesi ve ahiret hazırlığı için büyük bir nimet olma potansiyeli taşırken; aynı oranda tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Günümüz vasıtalarıyla günahlara ulaşmak ve gaflete düşmek, geçmişe kıyasla çok daha kolay bir hal almıştır. Modern medeniyet, insanı keşfettiği günden bu yana onun ruhundaki gizli hissiyatı tetiklemektedir. Bu duygular için uygun ortamlar oluşturulmakta ve insanın fıtratındaki pek çok hissin yüzü dünyaya çevrilmektedir. Gelinen noktada insan, dünyaya bağımlı hale getirilmiş; dünya saadetini tek gaye haline getirerek derin bir gaflete sürüklenmiştir. İnsanı dünyaya çok çeşitli yönlerden bağlayan bu zincirlerden kurtulmak, ancak ilahi bir lütuf ve yüksek bir farkındalıkla mümkün olabilir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 15

